Yenimahalle Kefalet Davaları Avukatları

Yenimahalle, Ankara ilçesinde kefalet davaları alanında hizmet veren 1.115 avukat. Kefalet sözleşmesinin şekil şartları, eşin rızası, azami miktar, kefilin sorumluluğu, görevli mahkeme ve zamanaşımı bilgileriyle inceleyin.

Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.

Av. Hatice Ertekin
Av. Hatice Ertekin
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 48620 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hasan Karslioğlu
Av. Hasan Karslioğlu
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 21754 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İbrahim Akkuş
Av. İbrahim Akkuş
Ankara Ankara Barosu

22159 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Yunus İkbal Kaya
Av. Yunus İkbal Kaya
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 47325 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Eda Yildiz
Av. Eda Yildiz
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 41172 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Tuncay Türkmen
Av. Tuncay Türkmen
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 30743 sicil numaralı üyesidir.

Av. Hasan Öz
Av. Hasan Öz
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 40225 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. İdris Kilinçkaya
Av. İdris Kilinçkaya
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 12292 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Tayfur Aşci
Av. Tayfur Aşci
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 38434 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Engin Kemal Seven
Av. Engin Kemal Seven
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 45236 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İsmet Yildiz Polat
Av. İsmet Yildiz Polat
Ankara Ankara Barosu

42464 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. İbrahim Löklüoğlu
Av. İbrahim Löklüoğlu
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 16230 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Mustafa Emin Dinççağ
Av. Mustafa Emin Dinççağ
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 25575 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Murat Telci
Av. Murat Telci
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 31836 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Muhammed Emin Mis
Av. Muhammed Emin Mis
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 37930 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Rana Gönül
Av. Rana Gönül
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 48793 sicil numaralı üyesidir.

Av. Elif Yilmaz
Av. Elif Yilmaz
Ankara Ankara Barosu

30178 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Eren Toprak
Av. Eren Toprak
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 41263 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Seyfettin Kara
Av. Seyfettin Kara
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 50015 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Fatma Okkali
Av. Fatma Okkali
Ankara Ankara Barosu

40518 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ferhan Yildizli
Av. Ferhan Yildizli
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 34750 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Şevket Osman Çelik
Av. Şevket Osman Çelik
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 45008 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Gizem Alay
Av. Gizem Alay
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 35105 sicil numaralı üyesidir.

Av. Hasan Berkay Hüyüklü
Av. Hasan Berkay Hüyüklü
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 51312 sicil numaralı üyesidir.

Av. Alptekin Aydin
Av. Alptekin Aydin
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 33254 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İbrahim Furkan Göktaş
Av. İbrahim Furkan Göktaş
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 46652 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Oben Öykü Koç
Av. Oben Öykü Koç
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 26272 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sanem Küçükarzuman
Av. Sanem Küçükarzuman
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 33963 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Doğay Abak
Av. Doğay Abak
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 34115 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Simge Genç Yanaz
Av. Simge Genç Yanaz
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 25040 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Bihter Pehlivanli
Av. Bihter Pehlivanli
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 35751 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İrem Elbistan
Av. İrem Elbistan
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 40313 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hüseyin Atilgan
Av. Hüseyin Atilgan
Ankara Ankara Barosu

40820 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Kader Cengiz Taş
Av. Kader Cengiz Taş
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 44201 sicil numaralı üyesidir.

Av. Merve Atilla
Av. Merve Atilla
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 48646 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Elif Gökçe Özbek
Av. Elif Gökçe Özbek
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 35618 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İsmail Yetim
Av. İsmail Yetim
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 30247 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Leyla Nur Değirmenci
Av. Leyla Nur Değirmenci
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 49639 sicil numaralı üyesidir.

Av. Furkan Kiliç
Av. Furkan Kiliç
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 46881 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mihraç Koç
Av. Mihraç Koç
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 30221 sicil numaralı üyesidir.

Av. Engin Ataman
Av. Engin Ataman
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 30290 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ramazan Şahin
Av. Ramazan Şahin
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 38918 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ahmet Batuhan Oğuz
Av. Ahmet Batuhan Oğuz
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 43420 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Damla Ünlü
Av. Damla Ünlü
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Ankara Barosu'na 34766 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ulaş Sivrikaya
Av. Ulaş Sivrikaya
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 49116 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ali Çevik
Av. Ali Çevik
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 35422 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Yaren Aksizoğlu
Av. Yaren Aksizoğlu
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu bünyesinde 43555 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ömer Faruk Erkoyuncu
Av. Ömer Faruk Erkoyuncu
Ankara Ankara Barosu

23641 baro sicil numarasıyla Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Ankara ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. İlayda Başbuğa
Av. İlayda Başbuğa
Ankara Ankara Barosu

Ankara Barosu'nun 34460 sicil numaralı üyesidir. Ankara ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Murat Can
Av. Murat Can
Ankara Ankara Barosu

Ankara ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Ankara Barosu'nun 11307 sicil numaralı üyesidir.

Yenimahalle, Ankara Kefalet Davaları Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Yenimahalle (Ankara) bölgesinde kefaletten doğan uyuşmazlıkları; kefalet sözleşmesinin geçerlilik ve şekil şartlarını, eşin rızasını, azami miktarı, kefilin sorumluluğunun kapsamını, adi ve müteselsil kefalet ayrımını, kefilin sahip olduğu def'i ve savunmaları, rücu hakkını, kefaletin sona ermesini, görevli mahkeme, dava süreci ve zamanaşımını açık bir dille ele alır. Amaç, bir kefalet ilişkisine girerken ya da bir kefalet talebiyle karşılaştığınızda haklarınızı doğru değerlendirmenize ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli biçimde seçmenize yardımcı olmaktır.

Kısa Bakış — Kefalette Öne Çıkanlar
  • Şekil şartı: Yazılı olma, azami miktar ve tarih ile müteselsil kaydının kefilin el yazısıyla belirtilmesi zorunludur.
  • Eşin rızası: Evli kefilde, sözleşmeden önce ya da kurulma anında eşin yazılı rızası aranır.
  • Sorumluluk: Kefil, el yazısıyla belirttiği azami miktarla sınırlı sorumludur; bu tutar aşılamaz.
  • Rücu: Ödeme yapan kefil, ödediği tutar oranında asıl borçluya rücu eder.
  • Yer: Yenimahalle dosyaları Ankara Adliyesi yargı çevresinde görülür.

Kefalet Nedir? Kapsamı

Kefalet, bir kişinin (kefilin) alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ödememesi hâlinde bu borçtan kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği bir sözleşmedir. Bir başka deyişle kefil, kendi malvarlığıyla başkasının borcuna güvence vermektedir. Kefalet, günlük hayatta çok sık karşılaşılan bir kurumdur; bir banka kredisine, bir kira sözleşmesine, bir ticari borca ya da bir tüketici kredisine kefil olmak bunlara örnektir. Kefaletin temel kaynağı Türk Borçlar Kanunu (TBK, 6098 sayılı)'nun kefalet sözleşmesine ilişkin hükümleridir.

Kefaletin en belirleyici özelliği fer'i (bağlı) bir borç olmasıdır; yani kefalet, güvence verdiği asıl borca bağlıdır ve onun kaderini paylaşır. Asıl borç geçerli olarak doğmamışsa ya da sona ermişse, kural olarak kefalet de doğmaz veya sona erer. Kefil, alacaklıya karşı yalnızca kendi sözleşmesinden doğan savunmaları değil, asıl borçlunun sahip olduğu def'i ve itirazları da ileri sürebilir. Bu bağlılık, kefili koruyan en önemli ilkelerden biridir. Kanun, kefaleti kefil aleyhine ağır sonuçlar doğuran bir sözleşme olarak gördüğünden, kefili korumak amacıyla sıkı şekil şartları ve sınırlamalar öngörmüştür. Aşağıda kefalet ilişkisinde uygulamada en sık karşılaşılan temel kavramlar özetlenmiştir:

Kefil
Borca güvence veren
Asıl Borçlu
Esas borcun sahibi
Alacaklı
Güvence lehtarı
Fer'ilik
Asıl borca bağlılık
Azami Miktar
Sorumluluk tavanı
Eş Rızası
Geçerlilik şartı

Kefalet Türleri

Kefalet tek bir kalıp değildir; kanun, kefilin sorumluluğunun ağırlığına ve ilişkinin yapısına göre farklı kefalet türleri tanımlar. Bir uyuşmazlıkta kefaletin hangi türe girdiğinin belirlenmesi, kefilin hangi savunmalara sahip olduğunu ve alacaklının kefile ne şekilde başvurabileceğini doğrudan etkiler. Bu nedenle kefalet metninde kullanılan ifadeler büyük önem taşır.

Adi kefalette alacaklı, kural olarak önce asıl borçluyu takip etmek zorundadır; kefil, borçluya başvurulmadan kendisine gelinmesine itiraz edebilir. Müteselsil kefalette ise alacaklı, asıl borçluya başvurmadan doğrudan kefile yönelebilir; bu, kefil açısından çok daha ağır bir sorumluluktur. Birlikte kefalette birden fazla kişi aynı borca kefil olur; bu durumda kefiller kural olarak kendi paylarıyla sorumlu olurken, müteselsil kaydı varsa borcun tamamından sorumlu tutulabilir. Kefile kefalette bir kişi, mevcut bir kefilin borcuna kefil olur; rücua kefalette ise asıl borcu ödeyen kefilin, borçluya karşı sahip olduğu rücu alacağı güvence altına alınır.

Bu türlerin her biri farklı hüküm ve sonuçlar doğurur; özellikle adi kefalet ile müteselsil kefalet arasındaki fark, kefilin karşılaşacağı riski belirleyen en kritik ayrımdır. Uygulamada sözleşmelere çoğunlukla müteselsil kefalet kaydı konulduğundan, kefilin bu kaydı el yazısıyla yazıp yazmadığı ve kefaletin türünün doğru nitelendirilmesi, bir kefalet uyuşmazlığında ilk incelenmesi gereken konulardan biridir.

Kefalet, Garanti ve Borca Katılmanın Farkı

Uygulamada kefalet, benzer amaca hizmet eden başka güvence kurumlarıyla sık sık karıştırılır. Oysa hangi kurumun söz konusu olduğu, tarafların sorumluluğunu ve başvurulabilecek savunmaları kökten değiştirir. Bu nedenle bir metnin başlığında kefalet yazması tek başına belirleyici değildir; asıl önemli olan, tarafların gerçek iradesi ve düzenlemenin içeriğidir. En sık karıştırılan üç kurum kefalet, garanti sözleşmesi ve borca katılmadır.

Kefalette kefilin borcu fer'idir; yani asıl borca bağlıdır ve kefil, asıl borçlunun sahip olduğu def'i ve itirazları ileri sürebilir. Garanti sözleşmesinde ise garanti veren, asıl borçtan bağımsız ve kendine özgü bir yükümlülük üstlenir; kural olarak asıl borca bağlı def'ilerden yararlanamaz ve bu nedenle çoğu zaman daha ağır bir sorumlulukla karşılaşır. Bir düzenlemenin kefalet mi yoksa garanti mi olduğu, kefili koruyan şekil şartlarının uygulanıp uygulanmayacağını da belirlediğinden büyük önem taşır.

Borca katılmada ise katılan kişi, asıl borçlunun yanında ve onunla birlikte borçtan sorumlu olur; kendisi de asıl borçlu gibi konumlanır. Bu üç kurum arasındaki ayrım her zaman kolay değildir ve çoğu zaman sözleşmenin lafzı kadar tarafların amacı da gözetilerek yapılır. Kefili koruyan sıkı şekil kurallarından kaçınmak amacıyla bir güvencenin garanti ya da borca katılma olarak adlandırılması, uygulamada dikkatle incelenen bir durumdur. Bu nitelendirmenin doğru yapılması, uyuşmazlıkta tarafların konumunu belirleyen ilk ve en kritik adımlardan biridir.

Kefalet
Asıl borca bağlı güvence
Garanti
Bağımsız yükümlülük
Borca Katılma
Yanında sorumluluk

Uygulamadan Örnek Durumlar

Kefaletin nasıl işlediğini somutlaştırmak için, uygulamada sık karşılaşılan bazı örnek durumları ele almak yararlı olur. Aşağıdaki örnekler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir; her somut olayın kendine özgü koşulları farklı bir sonuç doğurabilir. Yine de bu örnekler, kefaletin hangi noktalarda tartışmaya açık olduğunu göstermektedir.

Kira sözleşmesine kefalet: Bir kişi, bir yakınının kiraladığı konut için kira sözleşmesine kefil olur. Sözleşmede azami miktar el yazısıyla yazılmamış, yalnızca matbu bir kefalet kaydı bulunmaktadır. Bu durumda kefaletin şekil şartları yönünden geçerli olup olmadığı tartışılabilir; azami miktarın kefilin el yazısıyla belirtilmemiş olması, kefil lehine güçlü bir savunma oluşturabilir. Ayrıca kefil evliyse, eşin yazılı rızasının alınıp alınmadığı da ayrıca incelenir.

Kredi borcuna müteselsil kefalet: Bir kişi, bir arkadaşının banka kredisine müteselsil kefil olarak imza atar. Borçlu ödemeleri aksatınca, banka doğrudan kefile başvurur. Müteselsil kefalette alacaklının önce borçluyu takip etme zorunluluğu kural olarak bulunmadığından, kefil tartışma def'ini ileri süremez. Ancak kefil, müteselsil kefil sıfatını el yazısıyla belirtmemişse ya da eş rızası eksikse, geçerlilik yönünden savunma imkânı doğabilir. Kefil borcu öderse, ödediği tutar için asıl borçluya rücu edebilir.

Ticari borca kefalet: Bir şirket ortağı, şirketin ticari bir borcuna kefil olur. Bu durumda kefaletin ticari nitelik taşıyıp taşımadığı, eş rızası bakımından öngörülen istisnaların uygulanıp uygulanmayacağı ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olup olmadığı gibi konular gündeme gelir. Bu örnekler, kefalette sonucun büyük ölçüde metnin içeriğine, tarafların sıfatına ve şekil şartlarına uyulup uyulmadığına bağlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle her kefalet ilişkisinin kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik ve Şekil Şartları

Kefalet, kanunun en sıkı şekil şartlarına bağladığı sözleşmelerden biridir. Bunun nedeni, kefilin çoğu zaman kendisine doğrudan bir menfaat sağlamayan bir borç için ağır bir sorumluluk üstlenmesidir. Kanun, kefili düşünmeden ve içeriğini kavramadan bir yükümlülük altına girmekten korumak amacıyla, geçerlilik için bazı şartları arar. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, kefaleti kural olarak geçersiz kılar.

İlk şart, kefaletin yazılı yapılmasıdır; sözlü kefalet geçerli değildir. İkinci olarak, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin, kefilin kendi el yazısıyla sözleşmede belirtilmesi gerekir. Üçüncü olarak, kefil müteselsil kefil sıfatıyla ya da bu anlama gelecek bir ifadeyle yükümlülük altına giriyorsa, bunu da el yazısıyla belirtmelidir. Kefilin evli olması hâlinde ise, sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulma anında eşin yazılı rızasının alınması aranır. Sözleşmede sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler için de aynı şekil şartları yeniden gerekli olur.

El yazısı şartı hayati önemdedir

Azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet kaydının matbu (basılı) olarak sözleşmede yer alması yeterli değildir; bu unsurların bizzat kefilin el yazısıyla yazılması gerekir. Bu kural, kefili korumaya yöneliktir ve eksikliği çoğu zaman kefil lehine güçlü bir geçersizlik savunması doğurur.

Evli Kefilde Eşin Rızası

Kefaletin kefili koruyan en önemli kurallarından biri, evli kişilerin kefil olmasının eşin yazılı rızasına bağlanmış olmasıdır. Kanun, bir eşin, diğer eşin bilgisi ve onayı olmaksızın aileyi ağır bir mali yükümlülük altına sokmasını önlemeyi amaçlamıştır. Bu nedenle evli bir kişi kefil olacaksa, kural olarak kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında diğer eşin yazılı rızasının alınması gerekir.

Eşin rızası alınmadan verilen kefalet geçersizdir ve kefil bu kefaletten sorumlu tutulamaz. Ayrıca kefalette sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu önemli ölçüde artıran ya da adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştüren değişiklikler için de yeniden eşin rızası aranır. Kanun bu rızayı yalnızca sınırlı hâllerde aramaz; örneğin eşler arasında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunması ya da eşlerin ayrı yaşamalarına yasal olarak izin verilmiş olması gibi durumlar bunlara örnektir. Bunun yanında, ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi ya da bazı ticaret şirketlerinin yetkilileri bakımından kanun istisnalar öngörmüştür; ancak bu istisnaların somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı dikkatle incelenmelidir.

Uygulamada, eşin rızasının hiç alınmaması ya da usulüne uygun biçimde alınmaması, kefil lehine en sık başvurulan geçersizlik sebeplerinden biridir. Bu nedenle bir kefalet talebiyle karşılaşan evli kişinin, imza atmadan önce eşin rızasına ilişkin durumu bir avukatla değerlendirmesi; bir kefaleti kabul eden alacaklının ise rızanın usulüne uygun alındığından emin olması büyük önem taşır.

Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı ve Azami Miktar

Kefilin sorumluluğu sınırsız değildir; kefil, sözleşmede el yazısıyla belirttiği azami miktarla sınırlı olarak sorumlu tutulur. Bu tutar, kefilin sorumluluğunun üst sınırını oluşturur ve hiçbir şekilde aşılamaz. Azami miktarın belirtilmemiş ya da geçerli biçimde yazılmamış olması, kefaletin geçerliliğini de etkiler. Bu sınır, kefili beklenmedik ve öngörülemeyen bir yükümlülükten koruyan temel güvencedir.

Azami miktar içinde kalmak kaydıyla kefilin sorumluluğu, yalnızca asıl borcun anaparasını değil; borçlunun temerrüde düşmesinin sonuçlarını, sözleşmede öngörülen ölçüde işlemiş faizleri, dava ve takip masraflarını da kapsayabilir. Ancak tüm bu kalemlerin toplamı, el yazısıyla yazılan azami miktarı aşamaz. Kefalet fer'i bir borç olduğundan, kefilin sorumluluğu asıl borcun kapsamına da bağlıdır; asıl borç azalırsa kefilin sorumluluğu da azalır. Kefil ayrıca, asıl borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu tüm def'i ve itirazları ileri sürebilir; borçlu bunlardan feragat etmiş olsa bile kefil bu haklarını korur.

Azami Miktar

El yazısıyla yazılan tutar sorumluluğun tavanıdır; anapara, faiz ve masraf toplamı bu sınırı aşamaz.

Def'iler

Kefil, asıl borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu def'i ve itirazları da ileri sürebilir.

Adi Kefalette Kefilin Savunmaları

Adi kefalet, kefil açısından müteselsil kefalete göre daha korumalı bir konum sağlar; çünkü adi kefalette alacaklı, kefile başvurmadan önce belirli adımları atmak zorundadır. Kefilin sahip olduğu bu savunmalar, alacaklının doğrudan kefilin malvarlığına yönelmesini engelleyerek dengeli bir sonuç sağlamayı amaçlar. Bu savunmaların doğru ve zamanında ileri sürülmesi, kefilin sorumluluktan kurtulması ya da sorumluluğunun sınırlanması bakımından belirleyicidir.

Tartışma def'i uyarınca adi kefil, alacaklının önce asıl borçluya başvurmasını ve ondan tahsil yoluna gitmesini isteyebilir; alacaklı borçluyu takip etmeden kural olarak kefile gelemez. Rehnin paraya çevrilmesi def'i ile kefil, asıl borç için verilmiş bir rehin varsa, alacaklının önce bu rehne başvurmasını talep edebilir. Bunların yanında kefil, asıl borçtan kaynaklanan tüm def'ileri (borcun ödendiği, zamanaşımına uğradığı, geçersiz olduğu gibi) de ileri sürebilir. Alacaklının, kefilin haklarını koruyan güvenceleri (rehin, öncelik gibi) kusuruyla azaltması ya da ortadan kaldırması hâlinde, kefilin sorumluluğu da bu oranda azalabilir.

Kefilin Rücu Hakkı

Kefil, alacaklıya kefalet borcunu ödediğinde, ödediğini asıl borçludan geri isteme hakkına sahip olur; buna rücu hakkı denir. Kefaletin temel mantığı, kefilin nihai olarak borcu üstlenen kişi olmaması, yalnızca alacaklıya güvence sağlamasıdır; borcun asıl yükümlüsü borçludur. Bu nedenle ödeme yapan kefil, ödediği tutar oranında asıl borçlunun yerine geçer ve ona başvurabilir.

Rücu hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için kefilin, alacaklıya yaptığı ödemeyi ve ödemenin kefalet borcuna ilişkin olduğunu belgelemesi önemlidir. Kefil, ödeme yaptığında alacaklının asıl borç için sahip olduğu rehin ve diğer güvencelerden de yararlanma imkânı bulur; bu nedenle alacaklının bu güvenceleri kefile devretmesi ya da en azından zarara uğratmaması gerekir. Ayrıca kefil, ödeme yapmadan önce durumu asıl borçluya bildirmelidir; aksi hâlde borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu bir def'i nedeniyle rücu hakkı sınırlanabilir. Birden çok kefil bulunması hâlinde, borcun tamamını ödeyen kefil, diğer kefillere de kendi paylarına düşen oranda rücu edebilir. Rücu sürecinin doğru yürütülmesi için ödeme aşamasında bir avukata danışılması yerinde olur.

Kefaletin Sona Ermesi

Kefalet, fer'i niteliği gereği çoğunlukla asıl borcun kaderini paylaşarak sona erer; ancak kefalete özgü sona erme sebepleri de bulunur. Kefaletin sona erdiğinin doğru tespiti, kefilin artık sorumlu tutulup tutulamayacağını belirlediğinden büyük önem taşır. Aşağıda kefaletin sona ermesine yol açan başlıca hâller özetlenmiştir:

1
Asıl borcun sona ermesi

Borç ödeme, ibra ya da başka bir sebeple sona ererse, fer'i olan kefalet de kural olarak sona erer.

2
Sürenin dolması

Belirli süreli kefalette, kanunda öngörülen koşullarla sürenin dolmasıyla kefilin sorumluluğu sona erebilir.

3
Yasal azami süre

Gerçek kişilerce verilen kefalet için kanunda öngörülen azami sürenin dolmasıyla kefalet kendiliğinden sona erebilir.

4
Sözleşmeden dönme

Belirsiz süreli kefalette kanunun tanıdığı koşullarla kefil, sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.

5
Güvencelerin azaltılması

Alacaklının kusuruyla kefilin yararlanacağı güvenceleri azaltması, sorumluluğu o oranda düşürebilir.

Kefaletin süreli mi süresiz mi verildiği, gerçek kişi kefil için öngörülen yasal azami sürenin dolup dolmadığı ve alacaklının kefili koruyan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, somut olayda dikkatle incelenmelidir. Bu değerlendirmeler, kefilin hâlâ sorumlu olup olmadığını belirleyen kritik noktalardır.

Yenimahalle'da Kefalet Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların sıfatına göre belirlenir:

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
Genel kefalet uyuşmazlığı, kefalet borcunun tahsili, geçersizlik iddiasıAsliye Hukuk Mahkemesi
İki tarafın da tacir olduğu ticari işten doğan kefaletAsliye Ticaret Mahkemesi
Tüketici işleminden doğan borca kefalet (değere göre)Tüketici Mahkemesi / Hakem Heyeti
Kefalet borcunun senet/kambiyoya bağlı olduğu takipte itirazİcra Hukuk / Asliye Hukuk
Yer bakımından yetki — Yenimahalle

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. Yenimahalle'da doğan bir kefalet uyuşmazlığında çoğu zaman Ankara Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkeme yetkili olur.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re'sen dikkate alınır; yanlış görevli mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Yetki ise çoğu hâlde tarafların ileri sürmesine bağlıdır. Doğru mahkeme ve yetki tercihinin baştan yapılması, gereksiz süre ve masraf kaybını önler; bu teknik değerlendirmenin bir avukatla yapılması yerinde olur.

Kefalet Davası Süreci Nasıl İşler?

Kefaletten doğan bir uyuşmazlığın çözümü, dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte genel olarak belirli aşamalardan geçer. Kefil tarafında genellikle geçersizlik ve şekil eksikliği savunmaları, alacaklı tarafında ise borcun tahsili ön plandadır. Sürecin baştan doğru kurgulanması, hem talebin ya da savunmanın eksiksiz ileri sürülmesini hem de süre risklerinin yönetilmesini sağlar. Tipik akış şöyledir:

1
Sözleşme ve şekil incelemesi

Kefalet metni; yazılılık, el yazısı unsurları, azami miktar, tarih, müteselsil kaydı ve eş rızası yönünden incelenir.

2
İhtar ve başvuru yolu

Alacaklı ihtar çeker ya da takip başlatır; ticari nitelikteki alacaklarda gerekiyorsa arabuluculuğa başvurulur.

3
Dava/itiraz ve harç

Görevli-yetkili mahkemede dava açılır ya da takibe itiraz edilir; talep kalemleri ayrıştırılır, harç ve avans yatırılır.

4
Tahkikat ve bilirkişi

Deliller değerlendirilir; imza, el yazısı ya da hesap konularında gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır.

5
Karar

Mahkeme, kefaletin geçerliliği ve kapsamına göre kefilin sorumluluğuna hükmeder ya da talebi reddeder.

6
İstinaf / temyiz ve icra

Karara karşı istinaf, koşulları varsa temyiz yoluna gidilir; kesinleşen alacak icra yoluyla tahsil edilir.

Sürecin uzunluğu; el yazısı ve imza incelemesi ihtiyacına, geçersizlik itirazlarının kapsamına ve kanun yolu aşamalarına göre değişir. Kefil tarafında en kritik adım, şekil eksikliği ve eş rızası gibi savunmaların baştan doğru kurgulanmasıdır; alacaklı tarafında ise kefaletin geçerliliğinden emin olarak takibe geçilmesidir.

Kefalette Zamanaşımı ve Süreler

Süreler hak kaybına yol açabilir

Kefaletin fer'i niteliği gereği, kefile karşı ileri sürülebilecek talep büyük ölçüde asıl borcun durumuna bağlıdır. Asıl borç zamanaşımına uğramışsa kefil de bu zamanaşımı def'ini ileri sürebilir. Ayrıca gerçek kişi kefil için öngörülen yasal azami süre de sona erme sonucu doğurabilir.

KonuKural (Genel Çerçeve)
Asıl borca bağlı zamanaşımı def'iKefil, asıl borçlunun zamanaşımı def'ini ileri sürebilir
Genel borç ilişkilerinde zamanaşımıKanunda aksi belirtilmedikçe 10 yıl
Periyodik edimler (faiz, düzenli ödeme vb.)5 yıl
Gerçek kişi kefalette yasal azami süreKanunda öngörülen sürenin dolmasıyla sona erme

Kefalette süreler iki yönden önem taşır: birincisi, güvence verilen asıl borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı; ikincisi, kefaletin kendisine özgü sona erme sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediği. Kefil, asıl borç zamanaşımına uğramışsa bu def'i ileri sürebilir; alacaklının da kefaletten doğan haklarını süresinde kullanması gerekir. Sürelerin doğru hesaplanması, hem alacaklının hakkını kaybetmemesi hem de kefilin gereksiz bir sorumluluk altında kalmaması açısından kritiktir. Bu nedenle süreye ilişkin değerlendirmelerin bir avukatla yapılması önerilir.

Sık Yapılan Hatalar

Kefalet ilişkilerinde yapılan bazı hatalar, kişinin öngörmediği bir borçtan sorumlu tutulmasına ya da alacaklının güvencesiz kalmasına yol açar. Aşağıda uygulamada en sık rastlanan yanlışlar ve nedenleri özetlenmiştir:

  • İçeriği okumadan kefil olmak: Azami miktarı, kefaletin türünü ve süresini kavramadan matbu bir sözleşmeye imza atmak.
  • El yazısı unsurlarını ihmal etmek: Azami miktar, tarih ve müteselsil kaydını el yazısıyla yazmayarak sözleşmeyi sakatlamak ya da eksik doldurmak.
  • Eşin rızasını atlamak: Evli kefilde eşin yazılı rızasını almamak; alacaklı açısından güvenceyi geçersiz kılan bir eksiklik yaratmak.
  • Rücu hakkını korumamak: Ödeme yaparken belge düzenlememek ya da borçluya bildirimde bulunmamak suretiyle rücu hakkını zayıflatmak.
  • Sona ermeyi gözden kaçırmak: Kefaletin süresinin ya da yasal azami sürenin dolduğunu fark etmeden ödeme yapmak.

Bu hataların çoğu, kefalet ilişkisi kurulurken bir avukata danışılarak önlenebilir. Kefil olmadan önce sözleşmenin şekil şartlarının ve sorumluluğun kapsamının incelenmesi; alacaklı açısından ise kefaletin geçerliliğinin baştan güvence altına alınması, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları büyük ölçüde azaltır.

Gerekli Belgeler

Kefalet davasının seyri, büyük ölçüde kefalet ilişkisinin ve asıl borcun belgelerle ortaya konmasına bağlıdır. Dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte, uygulamada sık istenen belgeler şunlardır:

  • Kefalet sözleşmesi: El yazısı unsurlarını, azami miktarı, tarihi ve müteselsil kaydını içeren asıl kefalet metni ve ekleri.
  • Asıl borç belgeleri: Kredi sözleşmesi, kira sözleşmesi, senet, cari hesap ekstresi gibi güvence verilen borcu gösteren belgeler.
  • Eş rızası belgesi: Evli kefilde eşin yazılı rızasını gösteren belge ya da bu rızanın alınmadığına ilişkin durum.
  • Ödeme ve rücu belgeleri: Kefilin alacaklıya yaptığı ödemeyi ve tutarını gösteren dekont, makbuz ve yazışmalar.
  • Yazışmalar: İhtarname, e-posta, mesaj kayıtları, ödeme talepleri ve tarafların iradesini gösteren belgeler.

Belgelerin uyuşmazlığın erken aşamasında toplanması, zamanla ulaşılmaz hâle gelebilecek delillerin kaybını önler. Özellikle kefalette el yazısı ve imza unsurları belirleyici olduğundan, sözleşme aslının korunması büyük önem taşır. Dava ya da savunma hazırlığından önce belge durumunun bir avukatla gözden geçirilmesi, sürecin sağlam bir temelde ilerlemesini sağlar.

Yenimahalle'da Kefalet Avukatı Seçerken

Kefalet uyuşmazlıkları, borçlar hukukunun genel esaslarının yanında kefalete özgü sıkı şekil kuralları, eş rızası, azami miktar ve rücu gibi teknik konulara da hâkimiyet gerektirir. Doğru avukat seçimi; kefil açısından geçersizlik savunmalarının eksiksiz kurulması, alacaklı açısından ise güvencenin sağlam biçimde kullanılması bakımından belirleyicidir. Değerlendirmede öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular aşağıda özetlenmiştir:

  • Alan deneyimi: Kefalet sözleşmeleri, şekil şartları, eş rızası ve rücu süreçlerine hâkimiyet.
  • Strateji becerisi: Kefil için geçersizlik/def'i savunmaları; alacaklı için uygun takip ve dava yolunun belirlenmesi.
  • Yerel yargı bilgisi: Ankara Adliyesi ve bölge mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Olası sonuçlar, süreç, harç/masraf ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede avukata sorabileceğiniz sorular

  • İmzaladığım kefalet, şekil şartları yönünden geçerli mi; hangi savunmalara sahibim?
  • Kefaletim adi mi müteselsil mi; alacaklı bana doğrudan başvurabilir mi?
  • Evliysem eşimin rızası usulüne uygun alınmış mı; bu durum sonucu nasıl etkiler?
  • Ödeme yaparsam asıl borçluya rücu edebilir miyim; hangi belgeleri hazırlamalıyım?
  • Kefaletim süreli mi; yasal azami süre yönünden durumum nedir?

İlgili Mevzuat

  • Türk Borçlar Kanunu (6098)
    Kefalet sözleşmesi, şekil şartları, eş rızası, azami miktar, adi/müteselsil kefalet, sorumluluk, sona erme ve rücuya ilişkin hükümler
  • Türk Medeni Kanunu (4721)
    Dürüstlük kuralı, iyi niyet, ehliyet ve aile hukukuna ilişkin, kefaleti tamamlayan hükümler
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    Görev-yetki, ispat, belgelerin sunulması ve yargılama usulüne ilişkin düzenlemeler
  • İcra ve İflas Kanunu (2004)
    Kefalet borcunun icra takibi, takibe itiraz ve itirazın iptali/kaldırılması süreci
  • Türk Ticaret Kanunu (6102)
    Ticari işlere ilişkin kefalet ve ticaret şirketi yetkililerinin kefaletine ilişkin özel durumlar

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Şekil şartlarının sıkı uygulanması

Azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet kaydının kefilin el yazısıyla belirtilmesi gerektiği; bu unsurların eksikliğinin kefaleti geçersiz kılabileceği yönündeki yerleşik yaklaşım.

İlke · Eşin rızasının aranması

Evli kefilde, kanunda öngörülen istisnalar dışında, eşin yazılı rızası bulunmadan verilen kefaletin geçersiz sayılacağı değerlendirmesi.

İlke · Kefaletin fer'iliği

Kefaletin asıl borca bağlı olduğu; asıl borcun geçersizliği ya da sona ermesi hâlinde kefaletin de kural olarak etkileneceği ilkesi.

Sık Sorulan Sorular

Yenimahalle'da kefaletten doğan dava hangi mahkemede açılır?

Kefaletten doğan uyuşmazlıklarda kural olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Alacaklının kefile başvurarak kefalet borcunu talep etmesi, kefilin kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesi ya da ödeme yapan kefilin asıl borçluya rücu etmesi bu mahkemede görülür. Ancak taraflar arasındaki ilişki ticari nitelik taşıyorsa ve iki taraf da tacirse Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olabilir. Kefalet borcu senede ya da çek gibi bir kambiyo aracına bağlıysa, alacaklı doğrudan icra takibi de başlatabilir; itiraz edilirse itirazın iptali veya kaldırılması davası açılır. Yer bakımından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yenimahalle'daki dosyalar bu kurallara göre Ankara Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkemede ele alınır.

Kefalet sözleşmesi geçerli olmak için hangi şekil şartlarına uymalıdır?

Kefalet sözleşmesi, kanunun sıkı şekil şartlarına bağladığı bir sözleşmedir ve bu şartlara uyulmaması sözleşmeyi geçersiz kılar. Öncelikle kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması zorunludur; sözlü kefalet geçerli değildir. Ayrıca kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin, kefilin kendi el yazısıyla sözleşmede belirtilmesi gerekir. Kefil eğer müteselsil kefil sıfatıyla ya da bu anlama gelen başka bir ifadeyle yükümlülük altına giriyorsa, bunu da el yazısıyla belirtmelidir. Bu unsurlardan herhangi biri eksikse kefalet geçersiz sayılabilir. Kefilin evli olması hâlinde ayrıca eşin yazılı rızası aranır. Bu nedenle bir kefalet sözleşmesi imzalanmadan önce şekil şartlarının bir avukatla incelenmesi büyük önem taşır.

Eşimin rızası olmadan verdiğim kefalet geçerli midir?

Türk Borçlar Kanunu, evli kişilerin kefil olmasını eşin yazılı rızasına bağlamıştır. Kural olarak, kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında eşin yazılı rızasının alınması gerekir. Bu rıza alınmadan verilen kefalet geçersiz olur ve kefil sorumlu tutulamaz. Sözleşmede sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler için de yeniden eşin rızası aranır. Kanun, yalnızca mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunması veya eşlerin ayrı yaşamalarına yasal olarak izin verilmiş olması gibi sınırlı durumlarda bu rızayı aramaz. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi ya da bazı ticari kuruluşların yetkilileri bakımından kanun istisnalar öngörmüş olsa da, bu istisnaların somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı dikkatle değerlendirilmelidir.

Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasındaki fark nedir?

Adi kefalette alacaklı, kural olarak önce asıl borçluya başvurmak ve ondan tahsil edememesi hâlinde kefile yönelmek zorundadır; kefil, tartışma def'i (önce borçluya başvurulmasını isteme) ve rehnin paraya çevrilmesi def'i gibi savunmalara sahiptir. Müteselsil kefalette ise alacaklı, asıl borçluya başvurmadan ve onun mal varlığını takip etmeden doğrudan kefile başvurabilir; kefil bu savunmaları kural olarak ileri süremez. Bu nedenle müteselsil kefalet, kefil açısından çok daha ağır bir sorumluluk doğurur. Uygulamada sözleşmelere çoğunlukla müteselsil kefalet kaydı konur. Kefilin müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmemiş olması, bu ağır sorumluluğun doğmaması açısından önemli bir savunma oluşturabilir.

Kefilin sorumluluğu ne kadardır, sınırı var mıdır?

Kefil, kefalet sözleşmesinde el yazısıyla belirttiği azami miktarla sınırlı olarak sorumludur; bu tutar, kefilin sorumluluğunun üst sınırını oluşturur ve aşılamaz. Azami miktar içinde kalmak kaydıyla kefil, asıl borçtan başka, borçlunun temerrüdünün sonuçlarından, dava ve takip masraflarından ve işlemiş faizlerden de sorumlu olabilir. Kefalet fer'i (asıl borca bağlı) bir borç olduğundan, asıl borç sona ererse kefalet de sona erer; asıl borç geçersizse kefalet de kural olarak geçersiz olur. Kefil, asıl borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu def'i ve itirazları da ileri sürebilir. Sorumluluğun kapsamının doğru belirlenmesi, hem kefil hem alacaklı açısından belirleyicidir ve somut sözleşme metnine göre değerlendirilmelidir.

Borcu ödeyen kefil, ödediği tutarı geri alabilir mi?

Evet. Alacaklıya kefalet borcunu ödeyen kefil, ödediği tutar oranında asıl borçlunun yerine geçer ve ona rücu edebilir; yani ödediğini asıl borçludan talep etme hakkına sahip olur. Bu hakkın korunabilmesi için kefilin, yaptığı ödemeyi ve alacaklıya ödeme yaptığını belgelemesi önemlidir. Ayrıca ödeme yapan kefil, alacaklının asıl borç için sahip olduğu rehin ve diğer güvencelerden de yararlanma imkânı bulur; bu nedenle alacaklının bu güvenceleri kefile devretmemesi ya da azaltması kefilin haklarını etkileyebilir. Birden çok kefil varsa, ödeme yapan kefilin diğer kefillere kendi paylarına düşen oranda rücu etmesi de mümkündür. Rücu hakkının doğru kullanılması için ödeme aşamasında bir avukata danışılması yerinde olur.

Kefalet süreli verilmişse ne olur, kefalet nasıl sona erer?

Kefalet çeşitli yollarla sona erebilir. Asıl borcun ödenmesi, ibra edilmesi ya da başka bir sebeple ortadan kalkması hâlinde, fer'i nitelikte olan kefalet de sona erer. Belirli süreli kefalette, sürenin dolmasıyla kefilin sorumluluğu kural olarak sona erer; ancak alacaklının süre içinde kefile karşı gerekli girişimlerde bulunması hâlleri kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Belirsiz süreli kefalette ise kanun, belirli koşullarda kefile sözleşmeden dönme ya da alacaklıdan borçluyu takip etmesini isteme gibi imkânlar tanır. Gerçek kişilerce verilen kefalet için kanun ayrıca azami bir süre öngörmüş olup, bu sürenin geçmesiyle kefalet kendiliğinden sona erebilir. Sürelerin ve sona erme sebeplerinin somut sözleşmeye göre değerlendirilmesi önem taşır.

Kefalet davası ne kadar sürer ve ne kadar masraf gerekir?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; uyuşmazlığın niteliği, kefalet sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin itirazlar, delil durumu, bilirkişi ihtiyacı ile istinaf ve temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Kefalet borcunun tahsili amacıyla açılan alacak davalarında kural olarak talep edilen tutar üzerinden nispi harç ve gider avansı yatırılır. Ticari nitelikteki bazı para alacaklarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartı olabilir. Maddi durumu yeterli olmayanlar adli yardım talep edebilir. Kefil tarafında ise çoğu zaman dava değil, açılan takip ya da davaya karşı geçersizlik ve şekil eksikliği savunmaları gündeme gelir. Masraf ve süre yükünün doğru yönetilmesi için uygun usulün bir avukatla belirlenmesi yerinde olur.

İmzaladığım kefalet senedinin geçersiz olduğunu nasıl ileri sürebilirim?

Kefaletin geçersizliği, çoğunlukla kanunun aradığı şekil şartlarına uyulmamasına dayandırılır. Kefalet sözleşmesinin yazılı olmaması, azami miktarın ya da kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla belirtilmemiş olması, müteselsil kefalet kaydının el yazısıyla yazılmamış olması veya evli kefilde eşin yazılı rızasının bulunmaması, geçersizlik sebebi olarak ileri sürülebilir. Bu savunmalar, alacaklının açtığı alacak davasında ya da başlatılan icra takibine itiraz sonrası açılan davada dile getirilir. Ayrıca irade sakatlığı (hata, hile, korkutma) gibi genel geçersizlik sebepleri de somut olayda gündeme gelebilir. Hangi sebebe, hangi usulle ve hangi sürede dayanılacağının doğru belirlenmesi kritik olduğundan, bu değerlendirmenin bir avukatla yapılması önerilir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar