Büyükçekmece Çevre Hukuku Avukatları

Büyükçekmece, İstanbul ilçesinde çevre hukuku alanında hizmet veren 481 avukat. ÇED, çevre izinleri, kirlilik tazminatı, idari para cezaları ve görevli mahkeme bilgileriyle inceleyin.

Av. Zafer Akbay
Av. Zafer Akbay
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 51544 sicil numaralı üyesidir.

Av. Nil Gizem Kutlu
Av. Nil Gizem Kutlu
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 67333 sicil numaralı üyesidir.

Av. Salim Özcan
Av. Salim Özcan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 28536 sicil numaralı üyesidir.

Av. Menekşe Eren
Av. Menekşe Eren
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 38696 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Oğulcan Başar
Av. Oğulcan Başar
İstanbul İstanbul Barosu

65087 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Erdem Kiliç
Av. Erdem Kiliç
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 34762 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Deniz Altuntaş
Av. Deniz Altuntaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 75791 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Abdülkerim Saltuk Buğra Uzuntaş
Av. Abdülkerim Saltuk Buğra Uzuntaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 62124 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Mehmet Sühel Kadak
Av. Mehmet Sühel Kadak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 15059 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Nilay Yilmaz
Av. Nilay Yilmaz
İstanbul İstanbul Barosu

74470 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Nurcan Karaarslan
Av. Nurcan Karaarslan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 38865 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Pinar Yildirim Gökdağ
Av. Pinar Yildirim Gökdağ
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 39841 sicil numaralı üyesidir.

Av. Merve Selvi
Av. Merve Selvi
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 63623 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Kerem Uluocak
Av. Kerem Uluocak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 70939 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nazli Gülce Başak
Av. Nazli Gülce Başak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 68073 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ayşe Uzuntaş
Av. Ayşe Uzuntaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 62685 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Yeşim Bayrambey Özel
Av. Yeşim Bayrambey Özel
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 41434 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Emir Serhad Seymen
Av. Emir Serhad Seymen
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 27290 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Cenk Şen
Av. Cenk Şen
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 41006 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ece Barlik
Av. Ece Barlik
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 83167 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Fikret Özdemir
Av. Fikret Özdemir
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 15295 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Mükremin Yikilmaz
Av. Mükremin Yikilmaz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 31095 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Birol Özcan
Av. Birol Özcan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 15979 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Ayşen Özlem Kopuk
Av. Ayşen Özlem Kopuk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 55580 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Burak Kadir Aykul
Av. Burak Kadir Aykul
İstanbul İstanbul Barosu

89485 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. İrfan Şefreş Hasbayram
Av. İrfan Şefreş Hasbayram
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 34612 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Ahmet Yilmaz
Av. Ahmet Yilmaz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 15305 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Besim Emirhan Ertürk
Av. Besim Emirhan Ertürk
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 54248 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Şeyma Bağ
Av. Şeyma Bağ
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 91756 sicil numaralı üyesidir.

Av. Zeliha Eren
Av. Zeliha Eren
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 77847 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Nuri Aydin
Av. Nuri Aydin
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 15477 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Helin Özcan
Av. Helin Özcan
İstanbul İstanbul Barosu

84316 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Elçin Göçer
Av. Elçin Göçer
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 84131 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Selvihan Cengiz
Av. Selvihan Cengiz
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 16257 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Sibel Kayrak
Av. Sibel Kayrak
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 38457 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Doğan Kütükçü
Av. Doğan Kütükçü
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 24516 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Rabiya Aktaş
Av. Rabiya Aktaş
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 87120 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Aybüke Tuğçe Karakoyunlu
Av. Aybüke Tuğçe Karakoyunlu
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 49797 sicil numaralı üyesidir.

Av. Alper Ergün
Av. Alper Ergün
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 35874 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Muhammed Talha Kömürcü
Av. Muhammed Talha Kömürcü
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 60552 sicil numaralı üyesidir.

Av. İlknur Kocaağa
Av. İlknur Kocaağa
İstanbul İstanbul Barosu

27044 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Murat Hasret Kaya
Av. Murat Hasret Kaya
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık hizmetleri sunmaktadır. İstanbul Barosu'na 26774 sicil numarasıyla kayıtlıdır.

Av. Hamdi Tarim
Av. Hamdi Tarim
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 24667 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Firat Mehmetoğlu
Av. Firat Mehmetoğlu
İstanbul İstanbul Barosu

66242 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Atalay Dönmez
Av. Atalay Dönmez
İstanbul İstanbul Barosu

98079 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Zülal Zübeyde Ortaeri
Av. Zülal Zübeyde Ortaeri
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 66105 sicil numaralı üyesidir.

Av. Zehra Duygu Kocamanoğlu Kevser
Av. Zehra Duygu Kocamanoğlu Kevser
İstanbul İstanbul Barosu

66348 baro sicil numarasıyla İstanbul Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak İstanbul ilinde faaliyet göstermektedir.

Av. Tahir Aslan
Av. Tahir Aslan
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul ilinde avukatlık mesleğini icra etmekte olup İstanbul Barosu'nun 15387 sicil numaralı üyesidir.

Av. Ümit Demir
Av. Ümit Demir
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu bünyesinde 63616 sicil numarasıyla kayıtlıdır. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Av. Merve Taşkiran Özgen
Av. Merve Taşkiran Özgen
İstanbul İstanbul Barosu

İstanbul Barosu'nun 54761 sicil numaralı üyesidir. İstanbul ilinde avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Büyükçekmece, İstanbul Çevre Hukuku Avukatları — Kapsamlı Rehber

Bu rehber, Büyükçekmece (İstanbul) bölgesinde çevre hukuku uyuşmazlıklarını; Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci ve ÇED kararına itiraz, çevre izin ve lisansları, çevre kirliliğinden doğan tazminat, çevre idari para cezaları, imar ve ÇED iptal davaları, çevreye karşı suçlar ile görevli-yetkili mahkeme açısından ele alır. Amaç, çoğu zaman idari, hukuk ve ceza yargısını birlikte ilgilendiren bu sürecin baştan doğru yönetilmesine ve dosyanıza uygun avukatı bilinçli seçmenize yardımcı olmaktır. Çevre hukuku, hem dava sürelerinin hak düşürücü olması hem de teknik bilirkişi süreçlerinin ağırlığı nedeniyle titiz bir hazırlık gerektiren alanlardan biridir.

Kısa Bakış — Çevre Hukukunda Öne Çıkanlar
  • Görevli mahkeme: ÇED, izin ve idari para cezalarında idare mahkemesi; kirlilik tazminatında asliye hukuk; çevre suçlarında ceza mahkemeleri.
  • Süre: İdari işlemlere karşı dava açma süresi kural olarak altmış gün; hak düşürücü niteliktedir.
  • Temel ilke: Çevre Kanunu, kusura bakılmaksızın 'kirleten öder' esasını benimser.
  • Geçici koruma: Telafisi güç zarar riskinde ÇED/izin/ruhsat işlemleri için yürütmenin durdurulması istenebilir.
  • Yer: Büyükçekmece kaynaklı idari dosyalar ilin bağlı olduğu idare mahkemesinde; ceza ve tazminat dosyaları Büyükçekmece Adliyesi yargı çevresinde görülür.

Çevre Hukuku Nedir? Kapsamı

Çevre hukuku; havanın, suyun, toprağın, doğal kaynakların ve ekosistemlerin korunmasını, kirliliğin önlenmesini ve çevreye verilen zararların giderilmesini düzenleyen, kamu hukuku ile özel hukukun kesiştiği çok katmanlı bir hukuk dalıdır. Anayasa, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu; çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin hem devletin hem de vatandaşların ödevi olduğunu belirtir. Bu anayasal temel, çevre hukukunun hem bireysel hak hem de kamusal ödev boyutunu ortaya koyar.

Çevre hukukunun kendine özgü bazı ilkeleri vardır. Kirleten öder ilkesi, çevreyi kirleten veya zarara yol açan kişinin, kusuru olsun olmasın bu zararın giderilmesinden sorumlu tutulmasını ifade eder. Önleme ve ihtiyat ilkeleri, zarar doğmadan önce tedbir alınmasını; bilimsel belirsizlik hâlinde dahi çevre lehine önlem alınmasını öngörür. Katılım ilkesi ise halkın, çevreyi etkileyen kararların alınmasına katılabilmesini güvence altına alır. Bu ilkeler, ÇED sürecinden idari para cezalarına kadar pek çok kurumu şekillendirir.

Çevre uyuşmazlıkları tek bir yargı düzenine sıkışmaz. Bir maden ruhsatı ya da santral için verilen ÇED kararı idari yargıyı; bu tesisin yol açtığı kirlilik nedeniyle bir mülk sahibinin uğradığı zarar özel hukuku (asliye hukuk mahkemesi); atıkların çevreye zarar verecek şekilde bırakılması ise ceza hukukunu ilgilendirir. Bu nedenle çevre hukuku davalarında ilk adım, uyuşmazlığın hangi yargı düzenine ve hangi dava türüne ait olduğunun doğru belirlenmesidir. Aşağıda en sık karşılaşılan çevre uyuşmazlığı grupları özetlenmiştir:

ÇED Süreci
Rapor, karar, iptal
Çevre İzni
İzin ve lisanslar
Kirlilik
Hava, su, gürültü
İdari Para Cezası
Çevre yaptırımları
İptal Davası
İmar ve ÇED iptali
Çevre Suçları
Kirletme yaptırımı

ÇED Süreci ve ÇED Kararına İtiraz

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), çevre hukukunun önleyici çekirdeğidir; yatırım daha başlamadan çevresel etkilerin değerlendirilmesini sağlar.

ÇED; gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz etkilerin önlenmesi ya da en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirilmesi sürecidir. Süreç, projenin ÇED Yönetmeliği ekli listelerinden hangisine girdiğinin belirlenmesiyle başlar. Büyük ölçekli projeler için ÇED raporu hazırlanır; kapsam ve özel format belirlenir, halkın katılımı toplantısı yapılır, inceleme-değerlendirme komisyonu raporu değerlendirir ve idare 'ÇED Olumlu' ya da 'ÇED Olumsuz' kararı verir. Daha küçük ölçekli projelerde ise seçme-eleme kriterleri uygulanarak 'ÇED Gereklidir' veya 'ÇED Gerekli Değildir' kararı alınır.

ÇED sürecinin sonunda idarenin verdiği karar bir idari işlem olduğundan, hukuka aykırı bulunması hâlinde idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. İptal davasında en sık ileri sürülen hukuka aykırılıklar; ÇED raporunun eksik, yanlış ya da gerçeği yansıtmayan verilere dayanması, halkın katılımı toplantısının usulüne uygun düzenlenmemesi, aynı bölgedeki diğer projelerle birlikte doğacak kümülatif etkilerin değerlendirilmemesi ve alternatiflerin gerçekçi biçimde tartışılmamasıdır. Davanın kabulü hâlinde ÇED kararı iptal edilir ve idare, hukuka uygun yeni bir değerlendirme yapmakla yükümlü olur.

ÇED kararının iptali davasında, dava açma süresi kararın ilan veya tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gündür ve hak düşürücüdür. Bir ÇED olumlu kararına dayanılarak faaliyete başlanması hâlinde ağaç kesimi, hafriyat veya inşaat gibi geri dönüşü zor sonuçlar doğabileceğinden, iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilmesi büyük önem taşır. Bu davalar teknik nitelikte olduğundan bilirkişi incelemesi çoğunlukla belirleyici rol oynar; raporlara karşı süresinde ve gerekçeli itiraz edilmesi sürecin kritik adımlarındandır.

Çevre İzin ve Lisansları

Çevreyi kirletme potansiyeli taşıyan faaliyetler, ilgili mevzuat uyarınca çevre izni veya çevre lisansı almak zorundadır. Çevre izni; hava emisyonu, atıksu deşarjı, gürültü ve derin deniz deşarjı gibi konularda faaliyet gösteren tesislerin çevreye verdikleri etkiler bakımından mevzuata uygunluğunu belgeleyen bir izindir. Çevre lisansı ise atıkların toplanması, ayrıştırılması, geri kazanımı, geri dönüşümü veya bertarafı gibi işlemleri yapan tesisler için gereklidir. Uygulamada çoğu tesis, ilgili konuları kapsayan tek bir çevre izin ve lisans belgesi ile faaliyet gösterir.

İzin sürecinde tesis, önce geçici faaliyet belgesi alır; belirli sürede gerekli ölçüm, analiz ve raporları tamamlayarak nihai belgeye başvurur. Ölçüm sonuçlarının mevzuattaki sınır değerleri sağlaması, tesisin kategorisine uygun başvuru yapılması ve belgelerin eksiksiz sunulması, iznin verilmesinin ön koşullarıdır. İzin başvurusunun reddi, geçici faaliyet belgesinin iptali veya iznin askıya alınması gibi işlemler tesisin faaliyetini doğrudan etkiler.

Çevre izin ve lisansına ilişkin bu işlemler idari işlem niteliğinde olduğundan, hukuka aykırı bulunmaları hâlinde idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Tesis işleticileri bakımından iznin reddi ya da iptaline karşı; komşu ve çevrede yaşayanlar bakımından ise çevreye zarar verecek şekilde verilen bir iznin iptali için dava açılması gündeme gelebilir. Her iki durumda da dava süresi, işlemin tebliğ veya öğrenildiği tarihe göre hesaplanır ve teknik uygunluk değerlendirmesi çoğu zaman bilirkişi incelemesini gerektirir.

Çevre Kirliliği ve Tazminat

Çevre kirliliği; bir tesisin ya da kişinin faaliyeti sonucu havaya, suya, toprağa zararlı madde bırakılması, gürültü, koku, titreşim ya da emisyon yayılması gibi yollarla çevrenin ve çevrede yaşayanların olumsuz etkilenmesidir. Kirlilik nedeniyle mülkünde değer kaybı, üründe zarar, sağlık sorunu ya da kullanım kaybı yaşayan kişiler, bu zararın giderilmesi için tazminat davası açabilir. Bu davalar, kirleten özel kişi veya şirkete karşı adli yargıda, kural olarak taşınmazın bulunduğu ya da zararın doğduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Çevre hukukunda tazminat sorumluluğunun en belirgin özelliği, kirleten öder ilkesine dayanmasıdır. Çevre Kanunu, çevreyi kirletenlerin ve çevreye zarar verenlerin, doğan zarardan kusurları olup olmadığına bakılmaksızın sorumlu olduklarını öngörür. Bu, çevre zararlarında kusursuz (objektif) sorumluluğu güçlendirir; mağdurun, kirletenin kusurlu olduğunu ayrıca ispatlaması gerekmez. Mağdurun ispatlaması gereken temel unsurlar; bir zararın varlığı, kirletici faaliyet ve bu faaliyet ile zarar arasındaki nedensellik bağıdır.

Uygulamada bu davaların en zorlu tarafı, kirlilik ile zarar arasındaki nedensellik bağının ve zarar miktarının ortaya konmasıdır. Bu nedenle çevre tazminat davalarında keşif ve teknik bilirkişi incelemesi çoğu zaman belirleyicidir; hava, su ve toprak analizleri, emisyon ölçümleri ve sağlık raporları delil olarak sunulur. Ayrıca kirliliğin sürekli olması hâlinde, geçmiş zararların tazmini yanında kirliliğin durdurulması (önleme) talepleri de gündeme gelebilir. Zamanaşımı sürelerinin doğru hesaplanması, hak kaybını önlemek açısından önemlidir.

Çevre İdari Para Cezaları

Çevre mevzuatına aykırı davranışlar, Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca idari para cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır. İzinsiz ya da izne aykırı atıksu deşarjı, hava emisyonu sınır değerlerinin aşılması, atıkların usulüne aykırı bertarafı, gürültü sınırlarının aşılması ve tehlikeli maddelerin mevzuata aykırı kullanımı gibi fiiller bu cezalara en sık konu olan başlıklardır. Cezalar, kural olarak Çevre ve Şehircilik teşkilatı ile yetki devri yapılan idareler (belediyeler gibi) tarafından uygulanır.

Çevre idari para cezası bir idari yaptırım kararıdır ve tespit tutanağına dayanır. Cezanın hukuka uygun olması için; ihlalin usulüne uygun tespit edilmesi, tutanağın gerektiği gibi düzenlenmesi, ceza miktarının kanunda öngörülen usule göre doğru hesaplanması ve varsa tekerrür hükümlerinin doğru uygulanması gerekir. Kirliliğin ağırlığı ve tekrarı, ceza miktarını artıran unsurlardır. Bazı ağır ihlallerde para cezası yanında faaliyetin durdurulması gibi ek yaptırımlar da uygulanabilir.

Çevre Kanunu kapsamında verilen idari para cezalarına karşı, kararın tebliğinden itibaren süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. İtirazda; tutanağın usulü, ölçüm ve analiz sonuçlarının güvenilirliği, ceza miktarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı ve orantılılık ilkesi değerlendirilir. Dava süresinin kaçırılması cezanın kesinleşmesine ve tahsil sürecinin başlamasına yol açar. Bu nedenle ceza tebliğ edildiğinde tebliğ tarihinin ve dava süresinin doğru tespiti, hak kaybını önlemenin ilk adımıdır.

İmar ve ÇED İptal Davaları

Çevre hukuku ile imar hukuku, özellikle korunması gereken alanlarda sık sık kesişir. İmar planları, plan değişiklikleri, mevzi imar planları, yapı ruhsatları ve bunlara dayanan idari işlemler birer idari işlem olduğundan, çevre değerlerine veya kamu yararına aykırı olduğu iddiasıyla idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Sit alanları, orman ve mera vasıflı taşınmazlar, kıyılar, sulak alanlar ve içme suyu havzaları gibi hassas bölgelerde yapılaşmaya izin veren plan ve ruhsatlar, bu davaların merkezinde yer alır.

İmar planlarına karşı dava açma usulünün kendine özgü bir aşaması vardır: planlar kesinleşmeden önce belirli bir süre askıya çıkarılır ve ilgililer bu askı süresi içinde plana itiraz edebilir. İtirazın reddi veya idarenin süresinde cevap vermemesi (zımni ret) üzerine dava açma süresi işlemeye başlar. Askı süresinin ve itiraz sürecinin doğru takip edilmemesi, plana karşı dava hakkının kaybına yol açabilir. Plana karşı dava; planın bütününe ya da belirli bir bölgeyi etkileyen kısmına yönelik açılabilir.

ÇED kararlarının iptali ise, imar davalarıyla çoğu zaman birlikte yürür; çünkü büyük bir yatırım için hem ÇED kararı hem de imar planı/ruhsat gerekli olabilir. Bu davalarda telafisi güç zarar (ağaç kesimi, hafriyat, inşaatın ilerlemesi gibi) sıklıkla gündeme geldiğinden, iptal talebiyle birlikte yürütmenin durdurulması istenmesi belirleyici olabilir. İdari yargının işlemin yerindeliğini değil hukuka uygunluğunu denetlediği unutulmamalı; dava, işlemin çevre ve imar mevzuatına, üst ölçekli planlara ve kamu yararına aykırılığı üzerine kurulmalıdır.

Çevreye Karşı Suçlar

Çevrenin korunması yalnızca idari ve özel hukuk araçlarıyla değil, ceza hukuku ile de sağlanır. Türk Ceza Kanunu, çevrenin kasten ya da taksirle kirletilmesini ayrı suç tipleri olarak düzenler. Kasten kirletme suçunda; atık veya artıkların toprağa, suya ya da havaya, ilgili teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek biçimde bilerek bırakılması cezalandırılır. Fiilin, insan veya hayvan sağlığı ile üründe kalıcı ya da ağır etki doğurması, atığın kalıcı özellik taşıması gibi hâllerde ceza artırılır.

Taksirle çevrenin kirletilmesi suçu ise, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucu çevrenin kirletilmesini kapsar ve kasten işlenen hâle göre daha hafif yaptırıma bağlanmıştır. Bunun yanında ilgili maddelerde; ithali yasak atık veya maddelerin ülkeye sokulması gibi fiiller de suç olarak düzenlenmiştir. Bu suçlarda, tüzel kişiler bünyesinde işlenen fiiller bakımından ilgili kişilerin sorumluluğu ile tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri de gündeme gelebilir.

Çevreye karşı suçlarda soruşturma Cumhuriyet savcılığınca yürütülür; kovuşturma ise ceza mahkemesinde görülür. Büyükçekmece merkezli bir çevre suçuna ilişkin dosya, Büyükçekmece Adliyesi yargı çevresindeki yetkili ceza mahkemesinde takip edilir. Bu dosyalarda; kirliliğin varlığı, teknik ölçüm sonuçları, kastın veya taksirin belirlenmesi ve fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağı temel tartışma başlıklarıdır. Ceza davasıyla birlikte, aynı olaydan zarar gören kişilerin tazminat talepleri de gündeme gelebilir; ancak tazminat davalarının hukuk mahkemesinde ayrıca değerlendirildiği unutulmamalıdır.

Büyükçekmece'da Çevre Davası Hangi Mahkemede Açılır? Görevli ve Yetkili Mahkeme

Çevre hukuku, birden çok yargı düzenini ilgilendirdiğinden görevli mahkemenin doğru belirlenmesi sürecin en kritik adımıdır.

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
ÇED kararının iptaliİdare Mahkemesi
Çevre izin / lisans işlemleriİdare Mahkemesi
Çevre idari para cezasına itirazİdare Mahkemesi
İmar planı / ruhsat iptaliİdare Mahkemesi
Kirlilikten doğan tazminatAsliye Hukuk Mahkemesi
Çevreye karşı suçlar (kirletme)Ceza Mahkemesi (Büyükçekmece Adliyesi)
Yer bakımından yetki — Büyükçekmece

İdare mahkemeleri her ilçede kurulmadığından, Büyükçekmece'da tesis edilmiş bir ÇED, izin veya idari para cezası işlemine karşı açılacak dava, İstanbul ilinin bağlı olduğu idare mahkemesinde görülür. Kirlilikten doğan tazminat davaları, kural olarak taşınmazın bulunduğu ya da zararın doğduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. Çevreye karşı suçlara ilişkin ceza davaları ise Büyükçekmece merkezli dosyalar bakımından Büyükçekmece Adliyesi yargı çevresindeki yetkili ceza mahkemesinde takip edilir.

Görev ve yetki kuralları kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Yanlış yargı düzeninde ya da yanlış mahkemede açılan dava, görev veya yetki yönünden reddedilir; bu da değerli zaman ve bazen hak kaybına yol açar. Çevre uyuşmazlıkları çoğu zaman aynı olaydan doğan birden çok talebi (iptal, tazminat, ceza) barındırdığından, her talebin doğru mahkemede ve doğru usulle ileri sürülmesi, sürecin en teknik ve en belirleyici adımlarından biridir.

Başvurudan Karara: Çevre Davası Süreci

Çevre hukuku davaları, ilgili oldukları yargı düzenine göre farklı usullere tabidir; ancak idari yargıda görülen ÇED, izin ve idari para cezası davaları bakımından tipik süreç aşağıdaki gibi işler. İdari yargılamanın yazılı usule tabi olması ve re'sen araştırma ilkesi, bu davalara özgü teknik yapıyı belirler.

1
Ön değerlendirme

Uyuşmazlığın türü, doğru yargı düzeni, dava süresi ve dava ehliyeti (menfaat/hak ihlali) değerlendirilir.

2
Belge toplama

ÇED raporu, izin/ruhsat belgeleri, tespit tutanakları, ölçüm-analiz sonuçları ve tebligat belgeleri derlenir.

3
Dava dilekçesi

Süresi içinde, hukuka aykırılık sebeplerini gerekçeleriyle içeren dava dilekçesiyle dava açılır.

4
Yürütmenin durdurulması

Telafisi güç zarar riski varsa, koşulların bulunması hâlinde ara kararla yürütmenin durdurulması istenir.

5
Keşif ve bilirkişi

Kirlilik, etki ve zarar teknik olduğundan keşif ve bilirkişi incelemesi yapılır; rapora itiraz süreci işler.

6
Karar

Mahkeme; iptal, ret veya tazminata hükmeden bir karar verir; ceza davalarında beraat/mahkumiyet kararı çıkar.

7
İstinaf ve temyiz

Karara karşı ilgili kanun yollarına (bölge idare/bölge adliye mahkemesi ve üst mercii) başvurulabilir.

Çevre davalarında sürecin kalbi çoğu zaman bilirkişi incelemesidir. Teknik raporun eksik, çelişkili veya yönteme aykırı olması hâlinde rapora karşı süresinde ve gerekçeli itiraz edilmesi, gerekirse yeni bir bilirkişi heyeti talep edilmesi belirleyici olabilir. Bu nedenle çevre dosyalarında hukuki ve teknik değerlendirmenin birlikte yürütülmesi önem taşır.

Çevre Davalarında Dava Açma Ehliyeti ve Menfaat

Çevre hukukunun ilgi çekici yönlerinden biri, dava açma ehliyetinin nispeten geniş yorumlanabilmesidir. İptal davasında, klasik idari yargı ölçütü olan menfaat ihlali aranır; kişisel bir hakkın doğrudan ihlal edilmiş olması şart değildir. Çevre değerlerinin korunmasında toplumsal bir menfaat bulunması nedeniyle, kirlilikten ya da hukuka aykırı bir işlemden etkilenen bölgede yaşayanların dava ehliyeti bu çerçevede değerlendirilir.

Uygulamada, çevreyi etkileyen bir işleme (ÇED kararı, ruhsat, plan gibi) karşı; işlemin etkilediği bölgede yaşayan kişiler, o bölgede taşınmazı bulunanlar ve çevre koruma amacı taşıyan bazı dernek ve kuruluşlar dava açabilmektedir. Menfaat ilişkisinin 'kişisel, meşru ve güncel' olması aranır; bu ölçüt, herkesin her işleme karşı dava açmasını sınırlarken, çevre değerlerinden etkilenenlerin mahkemeye erişimini de güvence altına alır.

Tazminat (özel hukuk) davalarında ise durum farklıdır: burada kişinin kişisel bir hakkının (mülkiyet, sağlık, kullanım gibi) ihlal edilmiş ve bir zarara uğramış olması gerekir. Yani salt çevrenin kirlendiği iddiası tek başına tazminat için yeterli değildir; davacının kendi malvarlığında ya da kişilik değerlerinde somut bir zararı bulunmalıdır. Bu ayrım, hangi davanın hangi mahkemede ve hangi ehliyetle açılacağının doğru belirlenmesini gerektirir.

Gerekli Belgeler ve Deliller

Çevre hukuku dosyalarının sağlıklı ilerlemesi ve dava dilekçesinin eksiksiz hazırlanabilmesi için aşağıdaki belge ve bilgilerin baştan toplanması önerilir:

  • Dava konusu idari işlemin (ÇED kararı, izin/ruhsat, idari para cezası) aslı veya onaylı örneği ile tebliğ/ilan tarihini gösteren belge
  • ÇED raporu, proje tanıtım dosyası ve halkın katılımı toplantısına ilişkin belgeler
  • Hava, su, toprak analizleri, emisyon-deşarj ölçüm sonuçları ve varsa laboratuvar raporları
  • İdareyle yapılan yazışmalar, şikâyet başvuruları, tespit ve denetim tutanakları
  • Tazminat taleplerinde tapu, taşınmazın durumunu gösteren belgeler, zararı ve nedensellik bağını ortaya koyan raporlar
  • Sağlık etkileri iddiasında hekim raporları ve tıbbi belgeler
  • İmar dosyalarında imar planı örneği, plan değişikliği, askı ve itiraz belgeleri

İdarede bulunan ancak elde edilemeyen belgeler için, mahkemeden re'sen getirtilmesi (celbi) talep edilebilir; idari yargıdaki re'sen araştırma ilkesi bu konuda davacıya kolaylık sağlar.

Çevre Davalarında Sık Yapılan Hatalar

Çevre hukukunun çok katmanlı yapısı, erken aşamada yapılan hataların ağır sonuçlar doğurmasına yol açabilir. Uygulamada en sık karşılaşılanlar:

  • Dava süresini kaçırmak: ÇED, izin veya idari para cezası işlemine karşı altmış günlük hak düşürücü sürenin gözden kaçırılması.
  • Yanlış yargı yolunu seçmek: Kirlilik tazminatını idari yargıda ya da bir ÇED iptalini adli yargıda açmak; görev/yetki yönünden ret ile zaman kaybı.
  • Yürütmenin durdurulmasını istememek: Ağaç kesimi, hafriyat veya inşaatın ilerlemesi gibi geri dönüşü zor işlemlerde geçici korumayı talep etmemek.
  • Bilirkişi raporuna itiraz etmemek: Teknik olarak eksik veya çelişkili raporu süresinde ve gerekçeli biçimde eleştirmemek.
  • Askı süresini ve itirazı atlamak: İmar planlarına karşı askı süresi içinde idareye itiraz aşamasını gözden kaçırmak.
  • Nedensellik bağını ihmal etmek: Tazminat davasında kirlilik ile zarar arasındaki bağı ortaya koyacak delilleri toplamadan dava açmak.

Bu hataların çoğu, sürecin başında hukuki destek alınarak önlenebilir. Özellikle sürelerin, doğru yargı yolunun ve delil stratejisinin baştan teyit edilmesi, davanın esasının incelenebilmesinin ve başarılı sonuçlanmasının ön koşuludur.

Büyükçekmece'da Çevre Hukuku Avukatı Seçerken

Çevre davaları; süre hassasiyeti, çok katmanlı yargı yapısı ve yoğun teknik-bilirkişi süreçleri nedeniyle titizlik ve alan deneyimi gerektiren süreçlerdir. Avukat değerlendirmesinde öne çıkan ölçütler ve ilk görüşmede yöneltebileceğiniz sorular şunlardır:

  • Çevre ve idare hukuku deneyimi: ÇED iptali, çevre izni, idari para cezası ve tazminat dosyalarında birikim.
  • Teknik dosya hâkimiyeti: Bilirkişi raporlarını okuyabilme, ölçüm ve analiz sonuçlarını hukuki argümana dönüştürebilme.
  • Süre ve usul titizliği: İdari başvuru, askı süresi, dava süreleri ve yürütmenin durdurulması stratejisinde dikkat.
  • Yerel yargı bilgisi: Bölgedeki idare, adli yargı ve bilirkişilik uygulamalarına aşinalık.
  • Şeffaf bilgilendirme: Süreç, olası sonuçlar ve ücret konusunda vekâlet öncesi açık iletişim.

İlk görüşmede sorabileceğiniz sorular

  • Bu uyuşmazlık idari yargıda mı, hukuk mahkemesinde mi yoksa ceza mahkemesinde mi görülür?
  • İşlemin tebliğ/ilan tarihine göre dava açma sürem ne zaman doluyor?
  • Yürütmenin durdurulmasını istememiz gerekir mi; koşulları uygun mu?
  • Zararı ve nedensellik bağını ispat için hangi ölçüm, analiz ve raporlar gerekir?
  • Sürecin yaklaşık aşamaları, süresi ve ücretlendirme nasıl işler?

Çevre Hukukunun Diğer Uygulama Alanları

Çevre hukuku, yukarıda ele alınan başlıkların ötesinde günlük yaşamı ve ekonomik faaliyetleri doğrudan etkileyen pek çok konuyu kapsar. İki temel eksende sık karşılaşılan alanlar:

Atık Yönetimi

Tehlikeli ve tehlikesiz atıkların toplanması, taşınması, geri kazanımı ve bertarafına ilişkin yükümlülükler ile ambalaj, tıbbi ve elektronik atık düzenlemeleri.

Gürültü ve Emisyon

Çevresel gürültü sınır değerleri, sanayi ve eğlence tesislerinden kaynaklanan gürültü ile hava emisyonlarına ilişkin ölçüm ve denetim süreçleri.

Doğa ve Sit Alanları

Orman, mera, milli park, sit alanı, kıyı ve sulak alanların korunması; bu alanlarda yapılaşma ve kullanımın hukuki sınırları.

Sanayi ve Faaliyet Denetimi

Tesislerin çevresel denetimi, geçici faaliyet durdurma, mühürleme kararları ve çevre mevzuatına uyum yükümlülükleri.

Bu alanların her biri kendine özgü yönetmeliklere, teknik sınır değerlere ve başvuru yollarına sahiptir. Örneğin atık yönetimi ihlallerinde hem idari para cezası hem de çevre suçu; gürültü şikâyetlerinde hem idari yaptırım hem de komşuluk hukukuna dayalı tazminat talepleri birlikte gündeme gelebilir. Bu nedenle uyuşmazlığın türü belirlendikten sonra, o alana özgü teknik ve hukuki usulün doğru izlenmesi gerekir.

Çevresel Katılım ve Bilgi Edinme Hakkı

Çevre hukukunun önemli araçlarından biri, çevresel bilgiye erişim ve karar alma süreçlerine katılım haklarıdır. Anayasal çevre hakkı ile bağlantılı olarak, herkesin çevreyi etkileyen kararlar hakkında bilgi edinmeye ve bu süreçlere katılmaya hakkı bulunur. ÇED sürecindeki halkın katılımı toplantısı, bu katılım hakkının somut bir görünümüdür; toplantının usulüne uygun yapılmaması, ÇED kararının iptali sebeplerinden biri olarak ileri sürülebilir.

Çevreyi etkileyen bir işlem hakkında bilgi ve belgeye ulaşmak için, idareye bilgi edinme başvurusunda bulunulabilir. Böylece bir tesisin izin durumu, denetim tutanakları, ölçüm sonuçları veya bir plana ilişkin belgeler talep edilebilir. Elde edilen bu bilgiler, hem dava açma kararının bilinçli verilmesini hem de dava dilekçesinin somut delillerle güçlendirilmesini sağlar.

Bunun yanında, çevreyi kirleten veya mevzuata aykırı davranan tesisler hakkında ilgili idareye şikâyet ve ihbar başvurusu yapılabilir. Bu başvurular üzerine idare denetim yapıp gerekirse idari yaptırım uygular. İdarenin başvuruya rağmen harekete geçmemesi (hareketsiz kalması) hâlinde ise, koşulları varsa idarenin bu tutumuna karşı da idari yargı yoluna gidilmesi tartışılabilir. Katılım ve bilgi edinme haklarının etkin kullanılması, çevre uyuşmazlıklarında bireyin en güçlü hukuki araçları arasındadır.

İlgili Mevzuat

  • Çevre Kanunu (2872)
    Çevrenin korunması, kirleten öder ilkesi, izin/lisans ve idari yaptırımlar
  • Türk Ceza Kanunu (5237) — Çevreye Karşı Suçlar
    Çevrenin kasten ve taksirle kirletilmesi ile ilgili suç ve yaptırımlar
  • İdari Yargılama Usulü Kanunu (2577)
    ÇED, izin ve idari para cezası işlemlerine karşı iptal davası, süreler ve yürütmenin durdurulması
  • İmar Kanunu (3194)
    İmar planları, ruhsat ve yapılaşma; çevre ile kesişen imar iptal davaları
  • ÇED Yönetmeliği ve Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği
    ÇED sürecinin ve çevre izin-lisans usulünün ayrıntılarını belirleyen ikincil düzenlemeler

Emsal İçtihat Yaklaşımları

İlke · Kirleten öder

Çevreyi kirletenlerin, kusurları bulunup bulunmadığına bakılmaksızın doğan zarardan sorumlu tutulabileceği; çevre zararlarında objektif sorumluluğun esas alındığı yönündeki yaklaşım.

İlke · Halkın katılımı

ÇED sürecinde halkın katılımı toplantısının usulüne uygun yapılmamasının, ÇED kararı yönünden şekil bakımından hukuka aykırılık sebebi olarak değerlendirilebileceği anlayışı.

İlke · Yürütmenin durdurulması

Çevre değerlerine ağır ve telafisi güç zarar riski taşıyan işlemlerde, koşulların bulunması hâlinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmesinin önem taşıdığı yönündeki yaklaşım.

İlke · Kümülatif etki

Aynı bölgedeki projelerin birlikte doğurduğu çevresel etkilerin (kümülatif etki) değerlendirilmemesinin, ÇED sürecinde eksiklik olarak ileri sürülebileceği değerlendirmesi.

Sıkça Sorulan Sorular

Büyükçekmece'da çevre hukuku davaları hangi mahkemede açılır?

Çevre hukuku davaları, uyuşmazlığın türüne göre farklı yargı düzenlerinde görülür. ÇED kararının iptali, çevre izninin verilmesi ya da geri alınması ve çevre idari para cezalarına karşı açılan davalar idari işlem niteliğinde olduğundan idare mahkemesinde açılır; idare mahkemeleri ilçe bazında değil bölge esasına göre kurulduğundan Büyükçekmece kaynaklı bir işleme karşı dava, İstanbul ilinin bağlı olduğu idare mahkemesinde görülür. Kirlilikten doğan tazminat talepleri asliye hukuk mahkemesinde, çevreye karşı işlenen suçlar ise ceza mahkemelerinde ele alınır. Büyükçekmece merkezli ceza ve tazminat dosyaları Büyükçekmece Adliyesi yargı çevresinde takip edilir.

ÇED kararına nasıl itiraz edilir?

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinin sonunda idare, 'ÇED Olumlu' veya 'ÇED Gerekli Değildir' gibi bir karar verir. Bu karar bir idari işlem olduğundan, karara karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava açma süresi, kararın ilan veya tebliğ tarihini izleyen günden itibaren altmış gündür ve hak düşürücü niteliktedir. Davada; ÇED raporunun eksik veya gerçeği yansıtmaması, halkın katılımı toplantısının usulüne uygun yapılmaması, kümülatif etkilerin değerlendirilmemesi gibi hukuka aykırılıklar ileri sürülebilir. Telafisi güç zarar riski nedeniyle dava ile birlikte yürütmenin durdurulması talep edilmesi uygulamada önem taşır.

Çevre kirliliği nedeniyle tazminat davası açabilir miyim?

Evet. Bir tesisin faaliyeti, atık deşarjı, gürültü, koku veya emisyon gibi nedenlerle mülkünüzde ya da sağlığınızda zarar meydana gelmişse, bu zararın giderilmesi için tazminat davası açabilirsiniz. Çevre Kanunu, kirletenin kusuru bulunup bulunmadığına bakılmaksızın sorumlu olacağı 'kirleten öder' ilkesini benimser; bu, çevre zararlarında kusursuz (objektif) sorumluluğu güçlendirir. Tazminat davası, kirleten özel kişi ya da şirkete karşı asliye hukuk mahkemesinde açılır. Zararın varlığı, kirlilik ile zarar arasındaki nedensellik bağı ve zarar miktarı, çoğu zaman bilirkişi incelemesiyle belirlenir.

ÇED zorunlu olan faaliyetler nelerdir?

Hangi faaliyetlerin ÇED sürecine tabi olduğu, ÇED Yönetmeliği'nin ekli listeleriyle belirlenir. Genel olarak çevre üzerinde önemli etki doğurabilecek büyük ölçekli yatırımlar (enerji santralleri, madencilik, büyük sanayi tesisleri, atık bertaraf tesisleri, baraj ve büyük altyapı projeleri) ÇED raporu hazırlanmasını gerektiren gruba girer. Daha küçük ölçekli bazı faaliyetler ise 'seçme-eleme kriterlerine tabi projeler' listesinde yer alır ve bunlar için idare 'ÇED Gerekli Değildir' ya da 'ÇED Gereklidir' kararı verir. Bir faaliyetin hangi gruba girdiği, projenin türü ve kapasitesine göre yönetmelik ekleri üzerinden belirlenir.

Çevre idari para cezasına itiraz nasıl yapılır?

Çevre mevzuatına aykırılık (izinsiz deşarj, atık yönetimi ihlalleri, emisyon sınırlarının aşılması gibi) hâlinde idare, Çevre Kanunu uyarınca idari para cezası uygular. Bu ceza bir idari yaptırım kararıdır. Çevre Kanunu kapsamında verilen idari para cezalarına karşı, kararın tebliğinden itibaren süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. İtirazda; tespit tutanağının usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, ceza miktarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, tekerrür ve orantılılık ilkeleri değerlendirilir. Sürenin kaçırılması cezanın kesinleşmesine ve tahsil sürecinin başlamasına yol açar.

Çevre izni ve çevre lisansı arasındaki fark nedir?

Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında iki temel belge vardır. Çevre izni; hava emisyonu, atıksu deşarjı, gürültü ve derin deniz deşarjı gibi konularda faaliyet gösteren tesislerin, çevreye verdikleri etkiler bakımından mevzuata uygunluğunu belgeleyen izindir. Çevre lisansı ise atıkların toplanması, geri kazanımı, geri dönüşümü ya da bertarafı gibi işlemleri yapan tesisler için gereklidir. Uygulamada çoğu tesis için tek bir 'çevre izin ve lisans belgesi' düzenlenir. İznin verilmemesi, askıya alınması veya iptali işlemleri idari işlem niteliğinde olup idare mahkemesinde dava konusu edilebilir.

Çevreye karşı suçlar nelerdir ve cezası nedir?

Türk Ceza Kanunu, çevrenin kasten veya taksirle kirletilmesini suç olarak düzenler. Atıkların veya artıkların toprağa, suya ya da havaya, teknik usullere aykırı biçimde ve çevreye zarar verecek şekilde bırakılması cezalandırılır; kalıcı etki doğuran veya insan-hayvan sağlığını tehlikeye atan hâllerde ceza artar. Ayrıca ilgili maddelerde, ithal edilmesi yasak atık ve maddelerin ülkeye sokulması gibi fiiller de yaptırıma bağlanmıştır. Bu suçlarda kovuşturma, savcılık soruşturması sonrası ceza mahkemesinde yürütülür. Suçun kasten mi taksirle mi işlendiği ve zararın ağırlığı, cezanın alt-üst sınırını belirleyen temel unsurlardır.

İmar planına çevre gerekçesiyle dava açılabilir mi?

Evet. İmar planları ve plan değişiklikleri idari işlem niteliğinde olduğundan, planın çevre değerlerine, kamu yararına veya üst ölçekli planlara aykırı olduğu iddiasıyla idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Planlara karşı önce askı süresi içinde idareye itiraz edilir; itirazın reddi veya zımnen reddi üzerine dava süresi işlemeye başlar. Sit alanları, orman, mera, kıyı ve sulak alanlar gibi korunması gereken bölgelerde yapılaşmaya izin veren plan ve ruhsatlar, çevre hukuku ile imar hukukunun kesiştiği en tartışmalı alanlardandır. Bu davalarda telafisi güç zarar sıklıkla gündeme geldiğinden yürütmenin durdurulması talep edilmesi önem taşır.

Çevre davalarında yürütmenin durdurulması ne işe yarar?

İdari yargıda dava açılması, kural olarak dava konusu işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Bir ÇED olumlu kararı, ruhsat veya izin dava süresince yürürlükte kalırsa; ağaç kesimi, inşaat veya faaliyetin başlaması gibi geri dönüşü zor sonuçlar doğabilir. Yürütmenin durdurulması, bu riski önleyen geçici koruma tedbiridir. Mahkeme, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte bulunması hâlinde, gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. Çevre davalarında bu talebin güçlü gerekçelerle sunulması çoğu zaman belirleyicidir.

Çevre hukuku davası ne kadar sürer, avukat zorunlu mu?

Çevre hukuku davalarında avukatla temsil zorunlu değildir; ilgili davasını kendi de takip edebilir. Ancak ÇED mevzuatı, çevre izin usulü, İYUK süreleri ve teknik bilirkişi süreçleri karmaşık olduğundan hukuki destek hak kayıplarını azaltır. Sürenin kesin bir tahmini verilemez; dosyanın niteliği, bilirkişi ve keşif ihtiyacı, ara kararlar ve istinaf-temyiz aşamaları toplam süreyi belirler. Çevre davaları çoğunlukla teknik bilirkişi raporlarına dayandığından, raporlara karşı süresinde ve yerinde itiraz edilmesi sürecin en kritik adımlarındandır. Dilekçelerin baştan eksiksiz hazırlanması gecikmeyi azaltan en önemli etkendir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hukuki kaynaklara dayanılarak derlenmiştir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve somut olayın özelliklerine göre sonuç değişebilir. Süreler, doğru yargı yolu ve teknik değerlendirme dosyaya göre farklılık gösterdiğinden, bağlayıcı değerlendirme için bir avukata başvurunuz.

İlgili Aramalar