Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi: Arsa, Müteahhit ve Alıcı Üçgeni
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, Türkiye'deki inşaat sektörünün belki de en yaygın ve aynı zamanda en çok uyuşmazlık doğuran hukuki kurumudur. Bir tarafta arsasını emanet eden arsa sahibi, diğer tarafta inşaatı üstlenen müteahhit, bir de müteahhitten henüz bitmemiş daireyi satın alan alıcılar vardır. Bu üç tarafın çıkarları her zaman örtüşmez; aksine çoğu zaman birbirini dengeler ve zaman zaman doğrudan çatışır. Sözleşmenin doğru kurulmadığı her durumda en az bir taraf ciddi hak kayıplarına uğrar — bu kayıplar bazen ailenin tek varlığı olan arsanın gitmesi, bazen yaşanacak dairesiz kalmak anlamına gelir.
Türk Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesi ile taşınmaz satış vaadi hükümlerinin iç içe geçtiği bu karma yapıda yazılı metin belki sadece iki sayfadır ama yarattığı hukuki ağ onlarca yılı kapsayabilir. Bu makalede üç tarafın haklarını, yükümlülüklerini ve en kritik risk noktalarını somut bir vakadan hareketle ve doğrulanmış hukuki bilgilerle aktarıyoruz.
Vaka: Babadan Kalan Arsa, Bitmemiş İnşaat ve Satılmış Daireler

Ankara'nın Etimesgut ilçesinde üç kardeşin —Selin, Murat ve Aydın (isimler temsilidir)— babalarından miras kalan 800 metrekarelik arsaları vardı. 2019 yılında yerel bir müteahhitle oturup sözleşme masasına oturdular. Anlaşma basit görünüyordu: arsa onların, müteahhit inşaatı bitirince blokta 8 daireden 4'ü kardeşlerin, 4'ü müteahhitin olacaktı. İnşaat süresi sözleşmede "30 ay" yazıyordu. Arsa tapusu müteahhide sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra devredildi.
2024'ün ilkbaharında Selin konuyu araştırmak için bir avukata gitti. İnşaatın başlamasından tam 5 yıl geçmişti, bina hâlâ kaba inşaat aşamasındaydı ve müteahhit "malzeme fiyatları arttı, biraz daha bekleyin" diyordu. Asıl şok ise farklı bir yerden geldi: müteahhidin kendi payına düşecek 4 daireyi çoktan "maket üzerinden" başkalarına sattığı ve bu kişilerin kapılarda beklediği öğrenildi. Üç kardeş hem arsasını hem de 5 yılını kaybetmişti; müteahhitten daire alanlar ise ne daireye kavuşabilmişlerdi ne de paralarını geri alabilmişlerdi.
Avukat önce sözleşmeyi masaya koydu. "Peşin tam devir" maddesi gözüne çarptı. Gecikme tazminatı yoktu. Bağımsız bölüm listesi yoktu — sadece "4 daire" yazıyordu, hangi kat, hangi cephe belirsizdi. Teknik şartname bir sayfaydı ve "piyasa standardı malzeme" gibi muğlak ifadeler içeriyordu. Selin, Murat ve Aydın bu sözleşmeyi imzalarken aslında farkında olmadan müteahhide koşulsuz teslim olmuşlardı.
Davanın bilirkişi aşamasında inşaatın tamamlanma oranı tespit edilecek, bu oran hem fesih türünü hem de müteahhitten daire alanların hukuki konumunu doğrudan etkileyecekti. Kardeşlerin davası devam ederken, müteahhitten daire alanlardan biri tüketici mahkemesine, bir diğeri asliye hukuk mahkemesine başvurmuştu — ikisi aynı binada, iki farklı mahkeme yolunda.
KKİS Nedir: Eser ile Satış Vaadinin Melez Doğası

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi (KKİS), hukuki niteliği bakımından Türk Borçlar Kanunu'nda tek bir maddeyle düzenlenmemiş karma bir sözleşmedir. Bir yanda müteahhidin inşaatı yapma borcu eser sözleşmesi hükümlerine tabi tutulurken, diğer yanda arsa sahibinin müteahhide bağımsız bölüm devretme yükümlülüğü taşınmaz satış vaadi olarak nitelendirilir. Bu ikili yapı sözleşmenin hem içerik hem de şekil kuralları açısından özel koşullara tabi olmasına yol açar.
Şekil kuralı bakımından KKİS, taşınmaz devri vaadini içerdiğinden noterde düzenleme şeklinde ya da tapu sicil müdürlüğünde yapılması zorunludur. Adi yazılı olarak, yani basit imzalı bir kağıtla kurulan KKİS kural olarak geçersizdir ve bu geçersizlik taraflarca ileri sürülebilir. Ancak Yargıtay içtihadında önemli bir nüans gelişmiştir: sözleşme fiilen büyük ölçüde ifa edilmişse — örneğin inşaatın önemli bir kısmı tamamlanmış, taraflar birbirlerine edimlerini yerine getirmeye başlamışsa — geçersizliği ileri sürmek dürüstlük kuralı çerçevesinde Medeni Kanun'un 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması sayılabilir. Bu bir istisnadır, genel kural değildir; dolayısıyla "her geçersiz KKİS geçerli kılınır" gibi bir çıkarım yapmak mümkün değildir.
KKİS'in diğer sözleşmelerden farkı, yarattığı hukuki ağın genişliğidir. Sözleşme sadece iki tarafı bağlamaz; tapu devriyle birlikte üçüncü kişiler, daire alıcıları, bankalar, ipotekler ve hatta kamu hukuku (ruhsat, iskan) devreye girer. Bu yüzden KKİS, kaç satırlık olursa olsun, arkasında hukukun en yoğun kesişim alanlarından birini barındırır.
Sözleşme Omurgası: Arsa Sahibinin 8 Maddelik Kontrol Listesi

Bir KKİS imzalamadan önce arsa sahibinin gözden kaçırdığı her madde ileride bir dava konusu olur. Aşağıdaki tablo, onlarca uyuşmazlıktan damıtılmış en kritik 8 başlığı özetlemektedir:
| # | Sözleşme Başlığı | Olması Gereken | Atlanırsa Ne Olur? |
|---|---|---|---|
| 1 | Bağımsız Bölüm Listesi | Kat, cephe, metrekare, konum tek tek belirtilmeli | "4 daire alacaksın" yazmak yetmez; hangi daire? Bitmez anlaşmazlık. |
| 2 | Teknik Şartname | Malzeme markası, kalitesi, sınıfı yazılı | Müteahhit en ucuz malzemeyi kullanır, ispat güçleşir. |
| 3 | İnşaat Süresi | Net ay sayısı + mücbir sebep kapsamı sınırlı tutulmalı | Süresiz uzayan inşaat; tazminat talebinde "süre yoktu" savunması. |
| 4 | Gecikme Tazminatı | Günlük veya aylık emsal kira bedeli kadar cezai şart | Gecikme para etmez; müteahhidin gecikmesi bedava olur. |
| 5 | Teslim Tanımı | Yapı kullanma izni (iskan) alınmış teslim zorunlu tutulmalı | "Kaba teslim" tuzağı: çıplak beton teslim alındığında borç sona erer. |
| 6 | Tapu Devir Takvimi | Hakediş bazlı kademeli devir; peşin devir YASAK | Müteahhit tapuyu alıp satar; arsa sahibi evsiz ve arsasız kalır. |
| 7 | Teminatlar | Banka teminat mektubu veya inşaat ipoteği | Müteahhit batarsa elinde hiçbir şey kalmaz. |
| 8 | Cezai Şartlar | Eksik iş, ayıplı iş ve iskan alamama için ayrı ayrı ceza | Her sorun için ayrı hukuki yol aramak gerekir; ispat yükü artar. |
Bu tablonun en kritik kalemi olan "teslim tanımı" konusu, özellikle dikkat ister. Pratikte pek çok sözleşmede teslim "kaba inşaat tamamlandığında" olarak tanımlanmaktadır. Oysa kaba teslim alınan bir binanın iskanı olmayabilir, elektrik-su bağlantısı yapılmamış olabilir, yapı kullanıma elverişli değildir. Selin, Murat ve Aydın'ın davalarında da bu sorun gün yüzüne çıktı: müteahhit "teslimat yaptım" derken arsa sahibi "bu teslim sayılmaz" diyordu. Sözleşmede "yapı kullanma izni alınmış olarak teslim" yazması bu tartışmayı baştan kapatırdı.
Kademeli Devir: Müteahhide Tapuyu Nasıl Verirsin?

KKİS'in arsa sahibi açısından en büyük riski, tapu devir zamanlamasıdır. Pratikte pek çok müteahhit sözleşme imzalanır imzalanmaz tapunun tamamının devredilmesini ister. Bu talep, müteahhidin inşaat finansmanı aramasını kolaylaştırır — ancak arsa sahibi açısından felaket reçetesidir. Tapu bir kez müteahhide geçtikten sonra müteahhit bu tapuyu üçüncü kişilere satabilir, üzerine ipotek koyabilir ya da iflasa gidebilir. Arsa sahibi ise evsiz ve tapusuz kalır.
Hakediş Mimarisi: Üç Aşamalı Model
Sağlıklı bir KKİS'te tapu devri, müteahhidin inşaat hakedişine bağlı olarak kademeli yapılır. Aşağıdaki üç aşamalı model pratikte yaygın kullanılan bir yapıyı yansıtmaktadır:
Aşama 1 — Temel ve Su Basman (%20-25 Hakediş)
İnşaatın temel ve bodrum kat tamamlandığında müteahhide, hak edeceği bağımsız bölümlere karşılık gelen arsa payının belirli bir dilimi devredilir. Bu aşamada devredilen pay, toplam hak edilecek payın dörtte birini geçmemelidir. Arsa sahibinin kendi payı doğal olarak bu evrede dokunulmaz kalır.
Aşama 2 — Kaba İnşaat Tamamlama (%50-60 Hakediş)
Kolonlar, kirişler, döşemeler tamamlandığında, yani binanın taşıyıcı sistemi ortaya çıktığında ikinci dilim devredilir. Bu aşamada inşaatın değerleme raporuyla belgelenmesi önerilir; müteahhidin "bittim" demesi yetmez, teknik olarak belgelenmelidir.
Aşama 3 — Yapı Kullanma İzni ve Teslim (%100 Hakediş)
Yapı kullanma izninin alınması ve arsa sahibine ait dairelerin fiilen teslimi tamamlandığında müteahhide kalan arsa payı devredilir. Bu son devrin yapı kullanma iznine bağlanması son derece kritiktir; aksi halde müteahhit tapuyu alır ama iskanı almaktan kaçınır ve arsa sahibi "hem para hem de güzel koşullar" olmadan kalır.
Gecikmede Seçenekler: Kira Tazminatı, Dönme, Fesih

Müteahhidin inşaatı sözleşmede belirtilen sürede bitirememesi, KKİS uyuşmazlıklarının belki de en sık karşılaşılan biçimidir. Selin ve kardeşlerin vakasında olduğu gibi, "30 ay" yazılı bir inşaat 5 yıla yayılabilir. Bu durumda arsa sahibinin elinde birkaç farklı seçenek vardır ve hangi seçeneğin kullanılacağı, inşaatın ne aşamada olduğuna ve sözleşmedeki hükümlere göre değişir.
Birinci seçenek, gecikme tazminatıyla birlikte ifayı talep etmektir. Yani arsa sahibi sözleşmeden dönmez; müteahhitten inşaatı bitirmesini ister ama geçen her ay için emsal kira bedeli kadar tazminat da talep eder. Bu seçenek, inşaatın tamamlanabileceğine dair makul bir umut varsa ve müteahhit mali açıdan çökmemişse akla gelebilir. Gecikme tazminatı hesabında bölgedeki emsal kira bedeli esas alınır ve bu konuda da çoğunlukla bilirkişi raporu istenir.
İkinci seçenek, sözleşmeden dönmektir. Dönme, geriye etkili bir hukuki araçtır; sanki sözleşme hiç kurulmamış gibi iki taraf da birbirinden aldıklarını iade eder. Ancak bu seçeneğin uygulanabilmesi inşaatın tamamlanma oranına bağlıdır. Yargıtay yerleşik içtihadına göre inşaat belli bir olgunluk seviyesine ulaşmışsa — pratikte bu seviye çoğunlukla inşaatın büyük çoğunluğunun tamamlandığı bir eşiği işaret eder — geriye dönmek dürüstlük kuralına aykırı sayılabilir. Çünkü artık insan emeği, malzeme, yatırım var ve bunların geri sarılması hem teknik hem de ekonomik açıdan mümkün değildir.
Bu durumda devreye üçüncü seçenek, yani ileriye etkili fesih girer. Fesih, sözleşmeyi gelecek için sona erdirir; geçmişte yapılanlar yerli yerinde kalır. Örneğin inşaat %80 tamamlanmışsa, müteahhit bu %80'lik kısmın karşılığını tasfiye ederek ayrılır, arsa sahibi de geri kalan %20 kısmı kendi imkânlarıyla ya da yeni bir müteahhitle tamamlar. Feshin türü (dönme mi, ileriye etkili fesih mi) üçüncü kişilere — özellikle müteahhitten daire satın alan alıcılara — olan etkiyi de doğrudan belirler. Bu nedenle tamamlanma oranının bilirkişiyle tespiti davanın belki de en kritik adımıdır.
Müteahhitten Daire Alanlar: En Riskli Koltuk

KKİS uyuşmazlıklarında en büyük ve en çaresiz grup çoğunlukla müteahhitten daire satın alan üçüncü kişilerdir. Bu kişiler ne arsa sahibi ne de müteahhittir; sözleşmenin dışındadır. Peki neden bu denli riskli bir konumdalar?
Müteahhit, hak kazandığı bağımsız bölümleri (daireleri) inşaat bitmeden "maket üzerinden" satabilir. Bu satışlar çoğunlukla satış vaadi sözleşmesi biçiminde yapılır ve alıcılar ödemelerini taksit taksit yaparlar. Sorun şuradan kaynaklanır: müteahhidin alıcıya devredebileceği hak, ancak müteahhidin sözleşmeyi ifa etmesiyle mümkündür. Müteahhit inşaatı bitiremez, arsa sahibiyle arası bozulur ya da iflas ederse, o bağımsız bölümlere müteahhit zaten hak kazanamamış demektir. Hak kazanamamış biri başkasına ne verebilir ki?
Hukuki sonuç şudur: arsa sahibine karşı bu alıcıların doğrudan tescil talep etme hakkı kural olarak yoktur. Arsa sahibi KKİS'i fesheder ya da döner ve müteahhit hak kazanamamışsa, müteahhitten daireyi satın alan alıcı tescil isteyemez. Alıcının asıl muhatabı müteahhittir ve müteahhit de ortada yoksa ya da borcunu ödeyemiyorsa alıcı gerçekten zor durumda kalır.
Bu çerçevede taşınmaz satış vaadi sözleşmesi konusu, alıcılar için kritik öneme sahiptir. Satış vaadinin tapuya şerh ettirilmesi, alıcının hakkını üçüncü kişilere karşı belirli ölçüde korur; ancak şerh bile her durumda tescil imkânı sağlamaz. Müteahhit hak edemezse şerh de "havada" kalır.
Peki alıcı ne yapabilir? Alıcının daire satın almadan önce sorması gereken sorular şunlardır: KKİS noterde mi yapılmış? Müteahhide arsa payı hangi aşamada devrediliyor, kademeli mi peşin mi? İnşaatın tamamlanma oranı ne? Arsa sahibinin bu satıştan haberi var mı, onayı alınmış mı? Bu bilgilerin hepsi, alıcının riskleri önceden değerlendirmesini sağlar. Gayrimenkul hukuku alanında uzman bir avukattan sözleşme imzalamadan önce görüş almak, yüz binlerce liralık hata riskini önemli ölçüde azaltır.
Ayıplı, Eksik ve İskansız Teslim Hesaplaşması

Müteahhit inşaatı tamamlar ve teslim eder — ama teslim edilen daire sözleşmede yazanlarla örtüşmüyorsa ne olur? Ayıplı teslim, KKİS davalarının önemli bir bölümünü oluşturur ve hem teknik hem de hukuki boyutlarıyla karmaşıktır.
Eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde teslim alınan bir eserdeki açık ayıplar, makul bir süre içinde ihbar edilmelidir. Açık ayıp, teslimat sırasında ya da makul bir muayene ile fark edilebilecek niteliktedir; gizli ayıp ise sonradan ortaya çıkar ve ihbar süreleri farklıdır. Her iki durumda da arsa sahibi ya da alıcı, nefaset farkı (ayıptan kaynaklanan değer düşüklüğü) ya da ayıbın giderilmesi masrafları talebinde bulunabilir. Bu taleplerin tutarı çoğunlukla bilirkişi raporuyla belirlenir.
Ayrı bir sorun olan iskansız teslim, pratikte oldukça sık karşılaşılan durumlardan biridir. Yapı kullanma izni, binanın güvenli ve teknik açıdan onaylı olduğunu belgeleyen resmi belgedir. İskansız bir binada tapu devri yapılabilir; ancak bu binaya elektrik, su ve doğalgaz bağlanması çok güçtür. Müteahhit iskanı almadan teslimat yaparsa, sözleşmede "iskan alınmış teslim" şartı varsa bu teslim geçersizdir. Sözleşmede yoksa müteahhit "kaba teslim yaptım, yükümlülüğüm bitti" diyebilir. İşte bu yüzden sözleşmenin teslim tanımı maddesi bu kadar kritiktir.
Murat'ın durumu bu konuya güzel bir örnek oluşturur: babadan kalan arsayla yapılan KKİS'te teslim sadece "inşaatın tamamlanması" olarak tanımlanmıştı. Müteahhit, duvarlar örülmüş, kapılar takılmış ama iskanı alınmamış bir binayı "tamamlandı" diyerek teslim etmek istedi. Murat iskanı almak için ek müdahalelerin ve masrafların gerektiğini öğrenince dava yoluna gitti. Bilirkişi, iskan alınabilmesi için yapılması gereken ek işlerin bedelini ayrıca raporladı.
Müteahhit Batarsa: Enkaz Yönetimi

Müteahhidin iflası, hem arsa sahibi hem de daire alıcıları açısından en ağır senaryodur. Yarım kalan inşaat, bitmemiş taahhütler, alacaklar ve belirsizlik bir arada bu tabloyu oluşturur. İflas durumunda hukuki süreç hızla karmaşık bir hale gelir ve erken hareket etmek kritik önem taşır.
Arsa sahibi açısından ilk adım, KKİS'i feshetmek ve arsa üzerindeki müteahhit kaynaklı hakları temizlemektir. Müteahhide devredilmiş arsa payları iflas masasına dahil olduğundan, bu payların geri alınması için de hukuki prosedür gerekmektedir. Arsa sahibi aynı zamanda yarım kalan inşaatı yeni bir müteahhitle devam ettirme yoluna gidebilir; ancak bunun için mevcut sözleşmenin sona ermiş olması ve tapu üzerindeki müteahhit kaynaklı yükümlülüklerin temizlenmiş olması şarttır.
Müteahhitten daire alanlar için süreç daha da sancılıdır. Bu alıcıların önce İflas İdaresi'ne alacaklarını kaydetmeleri, ardından sıra cetvelini takip etmeleri gerekir. Ödedikleri bedelin ne kadarını geri alabilecekleri iflas masasının büyüklüğüne ve diğer alacaklılarla öncelik sırasına bağlıdır. Bankalar genellikle ipotekli alacaklı sıfatıyla öncelikli konumdadır; bu da alıcıların çoğunlukla sıra cetvelinde geride kalması anlamına gelir.
Tüm bu risklerin önüne geçmenin en etkili yolu, sözleşme aşamasında doğru teminat mimarisini kurmaktır. Banka teminat mektubu ya da inşaat ipoteği, müteahhit batması halinde arsa sahibi ve alıcılara en azından kısmi geri dönüş imkânı sağlar. Teminat olmayan bir KKİS'te müteahhit iflası, geriye neredeyse hiçbir şey bırakmayabilir. Aydın (kardeşlerden üçüncüsü), sözleşmede teminat mektubu şartı olduğunu hatırladı; ancak müteahhit bu mektubu hiç vermemişti. Avukat, bu durumun kendi başına ayrı bir tazminat talebini doğurduğunu açıkladı.
Sık Yapılan 7 Hata

Yıllarca süren KKİS davalarına bakıldığında, aynı hataların tekrar tekrar yapıldığı görülür. Bu hataların tamamı önlenebilirdi. İşte en sık karşılaşılan 7 tanesi:
- Tapuyu peşin devretmek: Müteahhide tüm arsa payını sözleşme imzalandığında vermek, arsa sahibini tamamen savunmasız bırakır. Kademeli devir zorunludur; peşin devir kabul edilemez.
- Bağımsız bölüm listesini belirsiz bırakmak: "4 daire alacaksın" yazmak yetmez. Hangi kat, hangi cephe, hangi metrekare, hangi numara? Bunlar net yazılmadan sözleşme imzalanmamalıdır.
- Gecikme tazminatı koymamak: Süre yazmak ama gecikme halinde ne olacağını yazmamak, müteahhide ücretsiz gecikme hakkı vermek demektir. Günlük ya da aylık emsal kira bedeli kadar cezai şart olmazsa olmaz.
- "Kaba teslim" tanımını kabul etmek: Teslimin yapı kullanma iznine bağlanmaması, iskan sorununun kapısını açar. İskansız teslim fiili bir teslim değildir; ama sözleşmede net yazılmıyorsa ispat güçleşir.
- Teknik şartsız sözleşme imzalamak: Malzeme kalitesi belirsiz bırakıldığında müteahhit her zaman en ucuz seçeneği kullanır. Teknik şartname ayrı bir ek olarak sözleşmeye bağlanmalıdır.
- Teminat almadan ilerlemek: Banka teminat mektubu ya da ipotek olmadan yapılan KKİS, müteahhit iflasında arsa sahibini tamamen açıkta bırakır. Teminat sözleşmeye yazılmalı ve teslim edilmeden işe başlanmamalıdır.
- Müteahhitten daire alırken KKİS'i okumamak: Müteahhitten maket üzerinden daire alan alıcıların büyük çoğunluğu temel soruları sormaz: müteahhit hak etmiş mi, devir kademelimi yapılıyor, inşaat hangi aşamada? Bu soruların yanıtı alınmadan imza atılmamalıdır. Hukuki sorularınızı platform üzerinden avukatlara iletebilirsiniz.
Selin, Murat ve Aydın'ın davası bu 7 hatanın neredeyse tamamını barındırıyordu. Avukat listeyi önlerine koyduğunda üçü de sustular. "Bunların hiçbirini düşünmemiştik" dedi Selin. "Biz sadece güvendik." Güven, hukuki sistemde bir sözleşme maddesi değildir.
Kişisel Değerlendirme: Hangi Tarafa Hangi Adım?

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tek bir sözleşme metninin üç farklı taraf için üç tamamen farklı hukuki gerçeklik yarattığı nadir kurumlardan biridir. Arsa sahibi, müteahhit ve daire alıcısı aynı binanın farklı pencerelerinden bakar ve her biri farklı risklere maruz kalır.
Arsa sahibiyseniz: Sözleşme aşaması her şeydir. Tapuyu kademeli devredin, teslimi iskana bağlayın, teknik şartnameyi ayrıntılı hazırlayın, gecikme tazminatını rakamlarla yazın, teminat alın. Sözleşme imzalandıktan sonra pazarlık gücünüz önemli ölçüde azalır. Ankara'da gayrimenkul hukuku avukatlarına ulaşmak için platformdaki listeden yararlanabilirsiniz.
Müteahhitseniz: Arsa sahibinin güvencelerini anlayın ve bunları karşılayabilecek kapasitenizi dürüstçe değerlendirin. Taahhüt ettiğiniz süreleri gerçekçi tutun; gecikme hem para hem de hukuki sorumluluk getirir. İnşaat finansmanınızı KKİS imzalamadan önce netleştirin; alıcılardan aldığınız ön ödemeleri inşaat finansmanı olarak değil, teslim taahhüdü olarak görün.
Daire alıcısıysanız: Müteahhitten maket üzerinden daire almak, müteahhidin performansına ortak olmak demektir. Bu seçim bazen büyük fırsatlar sunar ama her zaman büyük riskler de barındırır. Alım öncesinde KKİS'i okuyun, tapu devir takvimini öğrenin, müteahhidin başka projelerini araştırın. Tüketici sıfatıyla alıyorsanız, ön ödemeli konut mevzuatının size sağladığı ek korumalar hakkında bilgi edinin. Uzman bir avukata danışmak, bu süreçte en akılcı ilk adımdır.
Selin, Murat ve Aydın'ın davası nihayet bilirkişi raporunu bekliyor. Müteahhitten daire alanlardan bir kısmı uzlaşma yoluna gitti, bir kısmı davayı sürdürüyor. Hikaye bitmedi. Ama daha başından doğru kurulmuş bir sözleşme olsaydı, bu hikaye hiç başlamazdı.