Battalgazi Borçlar Hukuku Avukatları

Battalgazi, Malatya ilçesinde borçlar hukuku alanında hizmet veren 520 avukat. Sözleşme, haksız fiil, temerrüt, görevli mahkeme, dava süreci ve zamanaşımı bilgileriyle inceleyin.

Bağımsız, tarafsız ve ücretsiz dizin — aracılık yapmıyoruz. Tüm listelemeler her sayfa yenilemesinde rastgele sıralanır; hiçbir avukat öne çıkarılmaz. Listeleme için hiçbir avukattan ücret/komisyon alınmaz ve platform üzerinden danışmanlık ya da aracılık yapılmaz. HukukiUzman yalnızca kamuya açık baro bilgilerini sunan bir rehber/dizindir.

Av. Bünyamin Şahin
Av. Bünyamin Şahin
Malatya Malatya Barosu

2356 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Şahin Gürhan
Av. Şahin Gürhan
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 915 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mahmut Eren Erkan
Av. Mahmut Eren Erkan
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 1798 sicil numaralı üyesidir.

Av. Asli Bakir Ata
Av. Asli Bakir Ata
Malatya Malatya Barosu

1581 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. İsmail Kaya
Av. İsmail Kaya
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 1493 sicil numaralı üyesidir.

Av. Atalay Özdemir
Av. Atalay Özdemir
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 1916 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ayşe Sevindi
Av. Ayşe Sevindi
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 999 sicil numaralı üyesidir.

Av. Sevde Nur Özelçi
Av. Sevde Nur Özelçi
Malatya Malatya Barosu

1748 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Tuncay Demir
Av. Tuncay Demir
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 780 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Haşim Cengil
Av. Haşim Cengil
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 562 sicil numaralı üyesidir.

Av. Sedat Oral
Av. Sedat Oral
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 706 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Semih Onur Danaci
Av. Semih Onur Danaci
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 1607 sicil numaralı üyesidir.

Av. Maksut Erbaş
Av. Maksut Erbaş
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 596 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Meral Orak Karakaya
Av. Meral Orak Karakaya
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 2345 sicil numaralı üyesidir.

Av. Emin Cömert
Av. Emin Cömert
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 570 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Nilay Dolu
Av. Nilay Dolu
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu bünyesinde 1580 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Akif Tütüncü
Av. Akif Tütüncü
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu bünyesinde 599 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mustafa Gerçek
Av. Mustafa Gerçek
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 1168 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İrfan Güven
Av. İrfan Güven
Malatya Malatya Barosu

1775 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Ercan Hazar
Av. Ercan Hazar
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 622 sicil numaralı üyesidir.

Av. Murat Görgeç
Av. Murat Görgeç
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 920 sicil numaralı üyesidir.

Av. Bayram Taşkin
Av. Bayram Taşkin
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 559 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Mehmet Erbaş
Av. Mehmet Erbaş
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 1086 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Kevser Kandemir
Av. Kevser Kandemir
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 2178 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Çağlar Şikoğlu
Av. Çağlar Şikoğlu
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 1202 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Pelin Balikci
Av. Pelin Balikci
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 923 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Yeliz Beyza Buğday Şahin
Av. Yeliz Beyza Buğday Şahin
Malatya Malatya Barosu

2068 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Eyyüp Doğan
Av. Eyyüp Doğan
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 1536 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Hasan Doğan
Av. Hasan Doğan
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 234 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Derya Kali
Av. Derya Kali
Malatya Malatya Barosu

1826 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Okan İrmak
Av. Okan İrmak
Malatya Malatya Barosu

1068 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Esengül Lüle
Av. Esengül Lüle
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu bünyesinde 595 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Zeynep Solak
Av. Zeynep Solak
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 612 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ayten Demirtaş
Av. Ayten Demirtaş
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 939 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Muharrem Onur Kuzucu
Av. Muharrem Onur Kuzucu
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 1353 sicil numaralı üyesidir.

Av. Saliha Baran
Av. Saliha Baran
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 552 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ender Ay
Av. Ender Ay
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 1944 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Osman Aladağ
Av. Osman Aladağ
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 521 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Nuri Koşar
Av. Mehmet Nuri Koşar
Malatya Malatya Barosu

877 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Günel Farzaliyeva Doğan
Av. Günel Farzaliyeva Doğan
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu bünyesinde 1260 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ahmet Firinci
Av. Ahmet Firinci
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu'nun 908 sicil numaralı üyesidir. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Zekeriya Karakuş
Av. Zekeriya Karakuş
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 870 sicil numaralı üyesidir.

Av. Oğuzhan Aşan
Av. Oğuzhan Aşan
Malatya Malatya Barosu

2255 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Mehmet Akif Doğan
Av. Mehmet Akif Doğan
Malatya Malatya Barosu

1597 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Çetin Özcan
Av. Çetin Özcan
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Malatya Barosu'na 1078 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Veysel Gür
Av. Veysel Gür
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu bünyesinde 804 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. İbrahim Erkoç
Av. İbrahim Erkoç
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu bünyesinde 758 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Abdulkadir Artan
Av. Abdulkadir Artan
Malatya Malatya Barosu

Malatya ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup Malatya Barosu'nun 463 sicil numaralı üyesidir.

Av. Saadet Soylu Uruç
Av. Saadet Soylu Uruç
Malatya Malatya Barosu

Malatya Barosu bünyesinde 1413 sicil numarasıyla kayıtlıdır. Malatya ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Zeynep Tuğçe Can
Av. Zeynep Tuğçe Can
Malatya Malatya Barosu

2309 baro sicil numarasıyla Malatya Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak Malatya ilinde faaliyet göstermektedir.

Battalgazi, Malatya Borçlar Hukuku Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Battalgazi (Malatya) bölgesinde borçlar hukukundan doğan uyuşmazlıkları; sözleşmeden doğan borçları, haksız fiil sorumluluğunu, sebepsiz zenginleşmeyi, borcun ifası ile temerrüdü, alacağın devri ve borcun üstlenilmesini, tazminat taleplerini, görevli mahkeme, dava süreci ve zamanaşımını açık bir dille ele alır. Amaç, alacak ve borç ilişkilerinizde haklarınızı zamanında ve doğru usulle talep etmenize ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli biçimde seçmenize yardımcı olmaktır.

Kısa Bakış — Borçlar Hukukunda Öne Çıkanlar
  • Görevli mahkeme: Kural olarak Asliye Hukuk; ticari işte Asliye Ticaret, tüketici işleminde Tüketici Mahkemesi/hakem heyeti.
  • Borcun kaynağı: Sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme olmak üzere üç temel kaynak.
  • Zamanaşımı: Genel süre 10 yıl; kira, faiz, ücret gibi bazı alacaklarda 5 yıl.
  • Arabuluculuk: Ticari ve bazı tüketici para alacaklarında dava öncesi başvuru dava şartıdır.
  • Yer: Battalgazi dosyaları Malatya Adliyesi yargı çevresinde görülür.

Borçlar Hukuku Nedir? Kapsamı

Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini düzenleyen özel hukuk alanıdır. Bir tarafın (borçlunun) diğerine (alacaklıya) karşı belirli bir edimi yerine getirme yükümlülüğü altına girdiği her ilişki bu alanın konusuna girer. Bir malın satılması, kira sözleşmesi, ödünç para verilmesi, bir hizmetin görülmesi kadar; bir trafik kazasında verilen zararın giderilmesi veya yanlışlıkla yapılan bir ödemenin iadesi de borçlar hukukunun kapsamındadır. Bu alanın temel kaynağı Türk Borçlar Kanunu (TBK, 6098 sayılı)'dur.

Borç ilişkisinin merkezinde "edim" kavramı yer alır; edim, borçlunun yapmak, vermek veya yapmaktan kaçınmakla yükümlü olduğu davranıştır. Bir para borcunun ödenmesi, bir malın teslimi, bir işin görülmesi veya bir yerin boş bırakılması edime örnektir. Borç ilişkisi kurulduğunda alacaklı, edimin yerine getirilmesini borçludan talep etme hakkına sahip olur; borçlu edimi yerine getirmezse çeşitli hukuki sonuçlar (temerrüt, tazminat, sözleşmeden dönme) gündeme gelir. Aşağıda borçlar hukukunun uygulamada en sık karşılaşılan temel kavramları özetlenmiştir:

Sözleşme
İrade uyuşmasıyla borç
Haksız Fiil
Hukuka aykırı zarar
Sebepsiz Zenginleşme
Haksız kazancın iadesi
Temerrüt
Edimde gecikme
Tazminat
Zararın giderilmesi
İfa
Borcun yerine getirilmesi

Borcun Kaynakları

Bir borcun doğması için mutlaka bir "kaynağa" ihtiyaç vardır; borçlar hukuku bu kaynakları temelde üç başlık altında toplar. Bu ayrım yalnızca teorik değildir; bir borcun hangi kaynaktan doğduğu, uygulanacak kuralları, ispat yükünü ve zamanaşımı süresini doğrudan etkiler. Bu nedenle bir uyuşmazlıkta ilk yapılması gereken, borcun hangi temele dayandığını doğru tespit etmektir.

Birinci kaynak sözleşmedir. İki veya daha çok kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla bir borç ilişkisi kurmasına sözleşme denir. Satış, kira, hizmet, eser, ödünç ve kefalet gibi sayısız sözleşme türü bu kaynaktan doğar. Sözleşme, tarafların özgür iradesiyle kurulur ve kural olarak belirli bir şekle bağlı değildir; ancak bazı sözleşmelerin geçerliliği yazılı ya da resmî şekle tabidir.

İkinci kaynak haksız fiildir. Bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başkasına zarar vermesi, taraflar arasında önceden bir sözleşme bulunmasa dahi bir borç (zararı giderme borcu) doğurur. Üçüncü kaynak ise sebepsiz zenginleşmedir; haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişi, elde ettiğini iade etmekle yükümlü olur. Bu üç kaynağın yanında kanunun özel olarak öngördüğü bazı sorumluluk hâlleri de borç doğuran olgular arasında sayılır. Uyuşmazlığınızın hangi kaynaktan doğduğunun belirlenmesi, izlenecek hukuki yolun ilk ve en önemli adımıdır.

Sözleşmeden Doğan Borçlar

Uygulamada borçlar hukuku uyuşmazlıklarının büyük bölümü sözleşmelerden kaynaklanır. Bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları (öneri ve kabul) gerekir. Sözleşme kurulduktan sonra taraflar, üstlendikleri edimleri dürüstlük kuralına uygun biçimde yerine getirmekle yükümlüdür. Bir tarafın edimini hiç ya da gereği gibi yerine getirmemesi, sözleşmeye aykırılık oluşturur ve karşı tarafa çeşitli haklar tanır.

Sözleşmeye aykırılık hâlinde alacaklının başvurabileceği yollar, aykırılığın türüne göre değişir. Borç hiç ifa edilmemişse alacaklı kural olarak aynen ifayı ve gecikmeden doğan zararların tazminini isteyebilir; koşulları varsa sözleşmeden dönerek verdiklerinin iadesini ve olumsuz zararının giderilmesini talep edebilir. Ayıplı ya da eksik ifa hâllerinde ise ayıba ilişkin özel hükümler (onarım, bedel indirimi, değiştirme, dönme) devreye girer. Hangi hakkın kullanılabileceği, sözleşmenin türüne ve aykırılığın niteliğine bağlıdır.

Sözleşme özgürlüğü, borçlar hukukunun temel ilkelerinden biridir; taraflar kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilir. Ancak bu özgürlüğün sınırları vardır: aşırı yararlanma (gabin), irade sakatlıkları (hata, hile, korkutma) veya konusu imkânsız ya da hukuka aykırı sözleşmeler geçersiz sayılabilir. Bir sözleşmenin geçerli kurulup kurulmadığının ve tarafları nasıl bağladığının doğru değerlendirilmesi, uyuşmazlıkta izlenecek stratejiyi belirler.

Haksız Fiil Sorumluluğu

Borcun ikinci temel kaynağı olan haksız fiil, taraflar arasında önceden bir sözleşme bulunmaksızın, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu davranışıyla başkasına zarar vermesidir. Kanun bu durumda zarar verenin, verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğunu öngörür. Trafik kazaları, darp ve yaralamalar, hakaret, mala zarar verme, komşuluk ilişkilerinden doğan zararlar ve doktor hataları uygulamada en sık karşılaşılan haksız fiil örnekleridir.

Haksız fiil sorumluluğunun kurulabilmesi için kural olarak dört unsurun bir arada bulunması gerekir: hukuka aykırı bir fiil, bir zarar, fiil ile zarar arasında uygun nedensellik bağı ve failin kusuru. Kusur; kast (bilerek ve isteyerek zarar verme) veya ihmal (gerekli özenin gösterilmemesi) biçiminde ortaya çıkabilir. Bu unsurların ispatı kural olarak zarar görene düşer; bu nedenle olaya ilişkin tutanak, tanık, rapor ve kamera kaydı gibi delillerin baştan itibaren titizlikle toplanması önemlidir.

Bir zarara birden çok kişinin ortak kusuruyla yol açılmışsa, bunlar zarar görene karşı müteselsil (zincirleme) sorumlu olabilir; yani zarar gören tazminatın tamamını içlerinden herhangi birinden isteyebilir, ödeyen taraf diğerlerine rücu eder. Ayrıca aynı fiil hem cezai hem hukuki sorumluluk doğurabilir; bir ceza davasındaki tespitler, tazminat davasında maddi olguların ispatı bakımından güçlü bir dayanak oluşturur. Haksız fiile dayanan tazminat talepleri, kural olarak öğrenmeden itibaren iki, her hâlde fiilden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir.

Sebepsiz Zenginleşme

Borcun üçüncü temel kaynağı sebepsiz zenginleşmedir. Bir kimse, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından ya da emeğinden zenginleşirse, bu zenginleşmeyi iade etmekle yükümlü olur. Buradaki temel düşünce, hiç kimsenin haklı bir dayanak bulunmadan başkasının zararına zenginleşmemesi gerektiğidir. Sebepsiz zenginleşme, çoğu zaman bir sözleşme veya haksız fiil ilişkisinin bulunmadığı, ancak yine de bir malvarlığı kaymasının haksız kaldığı durumlarda devreye girer.

Sebepsiz zenginleşmenin tipik hâlleri arasında; borç olmadığı hâlde yapılan ödeme, geçersiz bir sözleşmeye dayanarak verilen şeyin geri istenmesi, beklenen bir sonucun gerçekleşmemesi nedeniyle karşılıksız kalan edim ya da bir borcun yanlışlıkla iki kez ödenmesi sayılabilir. Bu gibi durumlarda zenginleşen taraf, sebepsiz elde ettiğini iade etmelidir. İade kapsamı, zenginleşenin iyi niyetli olup olmamasına göre değişir; iyi niyetli zenginleşen elinde kalanı iade ederken, kötü niyetli zenginleşen elde ettiği her şeyi geri vermekle yükümlüdür.

Sebepsiz zenginleşmeye dayanan istem tamamlayıcı niteliktedir; yani öncelikle sözleşmeye veya haksız fiile dayanan bir talep imkânı varsa, kural olarak o yola başvurulur. Bu istem, zarar görenin zenginleşmeyi ve zenginleşen kişiyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık, her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Talebin sebepsiz zenginleşmeye mi yoksa başka bir kaynağa mı dayandığının doğru belirlenmesi, hem uygulanacak süreyi hem de ispat düzenini etkilediğinden önem taşır.

Borcun İfası ve Temerrüt

Bir borç ilişkisinin normal sona eriş biçimi ifadır; yani borçlunun edimini, kararlaştırılan zaman, yer ve biçimde eksiksiz yerine getirmesidir. İfanın kime, ne zaman ve nasıl yapılacağı sözleşme veya kanun hükümleriyle belirlenir. Borçlu, edimini gereği gibi yerine getirdiğinde borçtan kurtulur. Ancak borç zamanında ifa edilmezse, borçlar hukukunun en önemli kurumlarından biri olan temerrüt gündeme gelir.

Borçlu temerrüdü, borçlunun muaccel (ödenebilir hâle gelmiş) borcunu vadesinde ifa etmemesidir. Vadesi belirli bir borçta vade gününün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden oluşur; vade belirli değilse alacaklının ihtarıyla borçlu temerrüde düşer. Temerrüt gerçekleştiğinde alacaklı, gecikmeden doğan zararların tazminini ve para borçlarında temerrüt faizini isteyebilir. Faizi aşan bir zarara uğradığını ispat eden alacaklı, bu munzam (aşkın) zararını da talep edebilir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde alacaklı, ek süre vererek koşulları oluştuğunda sözleşmeden dönme hakkını da kullanabilir.

Temerrüt yalnızca borçlu bakımından değil, alacaklı bakımından da söz konusu olabilir; alacaklı, kendisine usulüne uygun sunulan edimi haklı bir sebep olmaksızın kabul etmezse alacaklı temerrüdüne düşer ve bunun da hukuki sonuçları vardır. Temerrüdün ne zaman ve hangi koşullarda oluştuğunun, faizin başlangıç tarihinin ve türünün doğru belirlenmesi, tahsil edilecek tutarı ve tarafların haklarını doğrudan etkiler. Bu değerlendirmelerin bir avukatla yapılması, hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.

Alacağın Devri ve Borcun Üstlenilmesi

Borç ilişkisinin taraflarında zamanla değişiklik olabilir. Alacağın devri (temliki), alacaklının alacağını üçüncü bir kişiye devretmesidir. Kural olarak alacaklı, borçlunun rızasını almadan alacağını devredebilir; devrin geçerliliği için kural olarak yazılı şekil aranır. Devirle birlikte alacak, kefalet ve rehin gibi bağlı haklarıyla birlikte yeni alacaklıya geçer. Ancak alacağın niteliği, kanun ya da taraflar arasındaki anlaşma devri yasaklamışsa, devir hüküm ifade etmez.

Alacağın devrinde borçlunun korunması esastır. Devir borçluya bildirilinceye kadar borçlu, önceki alacaklıya iyi niyetle yaptığı ödemeyle borcundan kurtulur. Ayrıca borçlu, devri öğrendiği anda önceki alacaklıya karşı ileri sürebileceği def'i ve itirazları (örneğin borcun ödendiği veya zamanaşımına uğradığı) yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir. Bu nedenle devrin borçluya usulüne uygun bildirilmesi, yeni alacaklının haklarını güvence altına almanın en önemli adımıdır.

Bunun karşısında borcun üstlenilmesi, borçlunun yerine bir başkasının geçmesidir. Borç, borçlunun kişisel durumuyla yakından ilgili olduğundan, borcu üstlenen kişinin borçlu yerine geçmesi kural olarak alacaklının onayına bağlıdır. İç üstlenme anlaşması ile dış üstlenme anlaşması birbirinden ayrılır; alacaklının onayı alınmadıkça, üstlenen kişi yalnızca borçluya karşı iç ilişkide sorumlu olur. Alacak veya borç ilişkisindeki bu değişikliklerin doğru belgelenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önler.

Tazminat Talepleri ve Türleri

Borçlar hukukunda, ister sözleşmeye aykırılıktan ister haksız fiilden kaynaklansın, zarar gören tarafın en temel talebi tazminattır. Tazminatın amacı, zarar göreni mümkün olduğunca zararın doğmasından önceki durumuna kavuşturmaktır. Tazminat kural olarak zararın kapsamıyla sınırlıdır; bir zenginleşme aracı değildir. Talep, maddi ve manevi tazminat olmak üzere ikiye ayrılır.

Maddi Tazminat

Malvarlığındaki somut kayıpları (tedavi gideri, kazanç kaybı, onarım bedeli, değer kaybı) giderir; belge ve hesaba dayanır.

Manevi Tazminat

Elem, üzüntü ve kişilik hakkı ihlali gibi manevi zararları bir ölçüde telafi eder; hâkim tarafından takdir edilir.

Müterafik Kusur

Zarar görenin olayda kusuru varsa, tazminattan bu oranda indirim yapılır; kusur tümüyle kaldırmaz.

Gecikme Faizi

Para borçlarında temerrütten itibaren işleyen faiz; faizi aşan zarar için munzam zarar istenebilir.

Tazminatın belirlenmesinde önce zararın gerçek tutarı saptanır; ardından varsa müterafik kusur indirimi ve aynı zarar için başka bir kaynaktan alınan ödemelerin denkleştirilmesi yapılır. Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminatlarda, borçlunun kusursuz olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabileceği hâller de vardır. Talebin doğru kalemlere ayrılması ve tutarın teknik esaslara göre hesaplanması, hem harç yükü hem de sonucun adil olması bakımından belirleyicidir.

Battalgazi'da Borçlar Hukuku Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların sıfatına göre belirlenir:

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
Genel alacak, sözleşme ihlali, haksız fiil, sebepsiz zenginleşmeAsliye Hukuk Mahkemesi
İki tarafın da tacir olduğu ticari işten doğan alacakAsliye Ticaret Mahkemesi
Tüketici işleminden doğan uyuşmazlık (değere göre)Tüketici Mahkemesi / Hakem Heyeti
Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkSulh Hukuk Mahkemesi
Yer bakımından yetki — Battalgazi

Kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir; haksız fiillerde fiilin işlendiği veya zararın doğduğu yer mahkemesi de yetkili olabilir. Battalgazi'da doğan bir uyuşmazlıkta çoğu zaman Malatya Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkeme yetkili olur.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re'sen dikkate alınır; yanlış görevli mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve dosya yetkili mahkemeye gönderilir. Yetki ise çoğu hâlde tarafların ileri sürmesine bağlıdır ve bazı sözleşmelerde geçerli bir yetki sözleşmesiyle değiştirilebilir. Doğru mahkeme ve yetki tercihinin baştan yapılması, gereksiz süre ve masraf kaybını önler; bu teknik değerlendirmenin bir avukatla yapılması yerinde olur.

Borçlar Hukuku Davası Süreci Nasıl İşler?

Borçlar hukukundan doğan bir uyuşmazlığın çözümü, dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte genel olarak belirli aşamalardan geçer. Sürecin baştan doğru kurgulanması; hem talebin eksiksiz ileri sürülmesini hem de zamanaşımı ve dava şartı gibi risklerin yönetilmesini sağlar. Tipik akış şöyledir:

1
Delil ve hak tespiti

Sözleşme, dekont, yazışma, teslim belgesi ve tanık gibi deliller toplanır; borcun kaynağı ve tutarı belirlenir.

2
İhtar ve arabuluculuk

Borçluya ihtar çekilir; ticari ve bazı tüketici alacaklarında dava şartı olan arabuluculuğa başvurulur.

3
Dava dilekçesi ve harç

Görevli-yetkili mahkemede dava açılır; talep kalemleri ayrıştırılır, nispi harç ve gider avansı yatırılır.

4
Tahkikat ve bilirkişi

Deliller değerlendirilir; hesap ya da teknik konularda bilirkişi incelemesi yapılır, tanıklar dinlenir.

5
Karar

Mahkeme, borcun varlığı ve kapsamına göre alacağa/tazminata hükmeder ya da talebi reddeder.

6
İstinaf / temyiz ve icra

Karara karşı istinaf, koşulları varsa temyiz yoluna gidilir; kesinleşen alacak icra yoluyla tahsil edilir.

Sürecin uzunluğu; delil durumuna, bilirkişi incelemesi ihtiyacına ve kanun yolu aşamalarına göre değişir. Alacağın tutarı baştan belirlenemiyorsa belirsiz alacak davası ya da kısmi dava yöntemi tercih edilebilir; böylece hem zamanaşımı yönetilir hem de harç yükü dengelenir. Bu usuli tercihlerin doğru kullanılması, hem hakkın tam olarak talep edilmesini hem de gereksiz masraf yükünden kaçınılmasını sağlar.

Borçlar Hukukunda Zamanaşımı

Süreler hak kaybına yol açabilir

Zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davada, karşı taraf zamanaşımı def'ini ileri sürerse alacak talebi reddedilebilir. Bu nedenle alacağın zamanında takip edilmesi büyük önem taşır.

Alacağın TürüZamanaşımı (Kural)
Genel alacaklar (kanunda aksi belirtilmeyen)10 yıl
Kira bedeli, faiz, düzenli edimler, ücret, esnaf/serbest meslek alacakları5 yıl
Haksız fiil tazminatıÖğrenmeden 2, her hâlde fiilden 10 yıl
Sebepsiz zenginleşmeÖğrenmeden 2, her hâlde 10 yıl

Zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın muaccel olduğu (istenebilir hâle geldiği) andır; haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede ise zararı/zenginleşmeyi ve sorumluyu öğrenme tarihi esas alınır. Süre; dava açılması, icra takibi veya borcun ikrarı (örneğin borçlunun ödeme yapması ya da borcu kabul etmesi) gibi işlemlerle kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun def'i olarak ileri sürmesi gerekir. Süreye ilişkin bu tekniklerin doğru kullanılması, zaman kaybı nedeniyle hakkın yitirilmesini önler.

Sık Yapılan Hatalar

Borç ve alacak ilişkilerinde yapılan bazı hatalar, hakkın kaybedilmesine veya davanın gereksiz uzamasına yol açar. Aşağıda uygulamada en sık rastlanan yanlışlar ve nedenleri özetlenmiştir:

  • Zamanaşımını gözden kaçırmak: Özellikle 5 yıllık kısa sürelere tabi kira, faiz ve ücret alacaklarında sürenin dolduktan sonra harekete geçmek.
  • Delilleri belgelememek: Sözleşmeyi yazılı yapmamak, ödemeleri elden yapıp dekont almamak, teslim ve iade belgelerini saklamamak.
  • Arabuluculuk şartını atlamak: Ticari veya tüketici para alacaklarında zorunlu arabuluculuğa başvurmadan dava açıp usulden ret riskiyle karşılaşmak.
  • İhtar çekmeden temerrüt beklemek: Vadesi belirli olmayan borçlarda ihtar çekmeden faiz ve gecikme haklarının başladığını sanmak.
  • Talebi eksik kurmak: Yalnızca anaparayı isteyip faiz, munzam zarar veya diğer tazminat kalemlerini talep etmeyi unutmak.

Bu hataların çoğu, uyuşmazlık daha başındayken bir avukata danışılarak önlenebilir. Bir alacak ya da borç ilişkisi kurulurken atılan doğru adımlar (yazılı sözleşme, düzenli belge, açık ödeme kaydı), ileride bir uyuşmazlık çıktığında ispatı büyük ölçüde kolaylaştırır. Sorun ortaya çıktıktan sonra ise en kritik adım, zamanaşımı ve dava şartlarını gözeterek gecikmeden harekete geçmektir.

Gerekli Belgeler

Borçlar hukuku davasının başarısı, büyük ölçüde borcun ve alacağın belgelerle ortaya konmasına bağlıdır. Dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte, uygulamada sık istenen belgeler şunlardır:

  • Sözleşme ve ekleri: Yazılı sözleşme, sipariş formu, teklif, protokol, ek ve değişiklik belgeleri.
  • Ödeme ve alacak belgeleri: Banka dekontları, makbuzlar, fatura ve irsaliyeler, cari hesap ekstresi, senet ve çekler.
  • Yazışmalar: İhtarname, e-posta, mesajlaşma kayıtları, teslim-tesellüm ve iade belgeleri.
  • Haksız fiil belgeleri: Olay tutanağı, sağlık raporları, gider faturaları, kolluk ve savcılık dosyası.
  • Zarar ve hesap belgeleri: Onarım/ekspertiz raporları, gelir belgeleri, zararı ve tutarı gösteren kayıtlar.

Belgelerin uyuşmazlığın erken aşamasında toplanması, zamanla ulaşılmaz hâle gelebilecek delillerin (yazışma kayıtları, tanık bilgileri) kaybını önler. Yazılı delili bulunmayan alacaklarda ispat güçleşeceğinden, elden yapılan işlemlerde bile mutlaka belge düzenlenmesi önerilir. Dava açılmadan önce delil durumunun bir avukatla gözden geçirilmesi, sürecin sağlam bir temelde ilerlemesini sağlar.

Battalgazi'da Borçlar Hukuku Avukatı Seçerken

Borçlar hukuku davaları, kapsamlı bir kanun bilgisinin yanında sözleşme yorumu, faiz ve tazminat hesabı, icra takibi ile arabuluculuk gibi süreçlere de hâkimiyet gerektirir. Doğru avukat seçimi; talebin eksiksiz kurulması, sürecin hak kaybı olmadan yürütülmesi ve uygun çözüm yolunun (dava, icra, arabuluculuk) seçilmesi bakımından belirleyicidir. Değerlendirmede öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular aşağıda özetlenmiştir:

  • Alan deneyimi: Sözleşme, alacak ve tazminat uyuşmazlıklarında; icra ve arabuluculuk süreçlerine hâkimiyet.
  • Strateji becerisi: Dava mı, icra takibi mi, arabuluculuk mu; uyuşmazlığa en uygun yolun belirlenmesi.
  • Yerel yargı bilgisi: Malatya Adliyesi ve bölge mahkemelerinin uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Olası sonuçlar, süreç, faiz/harç ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede avukata sorabileceğiniz sorular

  • Alacağım/borcum hangi kaynağa dayanıyor ve zamanaşımı açısından durumum nedir?
  • Uyuşmazlığım zorunlu arabuluculuk kapsamında mı; önce nereye başvurmalıyım?
  • Talebimde anapara dışında hangi faiz ve tazminat kalemleri istenebilir?
  • Elimdeki belgeler ispat için yeterli mi; başka hangi delilleri hazırlamalıyım?
  • Sürecin muhtemel aşamaları, süresi ve harç/masraf yükü ne olur?

İlgili Mevzuat

  • Türk Borçlar Kanunu (6098)
    Borç ilişkileri, sözleşmeler, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, ifa, temerrüt ve zamanaşımının genel esasları
  • Türk Medeni Kanunu (4721)
    Dürüstlük kuralı, iyi niyet ve kişilik haklarına ilişkin, borçlar hukukunu tamamlayan hükümler
  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)
    Görev-yetki, ispat, belirsiz alacak ve kısmi dava usulüne ilişkin düzenlemeler
  • İcra ve İflas Kanunu (2004)
    Para alacaklarının icra takibi, itirazın iptali/kaldırılması ve tahsil süreci
  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325)
    Ticari ve bazı tüketici para alacaklarında dava şartı olan arabuluculuk süreci

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Temerrüt ve faiz

Vadesi belirli borçlarda vade gününün geçmesiyle temerrüdün kendiliğinden oluşacağı; vade belirli değilse temerrüt için ihtarın gerektiği yönündeki yerleşik yaklaşım.

İlke · Sebepsiz zenginleşmenin tamamlayıcılığı

Sözleşme veya haksız fiile dayanan bir talep imkânı bulunduğunda, kural olarak öncelikle o yola başvurulması; sebepsiz zenginleşme isteminin tamamlayıcı nitelikte değerlendirilmesi.

İlke · Alacağın devrinde borçlunun korunması

Devir borçluya bildirilinceye kadar, borçlunun önceki alacaklıya iyi niyetle yaptığı ödemeyle borcundan kurtulacağı değerlendirmesi.

Sıkça Sorulan Sorular

Battalgazi'da borçlar hukukundan doğan dava hangi mahkemede açılır?

Borçlar hukukundan doğan uyuşmazlıklarda kural olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Bir sözleşmenin ihlali, ödenmeyen alacak, haksız fiilden doğan tazminat veya sebepsiz zenginleşme talepleri bu mahkemede görülür. Ancak tarafların ikisinin de tacir olduğu ticari işlerde Asliye Ticaret Mahkemesi, bir tarafın tüketici olduğu işlemlerde ise değere bağlı olarak Tüketici Mahkemesi veya hakem heyeti görevli olabilir. Kira uyuşmazlıklarında Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yer bakımından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; sözleşmelerde ifa yeri mahkemesi de yetkili olabilir. Battalgazi'daki dosyalar bu kurallara göre Malatya Adliyesi yargı çevresindeki ilgili mahkemede ele alınır.

Sözleşme yazılı değilse alacağımı yine de dava edebilir miyim?

Türk hukukunda sözleşmeler kural olarak belirli bir şekle bağlı değildir; sözlü anlaşmalar da geçerli olabilir. Bu nedenle yazılı bir sözleşme bulunmasa bile alacak dava edilebilir. Ancak kanun, belirli bir tutarı aşan hukuki işlemlerin senetle (yazılı delille) ispatlanmasını arar; bu sınırın altındaki işlemler tanıkla da kanıtlanabilir. Yazılı delil yoksa banka dekontu, mesajlaşmalar, e-postalar, teslim belgeleri ve karşı tarafın ikrarı gibi yan deliller önem kazanır. Bazı sözleşmeler (örneğin taşınmaz satışı, kefalet) ise geçerlilik için resmî veya yazılı şekle tabidir. Somut durumda ispatın nasıl sağlanacağı bir avukatla değerlendirilmelidir.

Borçlu borcunu ödemezse ne yapabilirim?

Borçlu, borcunu vadesinde ödemezse temerrüde düşer ve alacaklının birkaç seçeneği doğar. Alacaklı, öncelikle borçluya ihtar çekerek ödeme için süre verebilir. Sonuç alınamazsa, para alacakları için İcra ve İflas Kanunu uyarınca icra takibi başlatılabilir; itiraz edilirse itirazın iptali veya kaldırılması davası açılır. Dilerse alacaklı doğrudan alacak davası da açabilir. Sözleşmeden doğan borçlarda alacaklı, koşulları varsa aynen ifa, gecikme faizi ve gecikmeden doğan zararların tazminini isteyebilir; bazı durumlarda sözleşmeden dönerek olumsuz zararını talep edebilir. Hangi yolun daha verimli olacağı alacağın niteliğine ve delil durumuna göre değişir.

Temerrüt faizi nedir, ne zaman işlemeye başlar?

Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi nedeniyle alacaklıya ödemesi gereken gecikme faizidir. Kural olarak faiz, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işler. Vadesi belirli bir borçta vade gününün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden oluşur; vade belirli değilse alacaklının ihtarı ile borçlu temerrüde düşer. Faiz oranı taraflarca kararlaştırılmamışsa kanuni faiz oranı, ticari işlerde ise ticari temerrüt faizi uygulanır. Alacaklı, faizi aşan bir zarara uğradığını ispat ederse bu munzam (aşkın) zararını da isteyebilir. Faizin başlangıç tarihinin ve türünün doğru belirlenmesi, tahsil edilecek tutarı doğrudan etkiler.

Sebepsiz zenginleşme davası hangi durumlarda açılır?

Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşmesi hâlinde söz konusu olur. Örneğin bir borç yanlışlıkla iki kez ödendiğinde, geçersiz bir sözleşme uyarınca para verildiğinde ya da beklenen bir sebep gerçekleşmediğinde, zenginleşen taraf aldığını iade etmekle yükümlüdür. Bu davada zenginleşenin iyi niyetli olup olmadığı, iade kapsamını etkiler; kötü niyetli zenginleşen elde ettiği her şeyi iade etmek zorundadır. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, zarar görenin zenginleşmeyi ve karşı tarafı öğrenmesinden itibaren iki yıllık, her hâlde on yıllık zamanaşımına tabidir.

Borçlar hukukunda zamanaşımı süreleri ne kadardır?

Türk Borçlar Kanunu'nda genel zamanaşımı süresi on yıldır; kanunda aksine bir hüküm bulunmayan tüm alacaklar bu süreye tabidir. Bununla birlikte kanun bazı alacaklar için beş yıllık daha kısa bir süre öngörür; kira bedelleri, faiz ve düzenli edimler, işçi ücretleri, serbest meslek ve esnaf alacakları gibi periyodik veya belirli alacaklar buna örnektir. Haksız fiilden doğan tazminatta ise kural olarak öğrenmeden itibaren iki, her hâlde on yıllık süre uygulanır. Zamanaşımı, dava açılması, icra takibi veya borcun ikrarı gibi işlemlerle kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Sürenin doğru hesaplanması hak kaybını önlemek açısından kritiktir.

Alacağımı başkasına devredebilir miyim?

Kural olarak alacaklı, alacağını borçlunun rızasını almadan üçüncü bir kişiye devredebilir; buna alacağın temliki (devri) denir. Devrin geçerli olması için kural olarak yazılı şekil aranır. Devirle birlikte alacak, kefalet ve rehin gibi bağlı haklarla birlikte yeni alacaklıya geçer. Ancak alacağın niteliği, kanun veya taraflar arasındaki anlaşma devri yasaklamış olabilir; bu hâllerde devir hüküm ifade etmez. Devir borçluya bildirilene kadar borçlu, önceki alacaklıya iyi niyetle yaptığı ödemeyle borcundan kurtulur. Bu nedenle devrin borçluya usulüne uygun bildirilmesi, yeni alacaklının haklarını güvence altına alır.

Borçlar hukuku davası ne kadar sürer ve ne kadar masraf gerekir?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir; uyuşmazlığın niteliği, delil durumu, bilirkişi incelemesi ihtiyacı ile istinaf ve temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Para alacaklarına ilişkin bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır; ticari ve tüketici uyuşmazlıklarında bu genellikle zorunludur. Dava açılırken kural olarak talep edilen tutar üzerinden nispi harç ve gider avansı yatırılır. Maddi durumu yeterli olmayanlar adli yardım talep edebilir. Alacağın tutarı belirsizse belirsiz alacak veya kısmi dava yöntemleriyle harç yükü yönetilebilir; uygun usulün seçimi bir avukatla değerlendirilmelidir.

Uyuşmazlıkta önce arabuluculuğa gitmek zorunda mıyım?

Bazı para alacağı ve tazminat uyuşmazlıklarında, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; özellikle ticari uyuşmazlıklar ile belirli tüketici uyuşmazlıklarında bu zorunluluk uygulanır. Arabuluculuk aşaması atlanarak açılan dava, bu eksiklik giderilmediği için usulden reddedilebilir. Arabuluculuk sürecinde taraflar bir arabulucu eşliğinde anlaşmaya çalışır; anlaşma sağlanırsa düzenlenen tutanak ilam gibi icra edilebilir. Anlaşma olmazsa son tutanakla birlikte dava açılabilir. Bu nedenle uyuşmazlığın arabuluculuk kapsamında olup olmadığının baştan doğru belirlenmesi, süre ve masraf kaybını önler.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar