Bahçelievler İcra ve İflas Hukuku Avukatları

Bahçelievler, İstanbul ilçesinde icra ve iflas hukuku alanında hizmet veren 1.322 avukat. Takip yolu, görevli merci ve süreç bilgileriyle inceleyin.

Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.

Av. Fatma Taşar Tüfekçi
Av. Fatma Taşar Tüfekçi
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 21898 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ferhat Bulut
Av. Ferhat Bulut
İstanbul İstanbul Barosu

46143 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Sibel Pelin Demir
Av. Sibel Pelin Demir
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 75142 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ömer Durak
Av. Ömer Durak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 25562 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Harun İbrahim Kiziltan
Av. Harun İbrahim Kiziltan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 97076 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Veli Yayla
Av. Veli Yayla
İstanbul İstanbul Barosu

66030 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Bahar Başak Arslan
Av. Bahar Başak Arslan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 48062 sicil numaralı üyesidir.

Av. Hilal Havva Düzenli
Av. Hilal Havva Düzenli
İstanbul İstanbul Barosu

49481 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Berna Çakar
Av. Berna Çakar
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 99934 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İbrahim Mülayim
Av. İbrahim Mülayim
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 3568 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Azade Keskin
Av. Azade Keskin
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 55791 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ceren Usta
Av. Ceren Usta
İstanbul İstanbul Barosu

54204 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ece Kiğilcim
Av. Ece Kiğilcim
İstanbul İstanbul Barosu

91935 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Emin Özcan Barlak
Av. Emin Özcan Barlak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 4797 sicil numaralı üyesidir.

Av. Hasan Yilmaz
Av. Hasan Yilmaz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 12584 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nebi Yasir Ataman
Av. Nebi Yasir Ataman
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 74306 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Kübra Bedir
Av. Kübra Bedir
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 68339 sicil numaralı üyesidir.

Av. Levent Dilek Alan
Av. Levent Dilek Alan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 17323 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Tahsin
Av. Mehmet Tahsin
İstanbul İstanbul Barosu

25926 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ahmet Coşkun Ertem
Av. Ahmet Coşkun Ertem
İstanbul İstanbul Barosu

10750 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Cansu Konak
Av. Cansu Konak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 66900 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Berkan Çinar
Av. Berkan Çinar
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 90466 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Emre Alper Limanoğlu
Av. Emre Alper Limanoğlu
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 100247 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Nurdan Kalkanli
Av. Nurdan Kalkanli
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 66383 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Kübra Turalioğlu
Av. Kübra Turalioğlu
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 73569 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Yunus Çağri Sezgin
Av. Yunus Çağri Sezgin
İstanbul İstanbul Barosu

70065 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Kübra Özer
Av. Kübra Özer
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 62397 sicil numaralı üyesidir.

Av. Cemal Cem Cantürk
Av. Cemal Cem Cantürk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 39596 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Nadir Kazaz
Av. Nadir Kazaz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 48767 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Kenan Kara
Av. Kenan Kara
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 18009 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sena Aydin
Av. Sena Aydin
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 29744 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Uğur Kaşhan
Av. Uğur Kaşhan
İstanbul İstanbul Barosu

33469 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Kemal Özgül
Av. Kemal Özgül
İstanbul İstanbul Barosu

34394 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Anil Emre Ekenel
Av. Anil Emre Ekenel
İstanbul İstanbul Barosu

59152 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Feyzanur Demir
Av. Feyzanur Demir
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 62774 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Altuğ Bayraktar
Av. Altuğ Bayraktar
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 54475 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hasan Aydoğan
Av. Hasan Aydoğan
İstanbul İstanbul Barosu

28638 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Selma Özmüş Yildirim
Av. Selma Özmüş Yildirim
İstanbul İstanbul Barosu

50660 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Mircan Türk
Av. Mircan Türk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 65603 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Deniz Çalik
Av. Deniz Çalik
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 34064 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Pelin Taflan Alp
Av. Pelin Taflan Alp
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 27462 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Tuğba Batir Bozkaplan
Av. Tuğba Batir Bozkaplan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 100441 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Berat Oymaci
Av. Berat Oymaci
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 41110 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Enes Furkan Balli
Av. Enes Furkan Balli
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 56217 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nurhan Türkan
Av. Nurhan Türkan
İstanbul İstanbul Barosu

19373 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Fatih Ayhan
Av. Fatih Ayhan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 84370 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Alp Sevim
Av. Alp Sevim
İstanbul İstanbul Barosu

37406 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Yunus Tabur
Av. Yunus Tabur
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 85261 sicil numaralı üyesidir.

Av. Bektaş Salim Topbaş
Av. Bektaş Salim Topbaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 27328 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Munise Erat
Av. Munise Erat
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 60412 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Bahçelievler, İstanbul İcra ve İflas Hukuku Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Bahçelievler (İstanbul) bölgesindeki alacak-borç uyuşmazlıklarını; ilamlı ve ilamsız icra takibi, ödeme emri ve itiraz, itirazın iptali ve kaldırılması, haciz ve malların satışı, menfi tespit, istirdat ve tasarrufun iptali davaları ile iflas ve konkordato süreçleri açısından ele alır. Amaç, alacağınızı tahsil ederken ya da haksız bir takibe karşı savunma yaparken sürecin baştan doğru yönetilmesine ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli seçmenize yardımcı olmaktır.

Kısa Bakış — İcra ve İflas Hukukunda Öne Çıkanlar
  • Merci: Takip işlemleri İcra Dairesi'nde yürütülür; uyuşmazlıklar İcra Hukuk, İcra Ceza ve genel mahkemeler ile Ticaret Mahkemesi arasında dağılır.
  • Süreler: İlamsız takipte ödeme emrine itiraz 7 gün, kambiyo takibinde 5 gündür; süreler hak düşürücüdür.
  • Yollar: İtirazın iptali/kaldırılması, menfi tespit, istirdat, tasarrufun iptali ve konkordato dosyanın seyrini belirler.
  • Yer: Bahçelievler dosyaları Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki icra dairesi ve mahkemelerde görülür.

İcra ve İflas Hukuku Nedir? Kapsamı

İcra ve iflas hukuku; para ve teminat alacaklarının devlet gücü kullanılarak nasıl tahsil edileceğini, borçlunun malvarlığına hangi koşullarda el konulacağını ve borçlarını ödeyemeyen kişilerin durumunun nasıl tasfiye ya da yeniden yapılandırılacağını düzenleyen hukuk dalıdır. Temel kaynağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'dur; alacağın esası bakımından ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve ticari ilişkilerde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) devreye girer.

Bu alan, "cebri icra" (zorla yerine getirme) ilkesi üzerine kuruludur: alacaklı, alacağını borçlunun rızasına bağlı kalmadan, devletin icra organları aracılığıyla tahsil edebilir. Bununla birlikte kanun, borçlunun ve ailesinin insan onuruna yaraşır asgari yaşam koşullarını korumak için haczedilemeyecek mallar, maaş haczinde sınır ve şikâyet-itiraz yolları gibi denge mekanizmaları öngörmüştür. Böylece alacaklının tahsil hakkı ile borçlunun temel korunma ihtiyacı dengelenir. Aşağıda uygulamada en sık karşılaşılan başlıklar özetlenmiştir:

İlamlı İcra
Mahkeme kararına dayalı takip
İlamsız İcra
Ödeme emri ve itiraz
Ödeme Emri
Tebliğ ve 7 günlük süre
Haciz
Mal, maaş ve hesaplar
İflas
Toplu tasfiye
Konkordato
Borç yapılandırma

İlamlı ve İlamsız İcra Takibi

İcra takibinin en temel ayrımı, alacaklının elinde bir mahkeme kararı (ilam) bulunup bulunmamasına göredir. İlamsız icra, yalnızca para ve teminat alacakları için öngörülmüş bir yoldur ve alacaklının elinde herhangi bir belge bulunması şart değildir. Alacaklı takip talebini verir, icra dairesi borçluya ödeme emri gönderir; borçlu yedi gün içinde itiraz ederse takip durur. Bu yolun kolaylığı, borçlunun itirazla takibi durdurabilmesi nedeniyle alacaklı açısından bir "esas incelemesi" riskini de beraberinde getirir.

İlamlı icra ise bir mahkeme ilamına ya da kanunda ilam niteliğinde sayılan belgelere (mahkeme huzurunda yapılan sulh ve kabuller, kayıtsız şartsız para borcu içeren noter senetleri, istinaf-temyiz kefaletnameleri gibi) dayanır. Burada borçluya icra emri gönderilir; borçlunun basit itirazı takibi durdurmaz. Borçlu ancak borcun sonradan ödendiği, ertelendiği veya zamanaşımına uğradığı gibi sınırlı sebepleri belgeyle ileri sürerek "icranın geri bırakılması"nı isteyebilir. İlamlı icra, elinde kesin bir belge bulunan alacaklı için daha güçlü ve hızlı bir yoldur.

Ticari hayatın vazgeçilmezi olan çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine özgü takip ise ayrı bir kategoridir. Bu takipte borçluya on günde ödeme yapması veya beş günde itiraz etmesi ihtar edilir; itiraz doğrudan icra mahkemesine yapılır ve kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz. Doğru takip yolunun seçimi; sürecin hızı, borçlunun savunma imkânları ve alacaklının katlanacağı ispat yükü bakımından belirleyicidir. Bu nedenle takip başlatılmadan önce elinizdeki belgenin niteliğinin değerlendirilmesi önemlidir.

Ödeme Emri ve İtiraz

İlamsız icrada sürecin kalbi, borçluya tebliğ edilen ödeme emri ve buna karşı yapılabilecek itirazdır. Ödeme emri, borçluya borcu yedi gün içinde ödemesini, borca itirazı varsa yine yedi gün içinde icra dairesine bildirmesini ve aksi hâlde cebri icraya devam edileceğini bildirir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması hâlinde takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir.

Borçlu itirazını; borcun tamamına ya da bir kısmına, işletilen faize, senetteki imzaya veya icra dairesinin yetkisine yöneltebilir. Özellikle imzaya itiraz ayrıca ve açıkça yapılmalıdır; aksi hâlde imza ikrar edilmiş sayılır. İtiraz süresinde ve usulüne uygun yapıldığında takip kendiliğinden durur ve alacaklı, artık takibe devam edebilmek için mahkeme yoluna başvurmak zorunda kalır. Bu yönüyle itiraz, borçlunun en güçlü ilk savunma aracıdır.

Süresini kaçıran borçlu için istisnai bir imkân, gecikmiş itirazdır: borçlu, kusuru olmaksızın (ağır hastalık, tebligatın usulsüzlüğü gibi engeller nedeniyle) süresinde itiraz edememişse, engelin kalkmasından itibaren üç gün içinde icra mahkemesine başvurarak gecikmiş itirazda bulunabilir. Bunun dışında, borçlu takibin dayanağındaki usulsüzlükler için şikâyet yoluna, borcu ödeme veya başka bir sebeple borçlu olmadığını mahkeme kararıyla tespit ettirmek için ise menfi tespit davasına başvurabilir. Bu seçeneklerin doğru zamanda ve doğru merci önünde kullanılması sonucu belirler.

İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması

Borçlunun itirazıyla duran takibi tekrar işler hâle getirmek isteyen alacaklının önünde iki ayrı yol vardır ve bunların seçimi doğrudan sonucu etkiler:

İtirazın İptali Davası

Genel (görevli) mahkemede açılır ve alacağın esası incelenir. Alacaklı her türlü delille alacağını ispatlayabilir. Süresinde (itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde) açılan davada alacaklı haklı çıkarsa, koşulları varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir.

İtirazın Kaldırılması

İcra mahkemesinde görülen, dar yetkili ve hızlı bir yoldur. Yalnızca kanunda sayılan belgelere (imzası ikrar edilmiş ya da noterce onaylı senet, resmî daire kayıtları gibi) dayanılabilir. Elinde bu nitelikte belge bulunan alacaklı için pratik ve hızlıdır.

İki yol arasındaki tercih, alacaklının elindeki delilin niteliğine bağlıdır. Elinde güçlü ve resmî nitelikte bir belge bulunan alacaklı için itirazın kaldırılması daha hızlı sonuç verirken; alacağını tanık, ticari defter veya diğer delillerle ispatlaması gereken alacaklı için itirazın iptali daha uygundur. Yanlış yol seçildiğinde dava usulden reddedilebilir ve alacaklı süre ve masraf kaybına uğrayabilir. Bu nedenle karar, dosyadaki belge ve delil durumu değerlendirilerek verilmelidir.

Borçlu bakımından ise bu davalar, itirazının haklılığını ortaya koyma fırsatıdır. İtirazın iptali davasında haksız çıkan alacaklının kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlu lehine de tazminat gündeme gelebilir. Her iki davada da süreler ve usul kuralları teknik nitelik taşıdığından, sürecin baştan doğru kurgulanması önem taşır.

Haciz ve Malların Satışı

Takip kesinleştikten sonra alacaklının talebiyle borçlunun malvarlığı üzerine haciz konulur. Haciz; taşınırlar (araç, ev eşyası, ticari mallar), taşınmazlar, banka hesapları, üçüncü kişilerdeki alacaklar ve maaş gibi geniş bir yelpazeyi kapsayabilir. Alacaklı, borcu ve masrafları karşılayacak ölçüde mal haczedilmesini isteyebilir; kanun, aşırı haczi (borçtan çok fazla mal haczini) yasaklamıştır.

Ancak kanun, borçlunun ve ailesinin geçimini korumak için bazı malları haciz dışında bırakmıştır: borçlu ve ailesi için gerekli giyecek, yatak ve mutfak eşyası; borçlunun mesleğini sürdürmesi için zorunlu araç ve gereçler; ekonomik faaliyeti sermayesinden çok bedenî çalışmasına dayanan borçlunun geçimi için gerekli malları bu kapsamdadır. Maaş ve ücretin ise kural olarak dörtte birinden fazlası (nafaka alacakları hariç) haczedilemez. Bu sınırların gözetilmemesi, hacze karşı şikâyet sebebidir.

Haczedilen malların paraya çevrilmesi satış aşamasıyla olur. Satış, kural olarak açık artırma yoluyla ve elektronik ortamdaki teklif alma süreçleriyle yürütülür; taşınırlar ve taşınmazlar için ayrı süre ve usuller öngörülmüştür. Satıştan elde edilen bedel, öncelikle satış masrafları ve rehinli alacaklar dikkate alınarak sıra cetveline göre alacaklılara dağıtılır. Aynı mal üzerinde birden fazla haciz varsa hacizlerin sırası ve türü, hangi alacaklının ne ölçüde tahsilat yapacağını belirler. Bu teknik aşamalarda hak kaybı yaşanmaması için sürecin yakından takibi önerilir.

Menfi Tespit ve İstirdat Davası

Kendisine karşı haksız bir takip başlatıldığını düşünen ya da borçlu olmadığı hâlde ödeme baskısı altında kalan kişilerin başvurabileceği iki temel dava vardır. Menfi tespit davası, kişinin belirli bir borcun mevcut olmadığının mahkemece tespitini istediği davadır. Takipten önce açılabileceği gibi, takip başladıktan sonra da açılabilir; ikinci hâlde borçlu, alacağın en az yüzde onbeşi oranında teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesini durduran bir tedbir kararı alabilir.

Borç henüz ödenmeden menfi tespit davası açılmışsa ve dava borçlu lehine sonuçlanırsa takip iptal edilir. Buna karşılık borç, icra baskısı altında ödenmiş ve sonradan borçlu olunmadığı anlaşılmışsa, ödenen paranın geri alınması için istirdat davası açılır. İstirdat davası, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren belirli bir süre içinde açılmalıdır; bu nedenle borç ödendikten sonra "geri alamam" düşüncesiyle hareketsiz kalınması hak kaybına yol açabilir.

Her iki dava da haksız takiplere karşı borçlunun temel korunma yollarıdır ve teminat, tedbir ve süre kuralları teknik nitelik taşır. Menfi tespit davasında alacaklı kötü niyetli çıkarsa borçlu lehine tazminata; borçlunun haksız olduğu anlaşılırsa alacaklı lehine tazminata hükmedilebilir. Bu ihtimaller, davanın delil durumu doğru değerlendirilmeden açılmasının riskli olabileceğini gösterir. Sürecin baştan planlanması, hem tahsil edilen paranın geri alınması hem de gereksiz tazminat riskinden kaçınılması bakımından önemlidir.

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı devir ve temlik işlemlerini, alacaklı bakımından etkisiz kılmayı amaçlar. Borcunu ödemek istemeyen borçlu, taşınmazını yakınına devredip üzerine kayıtlı mal bırakmadığında; alacaklı, elinde kesin veya geçici aciz belgesi bulunması hâlinde bu devir işleminin iptalini isteyebilir. Dava kabul edilirse alacaklı, devredilen mal sanki hâlâ borçlunun malıymış gibi o mal üzerinde haciz ve satış isteyebilir; ancak mülkiyet üçüncü kişide kalmaya devam eder.

Kanun, hangi tasarrufların iptale tabi olduğunu belirlerken bazı karineler öngörmüştür. İvazsız (bedelsiz) tasarruflar ile borçlunun eşi, üstsoy-altsoyu ve yakın akrabalarıyla yaptığı işlemler kural olarak alacaklıları zarara uğratma amacı taşıyor sayılır. Ayrıca borcun doğumundan sonra ve aciz hâline yakın dönemde yapılan, mal kaçırma amacını gösteren işlemler de iptale tabi olabilir. Bu davada zamanaşımı, iptale tabi tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıldır.

Tasarrufun iptali davası, üçüncü kişinin iyiniyeti, devir bedelinin gerçekliği ve borçlunun aczi gibi çok sayıda unsurun birlikte değerlendirilmesini gerektiren teknik bir davadır. Doğru davalıların (borçlu ve mal edinen üçüncü kişi, gerekiyorsa sonraki edinenler) belirlenmesi, aciz belgesinin usulüne uygun alınması ve delillerin toplanması sonucu doğrudan etkiler. Bu nedenle mal kaçırma şüphesi bulunan dosyalarda sürecin dikkatle yürütülmesi önerilir.

İflas ve Konkordato

Borçlarını ödeyemeyen kişilerin durumu, bireysel takiplerin ötesinde toplu çözüm yollarını gündeme getirebilir. İflas, kural olarak tacirler ve kanunda sayılan diğer kişiler hakkında uygulanan bir toplu tasfiye yoludur: iflas kararı verildiğinde borçlunun haczedilebilir tüm malvarlığı "iflas masası"nı oluşturur ve bu malvarlığı, iflas idaresi eliyle satılarak alacaklılara sıra ve imtiyaz kurallarına göre paylaştırılır. İflas kararını Asliye Ticaret Mahkemesi verir; iflas, iflas yoluyla adi takip veya doğrudan iflas gibi farklı yollarla istenebilir.

Konkordato ise iflasa alternatif olarak, ödeme güçlüğü içindeki borçlunun faaliyetini sürdürerek borçlarını yeniden yapılandırmasını amaçlar. Borçlu (veya alacaklı), ticaret mahkemesine başvurarak önce geçici mühlet, koşullar sağlanırsa kesin mühlet alır; bu süreçte borçlunun malvarlığı korunur, aleyhindeki takipler kural olarak durur ve mahkemece bir konkordato komiseri atanır. Borçlunun sunduğu proje, alacaklıların kanunda öngörülen çoğunlukla kabulü ve mahkemenin tasdikiyle bağlayıcı hâle gelir. Konkordatoda amaç işletmenin ayakta kalması, iflasta ise malvarlığının tasfiyesidir.

Bu iki yol arasındaki tercih; borçlunun ekonomik durumu, faaliyetinin sürdürülebilirliği ve alacaklıların menfaati birlikte değerlendirilerek yapılır. İflas ve konkordato süreçleri; mühlet, komiser denetimi, alacakların bildirimi ve sıra cetveli gibi çok sayıda teknik aşama içerir ve sürelerin kaçırılması ağır sonuçlar doğurabilir. Hem borçlu hem de alacaklı tarafın bu süreçlerde haklarını korumak için sürecin başından itibaren titiz bir hukuki takip yürütmesi önemlidir.

Görevli ve Yetkili Merci: İcra Dairesi, İcra Hukuk ve İcra Ceza Mahkemesi

İcra ve iflas hukukunda işlemler farklı mercilere dağılmıştır; uyuşmazlığın türüne göre doğru mercie başvurmak sürecin sağlığı için kritiktir:

MerciGörev Alanı
İcra Dairesi (İcra Müdürlüğü)Takibin başlatılması, ödeme/icra emri gönderilmesi, haciz, satış ve paranın paylaştırılması gibi takip işlemleri.
İcra Hukuk Mahkemesiİtirazın kaldırılması, şikâyet, ihalenin feshi, istihkak, kıymet takdirine itiraz gibi takip hukukundan doğan hukuki uyuşmazlıklar.
İcra Ceza MahkemesiKarşılıksız çek, taahhüdü ihlal, mal beyanında bulunmama, hacizli malı kaçırma gibi icra suçları.
Genel Mahkeme (Asliye/Sulh Hukuk)İtirazın iptali, menfi tespit, istirdat ve tasarrufun iptali davaları gibi esasa ilişkin davalar.
Asliye Ticaret Mahkemesiİflas ve konkordato talepleri.
Yer bakımından yetki — Bahçelievler

Kural olarak icra takibi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde açılır; sözleşmeden doğan yetki de geçerli olabilir. Bahçelievler'da bulunan borçlulara yönelik takip ve davalar, yetki kurallarına göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki icra dairesi ve icra mahkemesinde görülür.

Doğru mercie başvurulmaması dosyayı geciktiren en yaygın hatalardan biridir. Örneğin esasa ilişkin bir uyuşmazlığın icra mahkemesinde, dar yetkili bir işin genel mahkemede açılması usulden ret veya görevsizlik kararına yol açabilir. Yer bakımından yetki itirazının ödeme emrine itirazla birlikte ileri sürülmesi gerektiği de sıkça gözden kaçar. Bu nedenle takip ve dava açılmadan önce doğru merci ve yetki değerlendirmesinin yapılması, süre ve masraf kaybını önler.

Bahçelievler'da İcra Takibi Nasıl Başlatılır? Süreç Adımları

İcra takibi, birbirini izleyen belirli aşamalardan oluşur. Aşağıda ilamsız icra esas alınarak tipik akış özetlenmiştir; ilamlı ve kambiyo takiplerinde bazı adımlar ve süreler farklılık gösterir:

1
Takip Talebi

Alacaklı, alacağın miktarı, dayanağı ve borçlunun bilgilerini içeren takip talebini ilgili icra dairesine verir. Yetkili icra dairesinin doğru seçilmesi bu aşamada önemlidir.

2
Ödeme / İcra Emri

İcra dairesi, talebe uygun olarak borçluya ödeme emri (ilamsızda) veya icra emri (ilamlıda) düzenleyip tebliğ eder.

3
İtiraz Süresi

İlamsız takipte borçlu 7 gün (kambiyoda 5 gün) içinde itiraz edebilir. Süresinde itiraz edilirse takip durur; edilmezse takip kesinleşir.

4
İtirazın Aşılması

Takip itirazla durmuşsa alacaklı, belge durumuna göre itirazın iptali (genel mahkeme) veya itirazın kaldırılması (icra mahkemesi) yoluna başvurur.

5
Haciz

Takip kesinleştiğinde alacaklının talebiyle borçlunun malları, hesapları ve maaşı üzerine haciz uygulanır. Haczedilemeyecek mallar korunur.

6
Satış ve Paylaştırma

Haczedilen mallar açık artırmayla satılır; elde edilen bedel masraflar ve sıra cetveli gözetilerek alacaklılara dağıtılır.

Bu aşamaların her biri kendi içinde süre ve usul kuralları barındırır. Örneğin haciz talebi, takip kesinleştikten sonra belirli süre içinde yapılmalıdır; aksi hâlde dosya işlemden kaldırılabilir. Satış talebi de kanuni süreye tabidir. Sürecin baştan sona planlı yürütülmesi, tahsilatın hızlanmasını ve hak kayıplarının önlenmesini sağlar.

İcra ve İflas Hukukunda Zamanaşımı ve Süreler

Bu alanda süreler iki katmanda karşımıza çıkar: alacağın esasına ilişkin zamanaşımı süreleri ile takip ve dava işlemlerine ilişkin usul süreleri. Alacağın zamanaşımı, hukuki niteliğine göre değişir. İlama (mahkeme kararına) dayanan alacaklar kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kira bedeli, faiz ve dönemsel edimler ile bazı ticari alacaklarda ise beş yıllık süre uygulanır. Kambiyo senetlerinde (çek, bono, poliçe) ise daha kısa özel süreler öngörülmüştür.

Takip başladıktan sonra da işlem yapılmadan geçen süre önem taşır. Takibin kesinleşmesinin ardından uzun süre işlem yapılmaması, zamanaşımının dolmasına ve borçlunun "icranın geri bırakılması" istemiyle mahkemeye başvurabilmesine yol açabilir. Bu nedenle dosyanın belirli aralıklarla harekete geçirilmesi, alacaklı bakımından hakkın korunması için gereklidir.

Usul süreleri ise genellikle hak düşürücü niteliktedir ve kaçırıldığında telafisi çok güçtür: ödeme emrine itiraz (7 gün), kambiyoya özgü itiraz (5 gün), gecikmiş itiraz (engelin kalkmasından itibaren 3 gün), şikâyet süresi ve dava açma süreleri bunlara örnektir. Bu sürelerin doğru hesaplanması hem alacaklının hakkını kaybetmemesi hem de borçlunun zamanaşımı ve süre def'ilerini zamanında ileri sürebilmesi bakımından belirleyicidir. Sürelerin takibi, dosyanın en teknik ve en kritik yönlerinden biridir.

Sık Yapılan Hatalar

İcra ve iflas dosyalarında yapılan hatalar çoğunlukla telafisi güç sonuçlar doğurur. Aşağıdaki başlıklar, uygulamada en sık karşılaşılan ve hak kaybına yol açan yanlışları özetler:

  • Süreyi kaçırmak: Ödeme emrine 7 (kambiyoda 5) günlük itiraz süresini kaçırmak takibin kesinleşmesine ve haczin başlamasına yol açar.
  • Yanlış yolu seçmek: İtirazın iptali yerine kaldırılması (veya tersini) seçmek, elindeki belge o yola uygun değilse davanın reddine neden olabilir.
  • İmzaya itiraz etmemek: İmzaya ayrıca itiraz edilmezse imza ikrar edilmiş sayılır ve borçlu önemli bir savunmadan mahrum kalır.
  • Yetki itirazını atlamak: Yer bakımından yetki itirazı, ödeme emrine itirazla birlikte ileri sürülmezse sonradan dinlenmeyebilir.
  • Menfi tespitte teminatı unutmak: Takip sonrası menfi tespitte teminat yatırılmazsa paranın alacaklıya ödenmesi durdurulamaz.
  • Dosyayı işlemsiz bırakmak: Takip kesinleştikten sonra haciz ve satış taleplerinin süresinde yapılmaması dosyanın işlemden kaldırılmasına yol açabilir.

Bu hatalar, çoğu zaman sürelerin ve usul kurallarının teknik oluşundan kaynaklanır. Küçük görünen bir usul eksikliği bile alacağın tahsilini yıllarca geciktirebilir ya da borçlunun haklı savunmasını dinletememesine neden olabilir. Bu nedenle dosyanın başından itibaren planlı bir takvimle yürütülmesi ve kritik sürelerin izlenmesi büyük önem taşır.

Gerekli Belgeler

İcra takibi başlatmak ya da bir icra davası açmak için gereken belgeler, takip yolu ve uyuşmazlığın türüne göre değişir. Aşağıda uygulamada sıkça istenen belgeler kategoriler hâlinde özetlenmiştir; somut dosyanızda ek belgeler gerekebilir:

Alacaklı İçin

Alacağın dayanağı (sözleşme, fatura, senet, çek/bono, mahkeme ilamı), borçlunun kimlik/adres ve mümkünse mal-hesap bilgileri, varsa aciz belgesi ve takip masraflarına ilişkin ödeme.

Borçlu İçin

Ödeme emri/icra emri tebligatı, borcun ödendiğine dair makbuz veya dekontlar, borcu düşüren belgeler (ibraname, sulh), itiraz veya menfi tespit dilekçesi ve varsa bilirkişi raporları.

İflas / Konkordato İçin

Ticari defter ve kayıtlar, bilanço ve mali tablolar, borç ve alacak listeleri, konkordato ön projesi ve gerekiyorsa bağımsız denetim raporları.

Temsil İçin

Avukatla takip hâlinde vekâletname, taraf kimlik bilgileri ve iletişim belgeleri. Takibi bir vekil aracılığıyla yürütmek süreç yönetimini kolaylaştırır.

Belgelerin eksiksiz ve doğru düzenlenmiş olması, hem takibin sağlıklı ilerlemesi hem de olası bir uyuşmazlıkta ispat kolaylığı bakımından önemlidir. Özellikle senet ve çek gibi belgelerin şekil şartlarını taşıması, hangi takip yolunun kullanılabileceğini belirler. Belgelerinizi bir araya getirdikten sonra dosyanızı bir avukatla değerlendirmeniz, doğru yol ve mercinin seçilmesine yardımcı olur.

Bahçelievler'da İcra İflas Avukatı Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

İcra ve iflas hukuku; süreye duyarlı, teknik ve çok aşamalı bir alandır. Bu nedenle dosyanızı yürütecek avukatın bu alandaki deneyimi ve süreç yönetimi becerisi önem taşır. Aşağıdaki başlıklar, bir avukatla ilk görüşmede netleştirmenizde yarar olan konuları özetler:

Deneyim ve Uzmanlık

İlamlı/ilamsız takip, kambiyo takibi, itirazın iptali-kaldırılması, tasarrufun iptali ve konkordato gibi süreçlerde benzer dosya deneyimi.

Süreç ve Takvim

Kritik sürelerin nasıl izleneceği, haciz-satış aşamalarının planı ve dosyanın hangi aralıklarla güncelleneceği.

İletişim ve Şeffaflık

Gelişmelerin nasıl ve hangi sıklıkta bildirileceği, masraf ve vekâlet ücretinin baştan yazılı olarak açıklanması.

Yerel Deneyim

Bahçelievler ve Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki icra dairesi ve mahkeme uygulamalarına aşinalık, tebligat ve haciz süreçlerinde pratik yaklaşım.

İlk görüşmede dosyanızın gerçekçi bir değerlendirmesini istemeniz, olası sonuç senaryolarını ve maliyetleri anlamanız açısından yararlıdır. Kesin sonuç ya da "kısa sürede tahsil garantisi" gibi vaatler yerine, sürecin nasıl yönetileceğine dair somut bir yol haritası sunan yaklaşım daha güvenilirdir. Aşağıdaki soruları görüşmede sormayı düşünebilirsiniz:

  • Dosyamda hangi takip yolu (ilamlı, ilamsız, kambiyo) uygun ve neden?
  • Borçlunun mal kaçırma ihtimali varsa hangi önlemler alınabilir?
  • Sürecin tahmini aşamaları ve olası süreleri nelerdir?
  • Masraflar, harçlar ve vekâlet ücreti nasıl hesaplanır?
  • Karşı tarafın itirazı hâlinde hangi yolu izleyeceksiniz?

Bu platformda listelenen avukatları; uzmanlık alanı, deneyimi ve iletişim tercihleri açısından karşılaştırarak dosyanıza uygun olanı seçebilirsiniz. Nihai kararı, dosyanızın özelliklerini bir avukatla birebir değerlendirdikten sonra vermeniz en sağlıklı yaklaşımdır.

İlgili Mevzuat

İcra ve iflas hukuku uygulamasında başvurulan temel mevzuat aşağıda özetlenmiştir. Bu düzenlemeler zaman içinde değişebildiğinden, güncel metin ve içtihatların dikkate alınması önemlidir:

  • İcra ve İflas Kanunu (2004)
    Takip yolları, ödeme/icra emri, itiraz, haciz, satış, iflas, konkordato ve icra suçlarına ilişkin temel kanun.
  • Türk Borçlar Kanunu (6098)
    Alacağın kaynağı olan sözleşme ve borç ilişkileri, zamanaşımı, ifa ve temerrüt hükümleri.
  • Türk Ticaret Kanunu (6102)
    Kambiyo senetleri (çek, bono, poliçe), ticari işlemler ve ticaret şirketlerine ilişkin hükümler.
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    İtirazın iptali, menfi tespit, istirdat ve tasarrufun iptali davalarında uygulanan yargılama usulü.
  • İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği
    İcra dairelerinin işleyişi, tebligat, haciz ve satış işlemlerine ilişkin usul ve esaslar.

Mevzuatın yanı sıra Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da uygulamayı önemli ölçüde şekillendirir. Özellikle itirazın iptali/kaldırılması, tasarrufun iptali ve ihalenin feshi gibi konularda içtihatların dikkate alınması, dosyanın doğru yürütülmesi için gereklidir. Güncel mevzuat ve içtihat değerlendirmesi için bir avukattan destek almanız önerilir.

Emsal İçtihat ve İlkeler

Aşağıdaki başlıklar, icra ve iflas hukukunda yargı uygulamasında öne çıkan bazı ilkeleri genel biçimde özetler. Bunlar bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendi koşulları farklı sonuç doğurabilir:

İlke · İmzaya İtiraz

Borçlu, ödeme emrine karşı imzaya ayrıca ve açıkça itiraz etmezse senetteki imza ikrar edilmiş sayılır; bu durum, imza incelemesi imkânını ortadan kaldırabilir.

İlke · İtirazın İptali ve Tazminat

Alacağını likit (belirli) belgeyle ispat eden alacaklı lehine, borçlunun haksız itirazı hâlinde icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir; likit olmayan alacaklarda tazminata hükmedilmesi tartışmalıdır.

İlke · Tasarrufun İptalinde Aciz

Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için alacaklının kesin veya geçici aciz belgesine sahip olması aranır; aciz hâli usulüne uygun ortaya konmalıdır.

İlke · Haczedilemezlik Şikâyeti

Maaşın haczedilemeyen kısmı ile ev ve meslek eşyasının haczine karşı süresinde şikâyet yoluna gidilebilir; borçlunun bu korumadan feragati sınırlı koşullara tabidir.

Bu ilkeler, içtihatların yıllar içinde ortaya koyduğu genel eğilimleri yansıtır ve mevzuat değişiklikleriyle güncellenebilir. Dosyanıza uygulanabilecek güncel içtihatların değerlendirilmesi, uzmanlık ve dikkat gerektiren bir iştir. Bu nedenle somut olayınız için bir avukattan güncel içtihat analizi almanız yerinde olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Bahçelievler'da icra takibi hangi icra dairesinde başlatılır?

İcra takibi, kural olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatılır; para ve teminat borçlarında sözleşmeden doğan yetki (yetkili icra dairesi kaydı) da geçerli olabilir. Alacaklı, takip talebini ilgili icra müdürlüğüne verir ve müdürlük ödeme veya icra emri düzenler. Bahçelievler'da bulunan borçlulara yönelik takipler yetki kurallarına göre Bakırköy Adliyesi yargı çevresindeki icra dairesinde yürütülür. Yetkiye itiraz, borçlu tarafından ödeme emrine itirazla birlikte ileri sürülür; bu nedenle takibin başında yetkinin doğru belirlenmesi önemlidir.

İlamlı ve ilamsız icra arasındaki fark nedir?

İlamsız icra, elinde mahkeme kararı bulunmayan alacaklının yalnızca para ve teminat alacakları için başvurduğu yoldur; borçluya ödeme emri gönderilir ve borçlu yedi gün içinde itiraz ederek takibi durdurabilir. İlamlı icra ise mahkeme ilamına veya ilam niteliğindeki belgeye dayanır; burada borçluya icra emri gönderilir ve borçlunun basit itirazıyla takip durmaz. İlamlı icrada borçlu ancak icranın geri bırakılması gibi sınırlı sebeplerle takibi durdurabilir. Doğru takip yolunun seçimi, sürecin hızını doğrudan etkiler.

Ödeme emrine nasıl ve kaç günde itiraz edilir?

İlamsız icrada borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. İtiraz, borca, faize, imzaya veya yetkiye yönelik olabilir. İtiraz süresinde ve usulüne uygun yapıldığında takip kendiliğinden durur; alacaklı takibe devam edebilmek için itirazın iptali (genel mahkeme) veya itirazın kaldırılması (icra mahkemesi) yoluna başvurmak zorunda kalır. Kambiyo senetlerine (çek, bono, poliçe) özgü takipte ise itiraz süresi beş gündür ve itiraz doğrudan icra mahkemesine yapılır.

İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması davası arasındaki fark nedir?

Borçlunun itirazıyla duran takibi sürdürmek isteyen alacaklının iki yolu vardır. İtirazın iptali, genel mahkemede açılan ve alacağın esasının incelendiği bir davadır; alacaklı elindeki her türlü delille alacağını ispatlayabilir ve haklı çıkarsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülür, dar yetkili bir incelemedir ve yalnızca kanunda sayılan belgelere (imzası ikrar veya noterce onaylı senet gibi) dayanılabilir. Elindeki belgenin niteliğine göre doğru yolun seçilmesi sonucu belirler.

Haciz nasıl uygulanır, hangi mallar haczedilemez?

Takip kesinleştikten sonra alacaklının talebiyle borçlunun malları üzerine haciz konulur; taşınırlar, taşınmazlar, banka hesapları, maaş ve üçüncü kişilerdeki alacaklar haczedilebilir. Ancak kanun bazı malları haciz dışı bırakmıştır: borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli eşya, mesleğini sürdürmesi için zorunlu araçlar ve maaşın belli bir bölümü (kural olarak dörtte biri oranında) haczedilebilir. Aynı mal üzerinde birden çok haciz varsa sıra cetveli düzenlenir. Usulüne aykırı hacze karşı icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir.

Menfi tespit ve istirdat davası ne zaman açılır?

Menfi tespit davası, borçlu olmadığını iddia eden kişinin bunu mahkemeden tespit ettirmek için açtığı davadır; takipten önce veya sonra açılabilir. Takip sonrası açıldığında borç ödenmemişse ve teminat yatırılırsa icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesi tedbiren durdurulabilir. Borç baskı altında ödenmiş ve sonradan borçlu olunmadığı anlaşılmışsa ödenen paranın geri alınması için istirdat davası açılır. Bu davalar, borçlu bulunmadığı hâlde yürütülen haksız takiplere karşı temel korunma yollarıdır ve süreleri kaçırılmamalıdır.

Tasarrufun iptali davası nedir?

Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı devir ve temlikleri etkisiz kılmak için açılır. Alacaklı, elinde kesin veya geçici aciz belgesi bulunması hâlinde, borçlunun mallarını üçüncü kişilere devrettiği işlemlerin kendisi bakımından hükümsüz sayılmasını isteyebilir. Dava kabul edilirse alacaklı, devredilen mal üzerinde sanki hâlâ borçluya aitmiş gibi haciz ve satış isteyebilir; mülkiyet üçüncü kişide kalmaya devam eder. İvazsız (bedelsiz) tasarruflar ve yakın akrabalarla yapılan işlemler bakımından kanun özel karineler öngörmüştür.

Konkordato ile iflas arasındaki fark nedir?

İflas, borçlarını ödeyemeyen belirli kişi ve kuruluşların (özellikle tacirlerin) tüm malvarlığının tasfiye edilerek alacaklılara paylaştırıldığı toplu tasfiye yoludur ve iflas kararını ticaret mahkemesi verir. Konkordato ise iflasa alternatif olarak, borçlunun ödeme güçlüğü içinde olmasına rağmen faaliyetini sürdürerek borçlarını yeniden yapılandırmasını amaçlar; mahkemeden geçici ve kesin mühlet alınır, komiser atanır ve alacaklıların belli çoğunlukla kabul ettiği proje mahkemece tasdik edilir. Konkordatoda amaç işletmenin ayakta kalması, iflasta ise tasfiyedir.

İcra takibinde zamanaşımı süreleri nelerdir?

Zamanaşımı, alacağın hukuki niteliğine göre değişir. İlama (mahkeme kararına) dayanan alacaklar kural olarak on yıllık zamanaşımına tabidir; kira, faiz ve benzeri dönemsel edimler ile bazı ticari alacaklarda ise beş yıllık süre uygulanır. Kambiyo senetlerinde (çek, bono) daha kısa özel süreler söz konusudur. Takibin kesinleşmesinden sonra da işlem yapılmadan uzun süre geçmesi zamanaşımını gündeme getirebilir. Sürelerin doğru hesaplanması, hem alacaklının hakkını kaybetmemesi hem de borçlunun zamanaşımı def'ini ileri sürebilmesi bakımından kritiktir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar