Ataşehir Yokluk (Yok Hükmünde İşlem) Davaları Avukatları
Ataşehir, İstanbul ilçesinde yokluk (yok hükmünde işlem) davaları alanında hizmet veren 2.125 avukat. İdari ve özel hukuk işlemlerinde yokluk, keenlemyekun evlilik, yetki gaspı ve unsur eksikliği süreçleriyle inceleyin.
Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.
İstanbul Barosu bünyesinde 22528 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 77608 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 27785 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 68498 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 75210 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu bünyesinde 64572 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 52298 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 42449 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 39262 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 93107 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 90128 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 99919 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu bünyesinde 16592 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 86091 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 11761 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul Barosu'nun 11208 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 42504 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 19348 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 21150 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 21571 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 27988 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 89527 sicil numarasıyla kayıtlıdır.
87270 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 98221 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
34712 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
96466 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 80385 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 50802 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
71466 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 59157 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
57220 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 47997 sicil numaralı üyesidir.
75631 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 93603 sicil numaralı üyesidir.
41187 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
44981 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 50064 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu bünyesinde 28866 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 82123 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu bünyesinde 59280 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 78018 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 36205 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu'nun 88028 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
43511 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 82777 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu'nun 46026 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
İstanbul Barosu bünyesinde 33619 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
19263 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.
İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 61723 sicil numaralı üyesidir.
İstanbul Barosu bünyesinde 42461 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.
Ataşehir, İstanbul Yokluk (Yok Hükmünde İşlem) Davaları Avukatları — Kapsamlı Rehber
Bu rehber, Ataşehir (İstanbul) bölgesinde yokluk (yok hükmünde işlem) davalarını; idari işlemin yokluğu, keenlemyekun evlilik, yetkisiz temsil, unsur eksikliği ve kurucu iradenin bulunmaması açısından ayrıntılı biçimde ele alır. Amaç, bir işlemin gerçekten yok hükmünde mi, yoksa yalnızca iptal edilebilir veya butlanla sakat mı olduğunun doğru ayırt edilmesine ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli seçmenize yardımcı olmaktır.
- Hiç doğmamış işlem: Yok hükmündeki işlem, kurucu unsuru bulunmadığından hukuk âleminde hiç var olmamış sayılır ve hiçbir sonuç doğurmaz.
- Süreye tabi değil: Yokluk kural olarak hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve mahkeme resen dikkate alabilir.
- Tespit niteliğinde karar: Mahkeme kararı işlemi ortadan kaldırmaz; hiç doğmamış olduğunu açıklayıcı biçimde tespit eder.
- Yer: Ataşehir ile bağlantılı uyuşmazlıklar işlemin türüne göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemede görülür.
- Herkes ileri sürebilir: Yokluk, taraf olsun olmasın menfaati bulunan herkes tarafından ileri sürülebilir.
Yokluk (Yok Hükmünde İşlem) Nedir? Kapsamı
Yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için gereken kurucu (asli) unsurlardan en az birinin hiç bulunmaması nedeniyle, o işlemin baştan itibaren hiç var olmamış sayılması hâlidir. Hukukumuzda bir işlemin geçersizliği farklı derecelerde ortaya çıkabilir: en ağır sakatlık yokluk, ardından kesin hükümsüzlük (butlan), sonra iptal edilebilirlik ve nihayet askıda hükümsüzlük gelir. Yoklukta ortada hukuken hiçbir zaman doğmamış bir görüntü bulunduğundan, iptal edilecek veya geçersizliği ilan edilecek bir işlem dahi yoktur.
Bu ayrımın pratik önemi büyüktür. Yok hükmündeki bir işlem hiçbir hukuki sonuç doğurmaz; herhangi bir hakka, borca veya statüye kaynaklık edemez. Bu nedenle yokluğun ileri sürülmesi kural olarak bir süreye bağlı değildir, menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve mahkeme yokluğu resen dikkate alabilir. Buna karşılık iptal edilebilir işlemler geçerli biçimde doğar ve çoğunlukla belirli süreler içinde dava edilmezse kesinleşir. Aşağıda yokluğun en sık karşımıza çıktığı başlıklar özetlenmiştir:
Yokluk davalarında en kritik nokta, sakatlığın gerçekten kurucu bir unsurun yokluğundan mı kaynaklandığının doğru tespitidir. Uygulamada bir işlemin yok hükmünde mi, yoksa yalnızca iptal edilebilir veya kesin hükümsüz mü olduğu sıklıkla tartışılır. Bu nitelendirme yanlış yapıldığında, süreye tabi bir iptal davası kaçırılabilir ya da hiç var olmayan bir işlem için gereksiz bir iptal davası açılabilir. Bu nedenle her dosyanın, işleme ve ilgili özel mevzuata göre bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerekir.
Yokluk, Butlan ve İptal Edilebilirlik Ayrımı
Hukuki işlemlerdeki sakatlıklar tek bir çerçevede toplanamaz; her sakatlığın sonucu ve ileri sürülme biçimi farklıdır. Yokluk, bu sakatlıkların en ağırıdır: kurucu unsur hiç bulunmadığından işlem doğmamıştır. Kesin hükümsüzlük (butlan) hâlinde işlem doğmuştur ancak emredici bir kurala, ahlaka veya kamu düzenine aykırılık gibi bir nedenle baştan itibaren geçersizdir. İptal edilebilirlikte işlem geçerli biçimde doğar ve hüküm doğurur; yalnızca ilgili tarafın istemiyle geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırılabilir.
Bu üçlü ayrım, dava stratejisini doğrudan belirler. Yoklukta ve butlanda, mahkemenin kararı kural olarak açıklayıcı (tespit edici) niteliktedir ve süreye bağlı olmaksızın herkes tarafından ileri sürülebilir. İptal edilebilirlikte ise işlem, dava açılıp iptal edilene kadar geçerliliğini korur; bu davalar çoğunlukla belirli hak düşürücü sürelere tabidir. Somut olayda hangi sakatlığın bulunduğunun doğru tespit edilmemesi, hem yanlış davanın açılmasına hem de sürelerin kaçırılmasına yol açabilir.
Bir işlemi yanlışlıkla iptal edilebilir sayıp süresinde dava açmamak hak kaybına; gerçekte yalnızca iptal edilebilir bir işlemi yok saymak ise haksız güven ve tazminat sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle nitelendirme, dosyanın en kritik aşamasıdır.
Ayrıca askıda hükümsüzlük gibi ara kategoriler de vardır. Örneğin yetkisiz temsilcinin yaptığı bir sözleşme, temsil olunanın onayı (icazeti) ile geçerli hâle gelebilir; oysa kurucu unsuru hiç bulunmayan bir işlem sonradan onayla canlandırılamaz. Bu incelikler, işlemin geçmişine ve ilgili özel mevzuata göre değerlendirilmelidir.
İdari İşlemin Yokluğu
İdare hukukunda kural, bir idari işlemin hukuka aykırı olsa dahi iptal edilene kadar geçerli sayılması ve icra edilebilmesidir; buna idari işlemin hukuka uygunluk karinesi denir. Ancak bazı işlemler o kadar ağır ve bariz biçimde hukuka aykırıdır ki, hiç var olmamış (yok hükmünde) sayılırlar. Bu ağır sakatlık hâllerinde işlem, hukuka uygunluk karinesinden yararlanamaz ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın idari yargıda dava konusu edilebilir.
İdari işlemin yokluğunun tipik örnekleri arasında yetki gaspı ve fonksiyon gaspı gelir. Yetki gaspında, idari işlemi hiçbir yetkisi bulunmayan bir kişi veya makam tesis etmiştir; sanki idare adına yetkisiz biri karar vermiştir. Fonksiyon gaspında ise idare, aslında yasama veya yargı organının alanına giren bir konuda işlem yapmıştır; örneğin idarenin bir yargı kararı yerine geçecek biçimde hüküm kurması gibi. Ayrıca konusu hukuken veya maddeten imkânsız işlemler de yokluk kapsamında değerlendirilebilir.
Her hukuka aykırılığın yokluk sonucu doğurmadığını vurgulamak gerekir. Sıradan bir yetki, şekil veya sebep sakatlığı işlemi yalnızca iptal edilebilir kılar ve bu durumda dava, kanunda öngörülen süre içinde açılmalıdır. Yokluk ise ancak sakatlığın açık ve ağır olduğu istisnai hâllerde kabul edilir. Bu nedenle bir idari işlemin gerçekten yok hükmünde mi yoksa yalnızca iptal edilebilir mi olduğu, dava süresi bakımından hayati bir ayrımdır.
Evlilikte Yokluk (Keenlemyekun Evlilik)
Yok hükmünde evlilik, uygulamada keenlemyekun (hiç yokmuş gibi) evlilik olarak da anılır. Türk Medeni Kanunu'na göre bir evliliğin kurulabilmesi için üç temel kurucu unsur gerekir: tarafların farklı cinsten olması, karşılıklı ve birbirine uygun evlenme iradelerinin bulunması ve bu iradenin evlendirmeye yetkili memur önünde açıklanmasıdır. Bu kurucu unsurlardan biri hiç yoksa, ortada hukuken bir evlilik hiç doğmamış olur ve evlilik yok hükmündedir.
Yok hükmündeki evlilik, butlanı gerektiren evliliklerden farklıdır. Butlan hâlinde evlilik kurulmuş fakat sakat doğmuştur ve mahkemece butlanına karar verilene kadar geçerli evliliğin sonuçlarını doğurur. Yoklukta ise evlilik hiç doğmadığından, iptal davasına dahi gerek kalmaksızın hiç var olmamış sayılır. Bu nedenle yokluk, ayrı bir bozma (fesih) kararına ihtiyaç duymadan tespit edilir; ancak nüfus kaydının düzeltilmesi ve doğabilecek tereddütlerin giderilmesi için yokluğun tespiti dava yoluyla açıkça ortaya konulur.
Yok hükmündeki evliliğin sonuçları, geçerli veya butlanla sakat evliliklerden belirgin biçimde ayrılır. Örneğin yok hükmündeki bir birliktelikte, geçerli evliliğe bağlanan mal rejimi ve mirasçılık gibi sonuçlar kural olarak doğmaz. Bu nedenle özellikle nüfus, miras ve velayet gibi konularda ortaya çıkabilecek belirsizliklerin giderilmesi için durumun mahkeme kararıyla netleştirilmesi önem taşır.
Sözleşmelerde Yokluk ve Unsur Eksikliği
Özel hukukta bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının bulunması gerekir; icap (öneri) ve kabulün örtüşmesi sözleşmenin kurucu unsurudur. İrade beyanının hiç bulunmadığı, örneğin gerçekte hiçbir iradenin açıklanmadığı ya da tarafın gerçek anlamda bir irade taşımadığı hâllerde, ortada hukuken bir sözleşme doğmamış olabilir. Böyle durumlarda sözleşmenin yokluğu gündeme gelir.
Bazı sözleşmeler için kanun, geçerlilik şartı olarak resmî şekil öngörür. Örneğin taşınmaz satış vaadi veya taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin işlemler belirli resmî şekillere bağlıdır. Bu tür işlemlerde kanunun emrettiği kurucu şekil hiç bulunmuyorsa, işlem yokluk veya kesin hükümsüzlük gibi ağır sonuçlarla karşılaşabilir. Yokluk ile kesin hükümsüzlük arasındaki ince ayrım, ilgili özel hükme ve eksik olan unsurun niteliğine göre belirlenir; bu nedenle her sözleşme kendi özel mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Sözleşmelerde yokluk iddiası çoğu zaman sahtelik, imza inkârı veya gerçek iradenin hiç bulunmaması gibi olgularla birlikte ileri sürülür. Bu davalarda; sözleşme metni, imza sirküleri, vekâletname, taraflar arasındaki yazışmalar ve ödeme belgeleri gibi deliller titizlikle incelenir. İmza itirazı varsa bilirkişi incelemesi yapılabilir. İddianın somut ve sağlam delillerle desteklenmesi, davanın sonucu bakımından belirleyicidir.
Yetkisiz Temsil ve İşlemin Akıbeti
Temsil, bir kişinin hukuki işlemi başkası adına ve hesabına yapmasıdır. Geçerli bir temsil için temsilcinin yetkisinin bulunması gerekir. Temsilcinin hiç yetkisi olmadan ya da yetki sınırını aşarak yaptığı işlemler, kural olarak temsil olunanı bağlamaz. Bu durumda işlem, temsil olunanın onayına (icazetine) kadar askıda hükümsüz kabul edilir; icazet verilirse baştan itibaren geçerli hâle gelir, verilmezse işlem temsil olunan yönünden hüküm doğurmaz.
Yetkisiz temsil hâllerinin bir kısmı askıda hükümsüzlük ile çözülürken, bazı hâllerde temsil iradesinin ya da yetkinin hiç bulunmaması işlemin daha ağır biçimde sakatlanmasına yol açabilir. Örneğin gerçekte hiç var olmayan bir vekâletnameye dayanarak, tümüyle iradesi dışında bir kişi adına işlem yapıldığı hâllerde, o kişi bakımından hiç doğmamış bir işlemden söz edilebilir. Bu ayrım, işlemin sonradan onayla geçerli hâle gelip gelemeyeceğini belirlediğinden büyük önem taşır.
Bu davalarda vekâletnamenin varlığı, kapsamı ve gerçekliği; imza sirküleri, noter kayıtları ve taraflar arasındaki ilişki incelenir. Vekâletnamenin sahte olduğu ya da temsil olunanın iradesini hiç yansıtmadığı iddiaları, sıklıkla tapu iptali, sözleşmenin geçersizliği veya işlemin yokluğu talepleriyle birlikte ileri sürülür. Doğru hukuki nitelendirme, hangi davanın açılacağını ve hangi sürelerin işleyeceğini belirler.
Şirket ve Genel Kurul Kararlarında Yokluk
Ticaret hukukunda genel kurul ve yönetim kurulu kararları da farklı derecelerde sakatlanabilir. Bazı kararlar yalnızca iptal edilebilirken, kurucu unsurları hiç bulunmayan kararlar yok hükmünde sayılabilir. Örneğin hiç toplanmamış bir genel kurul varmış gibi tutanak düzenlenmesi, kanunun aradığı asgari çağrı ve toplantı usullerinin tümüyle bulunmaması ya da kararın kanunun emrettiği zorunlu unsurları hiç taşımaması gibi hâllerde yokluk gündeme gelebilir.
Yok hükmündeki bir karar, iptal edilebilir kararlardan farklı olarak baştan itibaren hiçbir sonuç doğurmaz ve süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir. Buna karşılık iptal edilebilir kararlar, kanunda öngörülen süre içinde dava edilmezse geçerli kabul edilir. Bu nedenle bir kararın gerçekten yok mu yoksa yalnızca iptal edilebilir mi olduğu, hem dava süresi hem de kararın doğurduğu sonuçlar bakımından belirleyicidir.
Bu tür uyuşmazlıklarda toplantı tutanağı, hazirun cetveli, çağrı ilanları, pay defteri ve ana sözleşme gibi belgeler incelenir. Kararın yokluğu iddiası çoğu zaman ortaklar arası uyuşmazlıklar, pay devirleri veya yönetim değişiklikleriyle iç içe geçtiğinden, dosyanın bütüncül bir bakışla ele alınması gerekir. Kararların niteliği yanlış belirlendiğinde, süreye tabi iptal davası kaçırılabilir.
Ataşehir'da Yokluk Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Yokluk davalarında görevli ve yetkili mahkeme, yokluğu ileri sürülen işlemin niteliğine göre değişir; doğru mahkemenin seçilmesi görevsizlik veya yetkisizlik kaynaklı gecikmeleri önler:
| İşlem / Uyuşmazlık Türü | Görevli Mahkeme |
|---|---|
| Sözleşmenin yokluğunun tespiti | Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Ticari iş ve şirket kararında yokluk | Asliye Ticaret Mahkemesi |
| Evliliğin yokluğu (keenlemyekun) | Aile Mahkemesi |
| İdari işlemin yokluğu | İdare Mahkemesi |
| Vergi işleminde yokluk | Vergi Mahkemesi |
| Yetkisiz temsil kaynaklı özel hukuk işlemi | Asliye Hukuk Mahkemesi |
Görev ayrımının yanında yetki kuralı da belirleyicidir. Özel hukuk uyuşmazlıklarında kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; ancak taşınmaza ilişkin işlemlerde taşınmazın bulunduğu yer, idari işlemlerde ise işlemi tesis eden makamın bulunduğu yer gibi özel yetki kuralları uygulanabilir. Bu nedenle her dosyada görev ve yetki, işlemin türüne göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Ataşehir ile bağlantılı bir işlemin yokluğuna ilişkin dava, işlemin türü ve yetki kuralları çerçevesinde Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemede açılabilir. Yanlış görevli veya yetkili mahkemede açılan dava görevsizlik ya da yetkisizlik ile sonuçlanır ve önemli zaman kaybına yol açar.
İspat ve Deliller
Yokluk davalarının özü, işlemin kurucu bir unsurunun hiç bulunmadığının ortaya konmasıdır. Bu nedenle ispatın merkezinde, eksik olduğu iddia edilen unsurun gerçekten yokluğunu gösteren belge ve deliller yer alır. İdari işlemlerde işlemi tesis eden makamın yetkisini gösteren mevzuat ve görevlendirme belgeleri; evliliklerde nüfus ve evlendirme kayıtları; sözleşmelerde imza ve irade beyanına ilişkin belgeler bu kapsamda önem taşır.
İmza inkârı veya sahtelik iddiası bulunan dosyalarda, imza ve yazı incelemesi için bilirkişi görevlendirilebilir. Şirket kararlarında toplantı tutanakları, hazirun cetveli ve çağrı belgeleri; yetkisiz temsil dosyalarında ise vekâletname ve noter kayıtları belirleyici olur. Tanık beyanları, işlemin gerçekleşme koşullarını aydınlatmak için tamamlayıcı bir delil olarak kullanılabilir.
İspat yükü genellikle yokluğu ileri süren tarafa aittir; ancak yokluk mahkemece resen de dikkate alınabildiğinden, dosyaya sunulan her belge önem kazanır. Delillerin baştan doğru ve eksiksiz toplanması, hem gereksiz bilirkişi turlarını önler hem de yargılamanın makul sürede tamamlanmasına katkı sağlar. Eksik hazırlanmış bir dosya, uzun süren ve sonucu belirsiz yargılamaların temel kaynağıdır.
Başvuru ve Dava Yolları
Yokluğun ileri sürülmesinde birden fazla yol bulunabilir. Yokluk, hem bağımsız bir tespit davasıyla açıkça ortaya konabilir hem de bir başka davada def'i (savunma) olarak ileri sürülebilir. Örneğin bir sözleşmeye dayanılarak açılan alacak davasında, davalı o sözleşmenin yok hükmünde olduğunu savunma olarak öne sürebilir. Yokluk mahkemece resen dikkate alınabildiğinden, açıkça ileri sürülmese bile dosyada belirginleşen bir yokluk hâli değerlendirmeye alınabilir.
İdari işlemlerde, işlemin yokluğu iddiasıyla idari yargıda dava açılabilir. İdari işlemin yalnızca hukuka aykırı olduğu hâllerde kanunda öngörülen dava açma süresi işlerken, işlemin yok hükmünde olduğu istisnai hâllerde bu süre kural olarak uygulanmaz. Ancak bir işlemin gerçekten yok mu yoksa yalnızca iptal edilebilir mi olduğu tartışmalı olabildiğinden, süre riskini yönetmek için gecikmeden hareket edilmesi önerilir.
Özel hukuk uyuşmazlıklarında ise yokluğun tespiti davası, menfaati bulunan taraflarca açılabilir. Tespit davasının kabulü hâlinde mahkeme, işlemin hiç doğmamış olduğunu açıklayıcı biçimde ortaya koyar. Bu karar, işlemin doğurduğu görüntüye dayanan diğer uyuşmazlıkların (nüfus kaydı, tapu, alacak gibi) çözümüne temel oluşturabilir. Doğru dava yolunun seçimi, dosyanın türüne ve amacına göre belirlenmelidir.
Yokluk Davası Süreci — Adım Adım
Yokluk davaları, işlemin türüne göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki yazılı yargılama usulüne veya idari yargılama usulüne göre yürür. Tipik aşamalar şöyledir:
İşlem incelenir; sakatlığın yokluk mu, butlan mı, iptal edilebilirlik mi olduğu belirlenerek doğru dava türü ve süre değerlendirilir.
Yokluğun dayanağı olan kurucu unsur eksikliği, hukuki sebep ve deliller dilekçede belirtilerek dava açılır.
Karşı taraf cevap verir; savunmalar ve karşı deliller sunulur. Dilekçelerin teatisiyle uyuşmazlık sınırları belirginleşir.
İlgili kurumlardan kayıtlar celbedilir; imza veya teknik inceleme gerekiyorsa bilirkişi görevlendirilir.
Mahkeme, işlemin yokluğunu (hiç doğmadığını) tespit eder veya iddiayı yerinde görmezse davayı reddeder.
Karara karşı Bölge Adliye/İdare Mahkemesi'nde istinaf, koşulları varsa üst yargı yolunda temyiz mümkündür.
Sürecin en belirleyici aşaması çoğu zaman nitelendirme ve delillerin toplanmasıdır. İşlemin yokluk mu yoksa iptal edilebilirlik mi taşıdığının doğru saptanması, hem hangi mahkemede dava açılacağını hem de sürelerin işleyip işlemeyeceğini belirler. Bilirkişi raporlarına karşı süresinde ve gerekçeli itiraz sunulması, hatalı tespitlerin düzeltilmesi bakımından önemlidir.
Yokluk Davaları Ne Kadar Sürer?
Sürenin sabit bir cevabı yoktur; işlemin türü, taraf sayısı ve toplanacak delillerin kapsamı belirleyicidir. Kayıtların celbi, imza veya teknik inceleme gerektiren dosyalarda bilirkişi süreci ve tebligat trafiği, yargılamayı uzatan başlıca etkenlerdir. Basit ve belgeye dayalı bir yokluk tespiti, çok taraflı ve sahtelik iddiası içeren karmaşık dosyalara göre belirgin biçimde daha hızlı sonuçlanır.
İdari işlemin yokluğu davalarında, ilgili kurumdan işlem dosyasının ve yetki belgelerinin getirtilmesi süreyi etkileyebilir. Özel hukuk uyuşmazlıklarında ise imza incelemesi, tanık dinlenmesi ve varsa keşif gibi aşamalar toplam süreyi belirler. İstinaf ve temyiz aşamaları da göz önünde bulundurulmalıdır.
Süreci kısaltmanın en etkili yolu, davanın baştan doğru mahkemede ve eksiksiz delillerle açılmasıdır. İşlemin nitelendirilmesindeki hatalar, görevsizlik veya yetkisizlik kararlarıyla önemli zaman kaybına yol açar. Gerçekçi bir süre beklentisi ancak dosya incelendikten sonra oluşturulabilir; peşin ve kesin bir süre vaadi bu davaların doğası gereği gerçekçi değildir.
Yokluğun Sonuçları ve İlgili Talepler
Bir işlemin yok hükmünde olduğunun tespiti, o işleme dayanılarak doğmuş görünen tüm sonuçların da kural olarak dayanaksız kaldığını gösterir. Örneğin yok hükmündeki bir sözleşmeye dayanılarak yapılan ödemeler sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilir; yok hükmündeki bir işleme dayanan tapu kaydı için iptal ve tescil talep edilebilir. Bu nedenle yokluğun tespiti çoğu zaman tek başına değil, buna bağlı taleplerle birlikte gündeme gelir.
Evliliğin yokluğu hâlinde, geçerli evliliğe bağlanan mal rejimi, mirasçılık ve soybağına ilişkin bazı sonuçlar kural olarak doğmaz; ancak çocukların korunmasına ilişkin düzenlemeler ayrıca değerlendirilir. Şirket kararlarının yokluğunda ise karara dayanılarak yapılan işlemlerin akıbeti ve üçüncü kişilerin iyiniyeti önem kazanır. Bu bağlı sonuçların doğru yönetilmesi, yokluk tespitinin pratik değerini belirler.
Yokluğa bağlı taleplerin kapsamı, somut olayın özelliklerine göre değişir. İadesi gereken edimler, taşınmazlarda tescilin düzeltilmesi, kayıtların düzeltilmesi ve varsa uğranılan zararların tazmini gibi kalemler birlikte değerlendirilir. Bu talepler arasındaki bağlantı nedeniyle, dosyanın bütüncül bir strateji ile ele alınması gerekir.
Sonucu Etkileyen Başlıca Etkenler
Yokluk davalarının sonucunu etkileyen en temel etken, sakatlığın gerçekten kurucu bir unsurun yokluğundan mı kaynaklandığının doğru tespitidir. Kurucu unsurun hiç bulunmadığı açıkça ortaya konabiliyorsa yokluk kabul edilir; buna karşılık sakatlık daha hafif nitelikteyse iptal edilebilirlik veya butlan gündeme gelir. Bu nedenle olayın hukuki nitelendirmesi, sonucu belirleyen ilk ve en önemli etkendir.
Lehe etkenler
Kurucu unsurun yokluğunu açıkça gösteren belgeler, resmî kayıtlarla desteklenen iddialar, yetki veya iradenin hiç bulunmadığını ortaya koyan tutarlı deliller ve zamanında toplanmış eksiksiz bir dosya, yokluk iddiasını güçlendirir.
Aleyhe etkenler
Sakatlığın yalnızca iptal edilebilirlik düzeyinde kalması, işleme dayanan iyiniyetli üçüncü kişilerin bulunması, delillerin belirsizliği ve nitelendirme hatası nedeniyle yanlış mahkemede açılmış bir dava, sonucu olumsuz etkileyebilir.
Ayrıca üçüncü kişilerin durumu da önemlidir. Yok hükmündeki bir işleme dayanarak hak kazandığını düşünen iyiniyetli üçüncü kişilerin korunmasına ilişkin özel kurallar, somut olayda dengeyi değiştirebilir. Bu nedenle yalnızca işlemin yokluğu değil, ona dayanan sonraki işlemler de bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Süreler ve Zamanaşımı
Yokluğun en belirgin özelliklerinden biri, kural olarak hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi olmamasıdır. Hiç doğmamış bir işlemin zamanla geçerlilik kazanması söz konusu olmadığından, yokluk her zaman ileri sürülebilir. Ancak yokluğa bağlı olarak istenecek talepler (örneğin sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan iadeler veya tazminat) kendi zamanaşımı sürelerine tabi olabilir. Aşağıdaki tablo genel bir bakış sunar:
| Durum | Süre Yaklaşımı |
|---|---|
| Yokluğun ileri sürülmesi | Kural olarak süreye tabi değil; her zaman |
| İptal edilebilir işlem | Kanunda öngörülen hak düşürücü süre içinde |
| Sebepsiz zenginleşme iadesi | Kanunda belirlenen zamanaşımı süreleri |
| Tazminat talepleri | İlgili sorumluluk türüne göre zamanaşımı |
| İdari işlemin yalnızca iptali | Kanunda öngörülen dava açma süresi içinde |
Bir işlemi yanlışlıkla yok hükmünde sanıp süresi geçtikten sonra iptal davası açmak, hak kaybına yol açabilir. Yokluk ile iptal edilebilirlik arasındaki sınır tartışmalı olduğundan, süre riski taşımamak için gecikmeden hukuki değerlendirme yaptırmak önemlidir.
Özel Durumlar ve Sık Karışan Hâller
Uygulamada yokluk, en çok kesin hükümsüzlük (butlan) ile karıştırılır. Her iki hâlde de işlem hüküm doğurmaz; ancak butlanda işlem doğmuş fakat geçersizdir, yoklukta ise hiç doğmamıştır. Bu ayrım pratikte çoğu zaman aynı sonuca (işlemin sonuç doğurmaması) götürse de, işlemin sonradan düzelmesi, üçüncü kişilerin korunması ve bazı özel hükümlerin uygulanması bakımından farklılık yaratabilir.
Bir diğer sık karışan hâl, askıda hükümsüzlüktür. Yetkisiz temsil veya sınırlı ehliyetsizlerin bazı işlemlerinde olduğu gibi, işlem sonradan onayla (icazetle) geçerli hâle gelebilir. Oysa yok hükmündeki işlem, kurucu unsuru hiç bulunmadığından sonradan onayla canlandırılamaz. Bu nedenle işlemin askıda mı yoksa yok hükmünde mi olduğunun doğru belirlenmesi, tarafların izleyeceği yolu tümüyle değiştirir.
Ayrıca idari işlemlerde yokluk ile iptal edilebilirlik ayrımı özel bir önem taşır; çünkü bu ayrım doğrudan dava açma süresini etkiler. Ağır ve bariz sakatlık taşımayan bir işlem yalnızca iptal edilebilir olduğundan, süresinde dava açılmazsa kesinleşir. Bu incelikli hâllerde, işlemin geçmişine ve ilgili özel mevzuata dayalı bir değerlendirme yapılması gerekir.
Gerekli Belgeler ve Hazırlık
Yokluk dosyalarında, sürecin sağlıklı ilerlemesi için aşağıdaki belge ve delillerin hazırlanması önerilir:
- İşlem metni: Yokluğu ileri sürülen sözleşme, idari işlem, karar veya evlendirme belgesinin aslı ya da onaylı örneği.
- Yetki ve görevlendirme belgeleri: İdari işlemlerde işlemi tesis eden makamın yetkisini gösteren veya gösteremeyen belgeler.
- Nüfus kayıtları: Evliliğin yokluğu iddialarında evlendirme ve nüfus kayıt örnekleri.
- İmza ve vekâlet belgeleri: İmza sirküleri, vekâletname ve noter kayıtları; sahtelik veya yetkisiz temsil iddialarında.
- Toplantı belgeleri: Şirket kararlarında tutanak, hazirun cetveli ve çağrı ilanları.
- Ödeme ve edim belgeleri: İşleme dayanılarak yapılan ödemeleri ve edimleri gösteren dekont ve kayıtlar.
- Tanık bilgileri: İşlemin gerçekleşme koşullarına tanık olan kişilerin kimlik bilgileri.
Ulaşılamayan belgeler için avukat aracılığıyla müzekkere ile ilgili kurumlardan (nüfus müdürlüğü, tapu, ticaret sicili, ilgili idare) kayıt celbi talep edilebilir.
Ataşehir'da Yokluk Davası Avukatı Seçerken
Yokluk davaları, hukuki nitelendirmenin son derece incelikli olduğu dosyalardır; bir işlemin yok, batıl, iptal edilebilir veya askıda hükümsüz olup olmadığının doğru saptanması sürecin sonucunu doğrudan etkiler. Bu nedenle avukat seçiminde, işlemin türüne uygun deneyim önem taşır. Değerlendirmede öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular şunlardır:
- Nitelendirme yetkinliği: Yokluk, butlan, iptal edilebilirlik ve askıda hükümsüzlük ayrımını doğru kurabilme.
- İlgili alan deneyimi: İşlemin türüne göre idare, aile, ticaret veya borçlar hukukunda birikim.
- Delil ve bilirkişi çalışması: İmza incelemesi, kayıt celbi ve bilirkişi raporlarına etkili itiraz hazırlayabilme.
- Yerel yargı bilgisi: Bakırköy Adliyesi ve bölge mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
- Şeffaf bilgilendirme: Süreç, olası sonuçlar ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.
İlk görüşmede sorabileceğiniz sorular
- Benim işlemim yok hükmünde mi, yoksa iptal edilebilir ya da batıl mı sayılır?
- Bu ayrım, hangi mahkemede dava açacağımı ve hangi süreleri etkiler?
- Yokluk iddiamı hangi belgelerle desteklemem gerekir?
- Yokluğun tespitiyle birlikte hangi bağlı talepleri (iade, tescil, tazminat) ileri sürebilirim?
- Sürecin yaklaşık aşamaları, süresi ve ücretlendirme nasıl işler?
İlgili Mevzuat
- Türk Medeni Kanunu (4721)
Evliliğin kurucu unsurları, yokluk ve butlan, kişilik ve aile hukuku hükümleri - Türk Borçlar Kanunu (6098)
Sözleşmenin kurulması, irade beyanı, temsil, kesin hükümsüzlük ve sebepsiz zenginleşme - Türk Ticaret Kanunu (6102)
Genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğü ve yokluğu - İdari Yargılama Usulü Kanunu (2577)
İdari işlemlere karşı dava, dava açma süresi ve yokluk niteliğindeki işlemler - Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
Görev, yetki, tespit davası, deliller ve yazılı yargılama usulü
Yargı ve İçtihat İlkeleri
Kurucu unsuru hiç bulunmayan işlemin hiç doğmamış sayılması ve yokluğun kural olarak süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilmesi; mahkemenin bu durumu resen dikkate alabileceği yönündeki yerleşik yaklaşım.
İdari işlemin yokluğunun ancak yetki gaspı, fonksiyon gaspı gibi ağır ve açık sakatlık hâllerinde kabul edilebileceği; sıradan hukuka aykırılığın yalnızca iptal sebebi oluşturacağı yaklaşımı.
Bir işlemin yok mu, batıl mı yoksa iptal edilebilir mi olduğunun, eksik olan unsurun kurucu nitelik taşıyıp taşımadığına ve ilgili özel hükme göre belirlenmesi gerektiği yaklaşımı.
Sıkça Sorulan Sorular
Ataşehir'da bir işlemin yok hükmünde sayılması ne anlama gelir?
Yokluk (yok hükmünde işlem), bir hukuki işlemin varlığı için gereken kurucu unsurlardan birinin hiç bulunmaması nedeniyle, o işlemin baştan itibaren hiç doğmamış sayılması demektir. Yok hükmündeki bir işlem, iptal edilebilir veya butlanla sakat bir işlemden farklı olarak hukuk âleminde hiçbir zaman var olmamış kabul edilir. Bu nedenle hiçbir sonuç doğurmaz ve kural olarak herhangi bir süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkeme yokluğu tespit ederken, işlemin kurucu unsurunun gerçekten eksik olup olmadığını inceler ve kararı kurucu değil açıklayıcı (tespit edici) niteliktedir.
Yokluk ile iptal (butlan) arasındaki fark nedir?
İptal edilebilir işlem, kurucu unsurları tamam olduğu için hukuk âleminde geçerli biçimde doğar; ancak bir sakatlık nedeniyle sonradan geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılabilir. Butlan (kesin hükümsüzlük) hâlinde işlem doğmuştur fakat baştan itibaren geçersizdir. Yoklukta ise işlem hiç doğmamıştır; ortada hukuken var olan bir işlem bulunmadığından iptal edilecek bir şey de yoktur. Bu ayrım pratikte önemlidir: yokluk kural olarak süreye tabi değildir, herkes tarafından ileri sürülebilir ve mahkeme resen dikkate alabilir. Buna karşılık iptal davaları çoğunlukla belirli hak düşürücü sürelere bağlıdır.
İdari işlemin yokluğu hangi hâllerde söz konusu olur?
İdari işlemin yokluğu, işlemin ağır ve bariz biçimde hukuka aykırı olması, yani hiç var olmamış sayılacak derecede sakat bulunması hâlinde gündeme gelir. Uygulamada bunun tipik örnekleri; yetki gaspı (işlemi tümüyle yetkisiz bir kişi ya da makamın tesis etmesi), fonksiyon gaspı (yargı veya yasama alanına giren bir konuda idarenin işlem yapması) ve konu bakımından imkânsız işlemlerdir. Bu tür işlemler, herhangi bir süreye bağlı olmaksızın idari yargıda dava konusu edilebilir. Ancak sıradan bir hukuka aykırılık yokluk için yeterli değildir; sakatlığın açık ve ağır olması aranır.
Evlilikte yokluk (keenlemyekun evlilik) nedir?
Yok hükmünde evlilik (keenlemyekun evlilik), evlenmenin kurucu unsurlarından birinin hiç bulunmaması nedeniyle ortada hukuken bir evliliğin hiç doğmamış olması hâlidir. Türk Medeni Kanunu uyarınca evliliğin kurulabilmesi için tarafların farklı cinsten olması, karşılıklı ve birbirine uygun evlenme iradelerinin bulunması ve evlendirmeye yetkili memur önünde bu iradenin açıklanması gerekir. Bu kurucu unsurlardan biri hiç yoksa evlilik yok hükmündedir. Yok hükmündeki evlilik, butlanı gerektiren evliliklerden farklı olarak iptal davasına gerek kalmaksızın hiç var olmamış sayılır; ilgili herkes bu durumu ileri sürebilir ve mahkeme yokluğu tespit eder.
Yokluğun tespiti davası hangi mahkemede açılır?
Görevli ve yetkili mahkeme, yokluğu ileri sürülen işlemin niteliğine göre değişir. Özel hukuk işlemlerinin (örneğin bir sözleşmenin veya şirket kararının) yokluğunun tespiti kural olarak Asliye Hukuk veya konusuna göre Asliye Ticaret Mahkemesi'nde; evliliğin yokluğu Aile Mahkemesi'nde; idari bir işlemin yokluğu ise idari yargıda görülür. Yetki bakımından genellikle davalının yerleşim yeri veya işlemin ilgili bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Ataşehir ile bağlantılı bir uyuşmazlıkta dava, işlemin türüne göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki görevli mahkemede açılır. Doğru merciin baştan seçilmesi, görevsizlik kaynaklı gecikmeleri önler.
Yokluğun ileri sürülmesi süreye tabi midir?
Kural olarak yokluk herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir; çünkü hiç doğmamış bir işlemin sonradan geçerlilik kazanması söz konusu olmaz. Bu nedenle yokluk, ilgili herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve mahkeme tarafından resen (kendiliğinden) dikkate alınabilir. Buna karşılık, iptal edilebilirlik veya butlan hâllerinde çoğunlukla belirli süreler işler. Ancak uygulamada bir işlemin gerçekten yok mu, yoksa yalnızca iptal edilebilir mi olduğu tartışmalı olabildiğinden, hak kaybı yaşamamak için gecikmeden hukuki değerlendirme yaptırmak önemlidir.
Yok hükmündeki bir işlem sonradan geçerli hâle gelebilir mi?
Kural olarak hayır. Yokluk, işlemin kurucu bir unsurunun hiç bulunmamasından kaynaklandığından, eksik olan unsur sonradan tamamlansa bile işlem geçmişe etkili biçimde geçerli hâle gelmez; ancak taraflar isterlerse yeni ve geçerli bir işlem yapabilir. Bu yönüyle yokluk, sonradan onay (icazet) ile geçerli hâle gelebilen bazı askıda hükümsüz işlemlerden ayrılır. Örneğin yetkisiz temsilcinin yaptığı bir sözleşme, temsil olunanın icazetiyle geçerli hâle gelebilirken, kurucu unsuru hiç bulunmayan bir işlem bu yolla canlandırılamaz. Bu ayrımın somut olayda doğru yapılması, hangi davanın açılacağını belirler.
Şirket genel kurul kararlarında yokluk ne zaman gündeme gelir?
Ticaret hukukunda bazı genel kurul veya yönetim kurulu kararları, kurucu unsurları hiç bulunmadığı için yok hükmünde sayılabilir. Örneğin usulüne uygun bir çağrı yapılmadan ya da genel kurul hiç toplanmadan alınmış gibi gösterilen kararlar veya kanunun emrettiği asgari unsurları taşımayan kararlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Yok hükmündeki kararlar, iptal edilebilir kararlardan farklı olarak süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir ve baştan itibaren hiçbir sonuç doğurmaz. Ancak bir kararın gerçekten yok mu yoksa yalnızca iptal edilebilir mi olduğu incelikli bir hukuki değerlendirme gerektirir; bu ayrım yanlış yapıldığında hak kaybı doğabilir.
Yokluk davası açmadan önce hangi belgeler hazırlanmalı?
Sürecin sağlıklı yürümesi için yokluğu ileri sürülen işleme ilişkin tüm belgelerin derlenmesi gerekir. İdari işlemlerde işlem metni, tebligat belgesi ve işlemi tesis eden makamın yetkisini gösteren veya gösteremeyen belgeler; evliliklerde nüfus kayıtları ve evlendirme belgesi; sözleşmelerde sözleşme metni, imza sirküleri ve varsa vekâletname; şirket kararlarında toplantı tutanağı, hazirun cetveli ve çağrı belgeleri önem taşır. Yokluğun dayanağı olan kurucu unsurun eksikliğini ortaya koyan her türlü belge ve tanık bilgisi baştan hazırlanmalıdır. Ulaşılamayan belgeler için avukat aracılığıyla ilgili kurumlardan müzekkere ile kayıt celbi istenebilir.